Makale

AKLİYAT

AKLİYAT


E-HASTALIKLAR

Saymakla nimetlerini bitiremediğimiz teknoloji, hayatımıza çok farklı duygular, durumlar ve tabii ki hastalıklar da getirdi. Uzmanlar bu hastalıkların hem fiziksel yaşantıda hem de duygu dünyasında çok ciddi hasarlar oluşturduğunu söylüyorlar ve ekliyorlar: Siber hastalıklar tedavi edilmezse depresyondan intihara kadar pek çok olumsuz sonuç doğurabilir.
NOMOFOBİ: Teknolojik hastalıkların en yaygınlarından biri olan Nomofobi, kısaca cep telefonsuz kalma korkusu olarak adlandırılabilir. Nomofobikler şarj bitmesi, kapsama alanı dışında kalma, paket ve kota aşımı gibi durumlarda panikler, nefes darlığı, baş dönmesi gibi belirtiler gösterebilirler.
SİBERHONDRİK: Hastalık durumunda doktora gidip muayene olmak yerine tedaviyi internetten devşirme bilgilerde arama hastalığıdır. İnternette yer alan bilgilerin doğruluğu üzerine tartışmaların sürdüğü günümüzde Siberhondrik hem fert hem de toplum sağlığını derinden etkileyebilir.
PHOTOLURKİNG: İnternette yer alan fotoğraflara sürekli olarak bakma hastalığıdır. Hastalar saatlerce bıkmadan usanmadan başkalarının fotoğraflarını inceler. Fotoğraf paylaşım platformları ile birlikte hastalığa yakalanma riski ciddi bir biçimde artmıştır. En büyük risk ise hiç farkında olamadan bu hastalığa yakalanabilmemiz, daha da ötesi yakalandığımızın farkında bile olmamamız.
FOMO: “Fear of missing out” ya da kısaca FOMO, sosyal medyadaki gelişmeleri kaçırma korkusu. Uzmanlar bu hastalığın özellikle gençleri etkilediğini belirtiyor. Hastalık kaygı, yetersizlik duygusu, zaman kaybı, sosyal iletişim becerilerinde bozulma gibi olumsuz durumlara yol açıyor. Kişi zaman içinde depresif belirtiler sergileyebiliyor.

BİR OSMANLI KASABASI

Zigetvar ’ın fethi sırasında vefat eden Kanuni Sultan Süleyman’ın kabrinin bulunması için yapılan kazıda bir Osmanlı kasabası keşfedildi. 2012 yılından bu yana TİKA desteğiyle yürütülen projede kazılar büyük bir hassasiyet ve önemle yapıldı. Kazı çalışmalarında sona yaklaşılırken Kanuni Sultan Süleyman’ın iç organlarının defnedildiği türbe, Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılan bir cami ve caminin yanında yer alan bir tekkeye ait kalıntılar gün yüzüne çıktı. Uzmanlar, Macarlar tarafından “Turbek” adıyla bilinen bölgede Osmanlı tarafından bir yerleşim yeri kurulduğu hususunda ise hemfikir.
Kısa Kısa

“2019 MO” adlı asteroid geçtiğimiz aylarda dünyaya çarptı. Yaklaşık bir buzdolabı büyüklüğünde olan cisim atmosfere girdikten sonra yanmaya başladı ve Puerto Rico’nun güneyine düştü. Olayda herhangi bir can ve mal kaybı yaşanmadı.
4D atom hareketi yakalandı. Kaliforniya Üniversitesi bilim insanları özel bir elektron mikroskobu kullanarak demir-platin alaşımının dört boyutlu hareketini yakalamayı başardı. Araştırmalarına devam eden ekip, bu başarının ileride büyük bilimsel keşiflere öncülük edeceğinin altını çizdi.
30 Eylül’de sonra erecek “Adını Mars’a Gönder” projesi, popülerliğini bugünlerde yitirmiş olsa da listenin başında hâlâ Türkiye var. Dünya çapında sekiz milyondan fazla kaydın yapıldığı projeye ülkemizden neredeyse 3 milyona yakın kişi katılım sağladı.

