Makale

BALKANLARIN YEDİ KÖPRÜSÜ

BALKANLARIN YEDİ KÖPRÜSÜ

Taha KILINÇ

Her coğrafyanın hâkim bir rengi vardır. Kiminin sarı, kiminin kırmızı, kiminin yeşil, kiminin gri… Balkanlar’da ise her yerde iki renk birden eşlik eder size: Mavi ve yeşil. Ormanlar ve nehirler. Başınızı kaldırdığınız her yerde ağaçlar selamlar sizi, gözünüzün gördüğü her köşe başından bir su akar. Hâl böyle olunca, Balkanlar ile özdeş hâle gelen bir diğer şey de köprülerdir. Tarihin en eski dönemlerinden bu yana, Balkanlar’a bereket dağıtan nehir ve derelerin üzerine köprüler inşa edilmiştir. Günümüzde ise Osmanlı’dan miras kalan köprüler, Balkanlar’ın çeşitli bölgelerinde âdeta birer inci gibi parlamaktadır. İşte, bazıları tarihin en önemli hadiselerine şahit olan bu köprülerden yedi tanesinin kısa hikâyesi…

Latin Köprüsü – Saraybosna

Bosna Hersek’in başkenti Saraybosna’nın içinden geçen Miljacka nehrinin üzerinde yer alır. 1541 tarihli bir belgede, köprünün bugünkü yerinde, Hüseyin isimli bir saracın ahşap bir köprü inşa ettiği kayıtlıdır. Sonraki dönemlerde, Ali Aynî Bey, şimdiki köprüyü yaptırmıştır. Latin Köprüsü, ismini, hemen yan tarafında Saraybosna’nın Katolik mahallesinin bulunmasından alır. Ali Aynî Bey’in yaptırdığı taş köprü 1791’de yaşanan büyük selde yıkılmış, 1798’de zengin bir Boşnak tüccar olan Abdullah Briga, şimdiki köprünün yapılması işini üstlenmiştir. Latin Köprüsü, trajik bir suikast sebebiyle yakın tarihteki yerini almıştır. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Veliahdı Arşidük Franz Ferdinand ve eşi Sophie, 28 Haziran 1914’te köprünün hemen yanı başında öldürülür. Bu suikast, hepimizin bildiği gibi Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasına yol açmıştır.

Drina Köprüsü – Vişegrad

Osmanlı Devşirme sisteminin yetiştirdiği en büyük isimlerden olan Sokullu Mehmed Paşa, 1506’da Bosna Hersek’in Vişegrad kasabası yakınlarındaki Sokoloviçi köyünde dünyaya gelmişti. Küçük yaşta İstanbul’a götürülen ve Osmanlı usulünce eğitimden geçirilen Mehmed Paşa, gücünün doruğunda olduğu yıllarda, memleketine kalıcı bir eser bırakmak istedi. Bunun için Mimar Sinan’a emir veren Paşa, 1571-77 yılları arasında Vişegrad’ın içinden geçen Drina nehri üzerine görkemli bir köprü yaptırdı. Tamamen bölgedeki malzeme kullanılarak yapılan köprü, hem Mimar Sinan’ın hem de bütün Balkanların en göz alıcı eserlerinden biri olarak kabul edilir. 179 metre uzunluğa sahip olan 11 gözlü köprü, 6.5 metre genişlikte ve su seviyesinden de 15.40 metre yüksekliktedir. Birinci Dünya Savaşı sırasında bombalanan ve bir kısmı yıkılan köprü, daha sonraki onarımlarla günümüze ulaşmıştır. İnşa edildikten sonra ismi “Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü” olan eser, Hırvat yazar Ivo Andriç’in “Drina Köprüsü” adlı romanıyla 1961’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasının ardından bu isimle anılmaya başlamıştır.

Mostar Köprüsü – Mostar

Ortasından Neretva nehrinin geçtiği Bosna Hersek’in Mostar şehrinin doğu ve batı yakasını birleştirmek için çok sayıda köprü inşa edilmiş ancak hepsi de zaman içinde yıkılmıştı. 1557’de, Osmanlı hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman, o zamana kadarki bütün benzerlerinden daha büyük bir köprü yaptırmaya karar vererek Mimar Sinan’ın öğrencilerinden Mimar Hayreddin’i bu iş için görevlendirdi. Hemen çalışmalara başlayan Mimar Hayreddin, nehrin akış yönüne göre en uygun noktayı tespit ederek inşaata girişti. Tam 9 yıl sonra, ortaya bir şaheser çıkmıştı. Mostar halkının önceleri “Stari Most” yani “Eski Köprü” olarak adlandırdığı köprü, zaman içinde doğusunda yaşayan Müslümanlarla batısında yaşayan Hristiyanları birleştirdiği şehrin ismini aldı. Yüzyıllar boyunca Mostar’daki çok kültürlü hayatın simgesi olan Mostar Köprüsü, sayısız saldırıya ve savaşa direndikten sonra en büyük hasarı Bosna Savaşı sırasında, 1993’te gördü. O yılın 9 Kasım günü, Hırvat topçusunun açtığı ateş sonucu Mostar Köprüsü Neretva’nın soğuk sularına gömüldü. Mostar Köprüsü, savaşın bitmesinden sonra, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu çok sayıda ülkenin katkı verdiği dört yıllık bir restorasyonun ardından 2004’te yeniden açıldı.

