Makale

BİR YANIMIZ AŞURE BİR YANIMIZ KERBELA

DİN VE HAYAT

BİR YANIMIZ AŞURE
BİR YANIMIZ KERBELA

Ayşe Serra KARA

Bursa Yıldırım Kur’an Kursu Öğreticisi

Muharrem, “haram kılınan, yasaklanan, kutsal olan, saygı duyulan” anlamına gelmektedir. Hicri ayların ilkidir ve zilkade, zilhicce ve recep ayıyla beraber İslam’da savaşmanın yasak olduğu dört aydan biridir. Muharrem ayı, içerisinde sevinçleri ve hüzünleri, “Aşure Günü”nü ve “Kerbela Olayı”nı barındıran bir aydır.

Aşure Günü, muharrem ayının onuncu günüdür. Aşure, Arapçada “on” sayısı ile aynı kökten gelmektedir. İslam öncesi dönemden beri birçok din ve inanç tarafından özel bir önem atfedilen bir gündür. Aşure Günü’nde cennetten yeryüzüne indirilen Hz. Âdem’in tövbesinin kabul edildiğine, Hz. Nuh’un ve müminlerin içerisinde olduğu geminin dağa oturduğuna, Hz. Musa’nın ve kavminin bu günde Firavun’un zulmünden kurtulduğuna, Hz. Süleyman’a mülkün ve gücün bugünde verildiğine, Hz. Yunus’un kırk gün içerisinde kaldığı balığın karnından bugün çıktığına, Hz. Eyyub’un hastalıklarından kurtulup şifaya kavuştuğuna, Hz. İsa’nın doğduğuna inanılır.

Aşure Günü’nde oruç

“Aşure, Kureyş’in Cahiliye Devri’nde oruç tuttuğu bir gündü. Resulüllah da buna riayet ediyordu. Medine’ye hicret edince de bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da tavsiye etmiştir. Ama ramazan orucu farz kılınınca kendisi Aşure Günü’nde oruç tutmayı bırakmış, bundan sonra Müslümanlardan dileyen bu günde oruç tutmuş, dileyen tutmamıştır.” (Buhari, “Savm” 69, Müsned, VI, 29-30.) Hz. Aişe annemizden gelen ve yukarıda yer alan rivayete göre, Aşure Günü’nde oruç tutmak eskiden devam eden bir gelenekti. Yahudiler de bu günde oruç tutardı. Hz. Peygamber (s.a.s.), diğer inanışlara benzememek adına sadece Aşure Günü’nün tek gününde oruç tutmamış, muharrem ayının dokuz, on ve on birinci günleri oruç tutmuş ve müminlere de böyle yapmalarını tavsiye etmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.), ramazan orucu farz kılındıktan sonra da bazen Aşure Günü orucunu tutmuş bazen de tutmamıştır.

Hüzünlü gün: Kerbela

Muharrem ayı her zaman bereketle anılsa da o gün gerçekleşen Kerbela Olayı, ümmeti yasa boğmuştur. Hz. Peygamber’in biricik torunu Hz. Hüseyin ve kendisiyle beraber 72 kişinin Kufe şehri yakınlarında, günlerce susuz bırakıldıktan sonra, acı bir şekilde şehit edilmesi (10 Muharrem H.61/M. 1 Ekim 680.) muharrem ayının hüzünlü yanıdır. Yezid b. Muaviye, Basra valisi Ubeydullah Bin Ziyâd ve kendisini Kufe’ye davet edip sonra yalnız bırakan Kufe halkı sebebiyle şehadet şerbetini yudumlayan Hz. Hüseyin, Hz. Pergamber’in (s.a.s.), “reyhanım” diyerek sevdiği, namaz kıldığında sırtına aldığı, vaaz verdiği esnada konuşmasını bölüp kendilerine cevap verdiği biricik torunudur.

Kerbela’ya duyulan üzüntüyü ifade etmek ve ehlibeyt sevgisini gönüllere nakşetmek için yazılan şiirlere “Muharremiye” denilmektedir. Muharremiye’ye örnek olarak Zihnî’ye ait “Mersiye-i Muharrem” başlığını taşıyan ve kaside nazım biçimiyle yazılan on iki beyitlik manzumenin ilk beş beytini verebiliriz:

“Çünki girdin ey dil-i şûrîde mâh-ı mateme

Öyle ağla cûy-i eşkünle cihân dönsün neme

Kerbelâ deştindeki mazlumları fikreyleyüb

Sen hemân hüsrân oku her dem Yezîd-i azleme

Sûzîş-i âh-ı şerer-bârunla yansun nüh felek

Zelzele virsün figânun tâk-ı arş ağlasa

Öyle efgân eyle kim hengâme-i şâhum Hüseyn

Gulgule salsun ser-â-pâ on sekiz bin âleme

Nâ-münâsibdür bugün giymek libâs-ı surh-reng

Âşık isen giy siyâh câme vücûd-ı pür-gama”

Muharrem ayının bir diğer geleneği, buğday başta olmak üzere taneli yiyeceklerin şeker veya pekmezle pişirilmesinden oluşan hayır tatlısıdır. Bu tatlıya “aşure aşı” denilir. Aşure aşının komşuya, akrabaya, eşe dosta dağıtılması, İslam dünyasında yaygın olan bir gelenektir. Muharrem ayında aşure aşı pişirilip zengin-fakir ayırt etmeksizin herkese dağıtılır. Düşünüldüğünü hisseden bireyler de mutlu olur ve toplumsal dayanışma iyice güçlenir; birlik ve beraberliğin kuvvetlenmesine vesile olur.

Bir yanımız aşure, bir yanımız Kerbela, bir yanımız yeni yıla merhaba…

Muharrem ayı bizim için yepyeni bir seneye başlamaktır. Geçmiş senelere tövbe etmek ve geçmişte takılmamak adına, gelecek için ümitli olmaya ama asla tûl-i emele girmemeye, kısacası bulunduğumuz anı verimli geçirmeye ve iyiliğe adanmış bir ömre niyet ederek hayatımızda yeni bir sayfaya, yeni bir iklime yer açma zamanıdır. Muharrem ayı unutmamaktır… Hz. Hüseyin’i ve ehlibeyti anma ayıdır. Müslümanların birlik olmalarının ve idareciliğin ehline verilmesi gerektiğini anımsatan bir gündür. Peygamberimizin okşadığı başa kıyan insanların ümmetin kalbinde açtığı derin yaradır. Muharrem ayı, aynı hatalara düşmemek için bir tefekkür ayıdır.

Muharrem ayı paylaşmaktır. Abdestli ellerimizle, şifa olmasını umduğumuz aşure tatlısını sevdiklerimize ikram etme ayıdır. Muharrem ayı dileyene oruç ayıdır. Sadece nefsimize değil, davranışlarımıza, bakışlarımıza, hayatı yorumlayışımıza bir “oruç tutturma” ayıdır. “Kimin yanındayım? Doğru muyum? Bir söz verdiğimde onu yerine getiriyor muyum? Adaletli miyim?” gibi soruları nefsimize sorup dosdoğru cevaplar alma ayıdır. Muharrem, yâd zamanıdır. Muharrem paylaşmak, yardımlaşmak, birlik ve beraberliğin katmerleştiği değerli bir aydır. Hicri seneniz bereketli olsun. Kerbela şehitlerimize rahmet olsun. Aşure’nin bereketi üzerimizde daim olsun…