Çocuklar Siber Şiddet Kurbanı Olmasın

Sanal şiddet, dijital şiddet olarak da adlandırılan bu “yeni nesil” şiddetten en çok çocuklarımız muzdarip. Şiddete maruz kalan çocuklarda yaşam boyu sürecek izler meydana gelebiliyor ve ne yazık ki ilerleyen safhalarda bu izler kalıcı olabiliyor. Siber şiddete karşı yapılabilecekleri ise şöyle sıralayabiliriz:
Çocuklarımızı sanal zorbalık ve teknoloji mahremiyeti hakkında bilgilendirmek,
Özellikle çocuklarımıza ait bir fotoğraf paylaşırken dikkatli ve seçici olmak,
Çocukların sosyal medya kullanımını sınırlandırmak ve hesapları gözetim altında tutmak,
Çocuğa karşı açık olmak ve onun da bize karşı açık olmasını sağlayarak aradaki sır perdelerini olabildiğince yok etmek.

Okul Bahçesinde Ceviz Kabuğundan Kaplumbağalar

Bırakalım oynasın çocuklar! Oynarken öğrensin, oynarken mutlu olsunlar. Çamurdan evler yapsınlar. Kirazdan küpeler, bal kabağından fenerler, patatesten kirpiler, ceviz kabuğundan kaplumbağalar, makaradan arabalar, ay çekirdeğinden güneşler yapsınlar. Yapsınlar ki oyuna doysunlar. Oynarken renklere dokunmayı, şekilleri düşlemeyi öğrensinler. Severek yapsınlar bunları. Severek yapılan her şeyin zamanla değerli olacağına, el emeğine sevgi katmanın önemine inansınlar. İnandıkları vakit başarılı olduklarını, ta o zamanlardan bilsinler. Bilen çocuk kendini geliştirecek, ileriki yaşamında öğrendiklerinin motor becerileri yanında duygusal zekâsına etkisini görecek ve sanatı her yaptığı işe katacaktır. Bu denli önemlidir çocuğun okul öncesi eğitim alması.
Okul öncesi eğitimle çocuk, ailesinden sonra yaşıtlarıyla ilk sosyalleşme girişimine adım atar. Paylaşmayı, yardımlaşmayı öğrenir. Akranları neye nasıl tepki veriyor, ilişkilerde nerede, nasıl tavır alınacak gözlemler ve öğrenir. Kısacası çocuk, ailenin dışında yaşıtlarından kurulmuş yeni bir aile edinir ve onları benimser. Yeni ailesi, sınıfı onun düşsel dünyasında önemli bir yer eder ve davranış kalıplarını onlara göre ayarlar. Tam da burada, gelenek, görenek, terbiye, usul öğrenir. Öz bakım becerileri edinir. Yaşamın bu ilk eğitim basamağında sayılar oyundur mesela ve sayılarla oyunu seven çocuk ileriki eğitiminde sayısal alana yer açar beyninin bir köşesinde. Ya da drama dersinde bir masal karakteri belirler kendine. Yazmak ister; kelimeleri, rolleri seçer. Oyun ile öğrendiği her şey zihninin bir köşesinde geleceğe dair bir yaşam telaşıdır ve meslek seçiminde, eş seçiminde, sosyal ilişkilerinde etkilidir. Çocuklara okul öncesi dönemde verilecek din eğitimi ihmal edilmemelidir. Yaşlarına uygun şekilde verilecek din eğitiminin, gelişmelerindeki önemi büyüktür. Alıp vermeyi, paylaşmayı öğrenen çocuğun yetişkinliğinde komşuluk ilişkilerinde daha başarılı, iyi, vicdanlı bir vatandaş olacağı apaçıktır. Okul öncesi eğitiminde hayvanat bahçesine yolu düşen çocuk ile hayvanları televizyonda gören çocuk arasındaki fark, yetişkinlik döneminde ortaya çıkacaktır. Hele okulun bahçesinde kendilerine ait evcil bir hayvanı olan çocuklar; şefkati, merhameti, sorumluluğu, sarılmayı ve hatta birlikte oyun kurmayı öğrenecektir. Bunları okul öncesi eğitimde alan çocuk, ileride mutlu, sağlıklı bir birey olacak ve öz güven kazanacaktır. Bundan sebep her çocuğun nitelikli bir okul öncesi eğitime ihtiyacı olduğunu savunuyorum…
Sevgili büyükler! Okul öncesi eğitimin önemine inanmanız temennisi ile…