Arslanagiç Köprüsü – Trebinje

Sokullu Mehmed Paşa, Bosna’da başka eserler de inşa ettirmişti. Onlardan biri, bugün Bosna Hersek’in güneydoğusunda küçük bir kasaba olan Trebinje’de yer alır. Rivayete göre, Venediklilerle yapılan bir savaşta şehit düşen oğlunun anısına köprü yaptırmak isteyen Paşa, bunun için Trebişniça nehrinin kıyısındaki Trebinje’yi seçmişti. 1574’te inşası tamamlanan köprü, kısa zamanda kasabanın sembolüne dönüştü. Köprü bugünkü adını, 1687’de bölgeye yerleşen ve Osmanlı valisi tarafından köprünün koruması ve bakımıyla görevlendirilen Arslan Ağa’dan alır. Arslan Ağa’nın, köprüden geçen herkesten cüzi bir ücret aldığı, bununla da köprünün bakım ve onarım masraflarını karşıladığı belirtilir. Arslanagiç Köprüsü, 1965’te Trebişniça nehri üzerine bir baraj inşa edilmesi nedeniyle sular altında kalma tehlikesi yaşayınca ertesi yıl orijinal mekânından daha yukarıya taşınarak yeniden inşa edilmiştir.

Taşköprü – Üsküp

Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’ün simgesi durumundaki Taşköprü, ilk kez 518 yılında Bizans İmparatoru Jüstinyen’in emriyle inşa edildi. Daha sonra bu köprünün harap olarak yıkılması üzerine, Fatih Sultan Mehmed, 1451-69 arasında mevcut köprüyü inşa ettirdi. Taşköprü, Vardar nehrinin iki yakasını birbirine bağlar. Hristiyanların yaşadığı mahallelerle eski çarşının bulunduğu Müslüman mahalleleri köprü sayesinde birbirine kavuşur. Taşköprü, Kanuni Sultan Süleyman döneminde geçirdiği kapsamlı restorasyonun ardından bugünkü görünümünü kazanmıştır. 13 gözlü Taşköprü, 213 metre uzunluğa ve 6.33 metre genişliğe sahiptir. Günümüzde sadece yayaların ulaşımına açık olan köprü, geçmişte Sırbistan Kralı Dushan’ın ismiyle de anılmıştır. Taşköprü, Üsküp şehir armasında da sembol olarak yer alır.

Orta Köprü – İşkodra

Arnavutluk’un İşkodra şehrinden geçen Kir nehrini süsleyen Orta Köprü, 1770 yılı dolayında Kara Mahmud Paşa tarafından inşa ettirildi. 108 metre uzunluğunda, 3.4 metre genişliğinde ve 12.5 metre yüksekliğindeki Orta Köprü, Kir Vadisi’ni Priştine’ye bağlayan uzun bir kara yolunun parçası olarak planlanmıştı. Yüzyıllar içinde doğal afetler ve seller nedeniyle gittikçe zayıflayan köprü, günümüzde yıkılma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Çok sayıda Batılı gezginin seyahatnamesinde de kendisine yer bulan Orta Köprü, Osmanlı İmparatorluğu döneminde Arnavutluk’ta inşa edilen taş köprülerin en büyüğü ve en uzunudur.

Eski Taşköprü – Prizren

Kosova’nın Bursa’yı andıran şirin şehri Prizren’in içinden, Bistriça nehri geçer. Prizren deyince hem Bistrica hem de onun üzerindeki Eski Taşköprü akla gelir. İlk defa XV. yüzyılın sonunda yapıldığı tahmin edilen Eski Taşköprü, sol yakadaki Şadırvan meydanıyla sağdaki Saraçhane semtini birbirine bağlar. Kesme taştan inşa edilen ve alçıyla süslenen köprü, günümüze ulaşıncaya kadar çok sayıda tamirat ve restorasyon geçirmiştir. İlk hâlinin 30 metreye yakın olduğu tahmin edilen Eski Taşköprü’nün günümüzdeki uzunluğu 17 metreyi bulmaktadır. 17-18 Kasım 1979’da Prizren’de ciddi maddi zarara yol açan seller, köprünün tamamının yıkılmasına ve mevcut şekliyle tekrar inşa edilmesine neden olmuştur. Eski Taşköprü, günümüzde yalnızca yaya ulaşımına açık olarak kullanılmaktadır.