Makale

DİYANETE SORALIM

DİYANETE SORALIM

ÖLÜ KURBANI DİYE BİR KURBAN ÇEŞİDİ VAR MIDIR?

Dinimizde ölü kurbanı veya kabir kurbanı diye bir kurban çeşidi yoktur. Ancak, sevabı ölüye bağışlanmak üzere kurban kesilebilir. Ayrıca, kurban borcu olup hayatta iken vasiyet eden kişinin bıraktığı miras yeterli ise mirasçıları tarafından vasiyetinin yerine getirilmesi gerekir. Tabiinden olan Haneş’ten rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Ben Ali’yi (r.a.) iki koçu (birden) kurban ederken gördüm de kendisine “Bu da nedir?” diye sordum. Resulullah (s.a.s.) (sağlığında) kendi yerine bir kurban kesmemi vasiyet etti. İşte ben de onun yerine kurban kesiyorum.” cevabını verdi. (Ebu Davud, Dahaya, 2; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II, 420, 423.) Bu rivayette Hz. Ali, kurbanı kesme gerekçesi olarak Hz. Peygamber’in (s.a.s.) kendisine bunu vasiyet etmesini göstermiştir. Dolayısıyla bu hadis, eğer vasiyeti yoksa ölü adına kurban kesileceğine delalet etmez. Buna göre vasiyeti yoksa ölen kimseler için mirasçılarının kurban kesmeleri gerekmez. Ancak bir kimse, sevabını ölmüş bulunan anne veya babasına yahut diğer yakınlarına bağışlamak üzere, çeşitli hayır kurumlarına, fakir ve muhtaç kişilere bağışta bulunabileceği gibi kurban da kesebilir. Ölenin kendisi için kurban kesilmesine dair vasiyeti yoksa kesen kimse, bu kurban etini fakirlere yedirebileceği gibi kendisi ve zenginler de yiyebilir. Ancak ölen kişinin vasiyeti varsa, tamamen fakirlere yedirilmesi veya dağıtılması gerekir. (Ö. Nasuhi Bilmen, İlmihal, s. 395.)

KURBANLIK HAYVANI ELEKTRİK VEYA NARKOZLA BAYILTARAK KESMEK CAİZ MİDİR?

Dinimiz, tüm canlılara iyi davranılmasını emretmiştir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.) kesim esnasında hayvana eziyet edilmemesini emretmiştir. (Müslim, Sayd ve Zebaih, 57; Ebu Davud, Dahaya, 12.) Kurbanın bilinen klasik yöntemle kesilmesi asıldır. Bununla beraber kurbana fazla eziyet vermemek (ölüm acısını azaltmak) maksadıyla, kesim esnasında hayvanın elektrik şoku, narkoz veya benzeri bir yöntemle bayıltılarak kesilmesi caizdir. Ancak hayvanın bayıltıldıktan sonra ölmeden boğazından kesilmesi gerekir. Hayvan henüz kesilmeden şok etkisiyle ölürse, kurban olmayacağı gibi eti de yenmez. (DİYK 24.02.2010 tarihli karar; Mecma’u’l-Fıkh, Kararat ve Tevsıyat, 28 Haziran-3 Temmuz 1997 tarihli karar, s. 314-318.) Zira kurbanlık veya etlik hayvanın yenilmesinin caiz olabilmesi için kesim esnasında hayvanın canlı olması gerekir. (Merğinani, el-Hidaye, VII, 133.)

YOLCUNUN KURBAN KESMESİ GEREKİR Mİ?

Yolcu (seferi) kimse, kurban kesmekle mükellef değildir. (el-Fetava’l-Hindiyye, V, 576.) Ancak kesmesi hâlinde sevabını kazanır. Kişi, kurbanını ikamet ettiği yerde kesebileceği gibi bayram dolayısıyla veya başka bir sebeple gitmiş olduğu yerde de kesebilir. Seferi olması, kurban kesmesine ve kestiği kurbanın makbul olmasına engel değildir. Seferi iken kurban kesenler; bayram günleri içinde memleketlerine dönerlerse yeniden kurban kesmeleri gerekmez. Kurban bayramının başında mukim iken kurban kesmeden bayram günlerinde sefere çıkana da vacip olmaz. Sefer hâlinde iken kurban kesmeyip de bayram günlerinde memleketlerine dönenlerin kurban kesmeleri gerekir. (Kasani, Bedai, V, 63.) Başta Şafii mezhebi olmak üzere kurbanın sünnet olduğu görüşünde olanlara göre, seferilik durumunda da aynı hüküm geçerlidir. (Nevevi, el-Mecmu, VIII, 383.)

