Makale

TAKDİM

TAKDİM
İnsanoğlu dünyaya geldiği andan itibaren eşyayı ve hayatı anlamaya, varlığı ve yokluğu kavrayarak kalbini ve zihnini tatmin eden anlamlar oluşturmaya; kendi varlığını da bu anlam haritasında en doğru yere oturtmaya gayret eder. “Ben kimim?”, “Nereden geldim?”, “Nereye gidiyorum?”, “Yaşam ırmağı hangi ummana dökülüyor?” gibi varoluşsal sorular, yol boyu ona refakat eder. Çünkü insan et ve kemikten ibaret değildir. Onun somut varlıklarla, dünya nimetleriyle mutmain olamayacak bir kalbi ve bilinci vardır. Kaldı ki insana ve onun yaşadığı hayata dair temel sorular, kişinin tek başına bulabileceği yanıtlar içermezler. Cenab-ı Allah, kullarını imtihan için yeryüzüne göndermiş fakat onları yalnız başlarına bırakmamıştır. İlk insandan itibaren nebiler, resuller göndererek, iyiyi güzeli onlara bildirmiş, haklarında hayırlı olanı, yaşamlarını her durum ve şartta nasıl değerli kılabileceklerini öğretmiştir.
Yaşamı değerli kılmanın nihai referansı olan vahiy, insana sadece yeryüzünü imar etmek hususunda değil, kendinden başlayarak çevresinin, toplumun ve bütün insanlığın gönlünü mamur kılmak yolunda da rehberlik eder. İnsanın kendi başına asla erişemeyeceği cevapları ihtiva eder. Dünya imtihanından sonra onu nelerin beklediğini gösterir. Böylece sonsuz hayat ahiret için çalışmaya, daha dikkatli olmaya, helal ve haramlarla ilgili çizgilere riayet etmeye başlar. Bu açıdan ahiret inancı, dünya hayatını tanzim eder.
Ahiret bizim gerçek yurdumuzdur. İnsan olarak dünyada gurbetteyiz. Bununla birlikte kimi zaman gaflete düşebiliyor, bizi bekleyen sonsuz hayatı unutabiliyoruz. Hâlbuki orada yapıp ettiklerimizden hesaba çekilecek, attığımız bütün adımlardan sorumlu tutulacağız. Bu anlamda ahiret inancı, Müslümanın dünya hayatını tanzim etmekle kalmaz, onu hayırlı işler yapmak konusunda daima motive eder.
Bu ay “Sonsuz Hayat: Ahiret” konusunu dergimizin dosya konusu yaptık. Mustafa Soykök, “Ölümün Gölgesinde İnsan; ” Dr. Ömer Özgül, “Büyük Haber”; Lamia Levent Abul, “Yaşamak İçin Ölmek”; Nihal İşbilen, “Ahiret İnancının Hayata Yansımaları”; Selvigül Kandoğmuş Şahin, “Dünyada Ahiret Yolcusu Olmak” başlıklı yazılarıyla dosyamıza katkıda bulundu. Söyleşi konuğumuz Prof. Dr. İlyas Çelebi.
Mart ayı bizim için vatan bilincini ileri düzeyde terennüm edeceğimiz bir tarihe tekabül ediyor. Çanakkale’de eşsiz bir destana imza atan ecdadımız, düşmanın çelik pençesini boğazından söküp atmış, İtilaf devletlerine hiçbir zaman unutamayacakları bir ders vermişlerdir. Bu ay Geçmiş Zamanın İzinde köşemizde “Çanakkale’den Anladıklarımız”ı kaleme aldık.
Aynı zamanda mübarek üç ayların manevi iklimine girmiş bulunuyoruz. Recep, şaban ve ramazan ayının ülkemize ve İslam dünyasına hayır ve huzur getirmesini Cenab-ı Allah’tan niyaz ederim.
Bir sonraki sayıda görüşmek üzere. İyi okumalar.

Dr. Fatih Kurt