Makale

TAKDİM

TAKDİM

İslam dini, ilim dinidir. Kur’an’ın hükümleri, Hz. Peygamber’in rehberliğinde ilk Müslüman halka dediğimiz sahabe-i kiramın ruh ve düşünce dünyasını inşa ve ihya ederken, gelecek nesiller için de eşsiz örnek bir nesil meydana getiriyordu. Bu ilk halka, vahyin ve sünnetin titiz bir şekilde muhafaza edilmesi noktasında son derece önemli bir görevi yerine getirmiş oldu. Hz. Peygamber’in refakatinde kurulan Suffe Mektebi, ilk hafızların yetiştirildiği, ilim sohbetlerinin yapıldığı, sonraki çağlarda referans kabul edilecek bir ilim halkasıydı.

Devam eden asırlarda Müslümanlar, geniş coğrafyalara yayılıp başka düşüncelerle karşılaştıkça ilmin muhafazası kadar geliştirilmesinin de önemini kavradılar. Hadis, tefsir, kelam, fıkıh gibi bir dizi alanda ihtisas sahibi zatlar ortaya çıktı. Her alan, kendi usul ve disiplinlerini geliştirmekte gecikmedi.

İlk emri oku olan İslam dini, ilme ve ilim sahiplerine verdiği değer ile temayüz eden bir dindir. Yüce Allah “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer, 39/9.) ayetiyle ilim sahibi olmanın önemini ortaya koymuştur. Âlimlerin peygamberlerin varisleri olduğunu (Tirmizi, İlim, 19.) buyuran Hz. Peygamber, ilim payesinin büyüklüğüne dikkat çekmiştir. İlim adamlarına, ömrünü öğrenmeye ve öğretmeye adayan şahıslara İslam toplumlarında her zaman büyük saygı ve hürmet gösterilmiştir. Bununla beraber onlar her zaman halkla iç içe yaşamış, her gruptan her meslekten Müslümanın sorunlarıyla hemhal olmuşlardır. İslam tarihinde ilim adamlarıyla halk arasında Batı’daki örneklerde görüldüğü gibi sınıfsal bir ayrım ya da mesafe hiçbir zaman olmamıştır.

İslam’da ilim kadın erkek bütün Müslümanlara farzdır. Öğrenmenin yeri, zamanı ve mekânı yoktur. İnsanlar, bireysel ibadetlerinden sosyal yaşamlarında karşılaştıkları gündelik sorunlara varıncaya kadar ihtiyaç duyacakları bilgiyi edinmek durumundadır. Toplumun her kesiminden insan islami ilimleri tahsil etme imkanı bulmuş ve müslüman bireyin şuurunun teşekkülüne katkı sunmuşlardır.

İslam’ın ilme verdiği önem dolayısıyla Müslümanların yaşadığı coğrafyalarda eğitim kurumları olarak medreseler hayatın tabi bir parçası olmuş ve genellikle mabetlerin hemen yanı başlarına inşa edilmişlerdir. İslam düşüncesinde ilim ve ibadet mefhumlarının birbirine yakınlığını göstermesi bakımından önemlidir.

İlim Dini İslam başlıklı dosyayla huzurlarınızdayız. Bu sayımızda Doç Dr. Halil Altuntaş, “İslam İlim Dinidir”; Dr. Yaşar Akaslan, “İlmin Öncüleri: Ashabı Suffe”; Prof. Dr. Şakir Gözütok, “Hz. Peygamber Döneminde İlim”; Selvigül Kandoğmuş Şahin, “İlim İlim Bilmektir”; Dr. Lamia Levent Abul, “Yaratanın Adıyla Okumak”; Tuğrul Okay, “İslam Tarihinin Yıldızları: Âlimler” başlıklı yazılarıyla sayfalarımıza konuk oluyor. Söyleşi konuğumuz ise Prof. Dr. Raşit Küçük Hocamız.

Sizi dergimizle baş başa bırakırken, Müslümanlar olarak ilim heyecanımızın hiç bitmemesini Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum.

Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere.

Dr. Fatih Kurt