Makale

Nazlı Hilal

Nazlı Hilal
Yaşadığımız o güzel günler kalmamalı tozlanmış fotoğraflarda... Kırlarda yine el ele yürümeliyiz. Çiçeklerle süsleyip dünyayı, hakikatle yeşertmeliyiz. Her şeyden evvel buluşmalıyız seninle, ilk buluştuğumuz Edebali Dergâhı’nda. Öylesine bir vuslat olmalı ki tekrar Söğüt’ten aydınlanmalı dünya. Ve tekrar o soylu çınarın dalları gölgelemeli mazlumları, zulmün harlı alevinden...
Tüm dualar bu vuslatı arzuladı. Türküler senin dönüşüne kuruldu. Yılların ve belki asırların silemediği bir heyecanla...
Vahşi bir savaşın ortasında can veren bebekler ve ağlayan analar aşkına, yarım kalmış hevesler ve direnişler aşkına, ersiz kalan gelinler ve yetim çocuklar aşkına, yıkılan şehirlerimiz ve unutulan türkülerimiz aşkına, füzeye karşı duran sapan taşları ve çöllere serili şehitler aşkına, mazideki mutluluklar aşkına...
Dön nazlı gelin! Dön kutsal mana! Dön çöl rayihası! Dön pala savaşçı! Dön Ayyıldız çehrelim! Dön!
Mutlaka geleceksin bir gün. Aldırmayacaksın düştüğümüz gaflet uykusuna ve kızıp küsmeyeceksin vefasızlığımıza. Alıp mazlumları bu karanlık kâbustan emin yerlere götüreceksin.
Ayyıldız’ım benim...
Bu gece kanatlarına yüreğimi de iliştirip sana uçurduğum türkülerle dalgalan.