AİLEDE ZENGİN OLAN KARI-KOCADAN HER BİRİNİN AYRI AYRI KURBAN KESMESİ GEREKİR Mİ? EVDE AİLE REİSİNİN KURBAN KESMESİ İLE ZENGİN OLAN ÖTEKİ AİLE FERTLERİNDEN KURBAN VECİBESİ DÜŞER Mİ?

İbadetlerde sorumluluk ve bu sorumluluğun bir neticesi olan ceza ve mükâfat bireyseldir. İslam dininde aile fertleri arasında mal ayrılığı esası vardır. Bir aile içinde karı, koca ve çocuklardan her birinin malı ayrı ayrı belirlenmişse kendilerine aittir. Bu itibarla aile fertlerinden karı, koca ve yetişkin çocuklardan kimin borcu ve temel ihtiyaçları dışında 80.18 gr. altını veya bu miktar altın değerinde parası veya nami (artıcı) olmasa bile nisaba ulaşan fazla malı ve eşyası varsa o kimse zengin sayılır. Bu şartlara göre, aile fertlerinden dinen zengin sayılan her biri fıtır sadakası vermekle mükellef oldukları gibi kurban bayramında da Hanefilere göre kurban kesmekle yükümlüdürler. (İbn Abidin, Reddü’l-muhtar, IX, 452-454.) Şafii mezhebine göre ise aile için bir kurban kesmek sünnet-i kifayedir. Dolayısıyla aileden birisinin kurban kesmesi ile hepsi için sünnet yerine gelmiş olur. (Nevevi, el-Mecmu‘, VIII, 384; Şirbini, Muğni’l-muhtac, IV, 377.) Bu görüş asgari derecede nisaba sahip olan aileler için daha uygundur.

HARAM KAZANÇLARLA ALINAN MALLAR KİŞİNİN ÖLÜMÜNDEN SONRA MİRASÇILARA HELAL OLUR MU?

Bir kimsenin geriye bıraktığı mirasın tamamı; gasp, hırsızlık gibi meşru olmayan yollarla elde edilen mallardan oluşuyorsa bu mallar sahiplerinin bilinmesi hâlinde kendilerine, kendileri sağ değilse mirasçılarına, sahiplerinin bilinmemesi hâlinde ise fakirlere veya hayır kurumlarına verilmelidir. Çünkü İslam’a göre haram yolla elde edilen malın sahibine verilmesi, bu mümkün değilse yoksullara verilmesi gerekir. Haram yollarla kazanılan para ve mallara gelince; mirasçıların fakir olmaları durumunda söz konusu mirastan yararlanmaları caiz ise de fakir olmayan mirasçıların yararlanmaları caiz değildir. Bu tür para ve malların fakirlere veya hayır kurumlarına verilmesi gerekir. Bir kimsenin geriye bıraktığı miras; tümüyle haram kazanca dayanmayıp helal ile haram karışık vaziyette bulunur ve bunların birbirlerinden ayırt edilmeleri de mümkün olmazsa, mirasçıların bu tür malları paylaşmaları caizdir. Şu kadar var ki maddi durumu elverişli olanların bu tür para ve malları almak yerine, fakirlere veya hayır kurumlarına vermeleri takvaya uygun bir davranış olur. (Alauddin, el-Hediyyetu’l-Alaiyye, 197.)

İNTERNETTEN PROGRAM, YAZILIM, KİTAP, MÜZİK VB. İNDİRMEK VE BUNLARI KULLANMAK HELAL MİDİR?

Başkasının emeğini gasp anlamına gelecek her iş, tutum ve davranış, kul hakkı sorumluluğunu gerektirir. Bu sorumluluk ise söz konusu hak sahibine iade edilmedikçe veya helallik alınmadıkça ortadan kalkmaz. İslam, emeğe büyük değer verir, haksız kazanca karşı çıkar. Kur’an-ı Kerim’de, “İnsan için ancak çalıştığı vardır.” (Necm, 53/39.) buyurulur. Hz. Peygamber de (s.a.s.) “Hiçbir kimse, elinin emeği ile kazandığını yemekten daha hayırlı bir kazanç yememiştir. Allah’ın peygamberi Davud da kendi elinin emeğini yerdi.” (Buhari, Büyu, 15.) buyurmuşlardır. Hak ihlalleri elektronik ve bilgisayar dünyasında da yaşanmaktadır. Bu tür haksız davranışlar sadece bireylerin hakkını gasp etmiş olmamakta, aynı zamanda o alanlarda emek harcayan insanların yeni ürünler üretme konusundaki şevkini kırmakta, bu da geniş anlamda kamu hakkı ihlaline dönüşmektedir. Bu sebeple birer emek mahsulü olarak internet ortamına geçirilmiş olan her türlü program, yazılım, kitap, müzik vb. ürünleri ilgililerin izni olmadan elde edip kullanmak caiz değildir.