Makale

Hz. İsa’nın ÇİLESİ

Hz. İsa’nın
ÇİLESİ
İlhami Ayrancı

Dindar bir Hıristiyan olarak tanınan Avustralyalı yönetmen ve oyuncu Mel Gibson’ın büyük bir harcamayla çekimini yaptığı "The Passion of the Christ", uzun süreden beri merakla bekleniyordu. "Yüzü Olmayan Adam" ve "Cesur Yürek" ile yönetmenlik alanında da yetenekli olduğunu ispatlayan Gibson’ın bu son projesi Türkçe’ye; "Tutku: İsa’nın Çilesi" adıyla çevrilmiş. "The Passion" kelimesi Incil’de "ölüm acısı" olarak geçmektedir. Incil’in çevirisi dikkate alındığında, filme "Isa’nın Çilesi" başlığı daha uygun düşüyor. Çünkü filmde, başından sonuna kadar Hz. İsa’ya reva görülen işkence ve bu yolla çektirilen "çile"ye vurgu yapılmaktadır.
Yapım aşamasında meydana gelen rahatsızlıklar, filmin gösterime girmesinden sonra çok farklı tepkiye dönüştü. İngiltere’de sinemalardaki 3.300 koltuğun tamamının 9 kilise tarafından satın alınarak kapatılması ve böylece seyircilerin filmi izlemesinin engellenmesi, bunlardan sadece bir örnek. (29 Mart 2004, bbc, http://news.bbc.co.uk/2/hi/europe/3579835.stm) Kimileri bu filmi kanlı işkence sahneleri sebebiyle, kimileri de Yahudi düşmanlığı yapıldığı gerekçesiyle eleştirdiler.
Filmin ilginç bir tarafı da, dilinin İngilizce olmayışı. Filmde Romalılar Lâtince, Yahudiler Aramca, Araplar da Arapça konuşuyorlar. Bütün bu diller İngilizce alt yazı ile de verilmiş. Filme görsel açıdan kusur bulmak gerçekten çok zor. işkence sahnelerinin son derece kanlı olması gibi bir durumdan bahsedilebilir tabiî. Kim bilir, belki de bu sebeple sinema tarihinin en zâlim ve kanlı filmi olarak yorumlandı. (Türkiye Gazetesi, 14.03.2004, s. 5) Filmde seyredilen sadece zulüm, eziyet ve çile, işte bu sebeple izlerken ruhum daraldı, gözlerim nemlendi. Elleri bağlı olduğu hâlde zincirlerle dövülen, alay edilen birini seyrediyorsunuz baştan sona. Ben, filmlerin bilmediklerimizi değil, görmediklerimizi gösterdiğini biliyorum. Böyle de olsa, işkence sahnelerinin bu derece aşırılığı sebebiyle film, insanın sinirlerini germekte çok başarılı ama, bence daha ilerisi değil. Yapılan bu işkencelerin gerekçesi de, Sabbath yasalarına karşı çıkmak, fikirleriyle insanları baştan çıkarmak, mesihlik iddiasında bulunmak ve takipçilerine, imparatora vergi ödemeyi yasaklamak. Öte yandan, olup-biten her şeyi izleyen filmdeki Meryem Ana’nın bütün ızdırabına rağmen soğukkanlılığına da bir anlam veremedim.
Filmin konusunu uzun uzun anlatmaya gerek yok. Tek cümlelik konusu, Hz. İsa’nın son günü. Hz. İsa’nın son 12 saati ele alınarak, öz itibariyle olaylar Incil’de geçtiği şekilde sahneleniyor. Daha filmin başında, Hz. İsa’nın diğer insanların günahları için öldüğüne çok özel vurgular yapılmakta. Film, onun vücuduna aldığı her yarayla, dökülen her damla kanıyla, sayısız insanın hayatını kurtardığı noktasından hareket ediyor, film boyunca da bunun unutulmamasına özen gösteriliyor.
Bu vesile ile, Hz. Isa hakkında okuyucuya özet bilgiler sunmamız uygun olacaktır: Hz. İsa, M.Ö. 4 (veya 6) yılında doğmuştur. (Harman, Ö. Faruk, "îsâ", TDV, İslam Ansk., c. 22, s, 466, İst., 2000; Ayrıca bkz., Wilson, Brian, Christianity, s, 8., Ro- uthiedge, London, 1999) Bizzat Incil’in verdiği bilgiler dolayısıyla Hıristiyan araştırmacılar arasında doğum yeri konusunda görüş ayrılıkları bulunmaktadır. Çünkü, Matta ve Luka’ya göre Hz. İsa, Kudüs’ün 8-10 km. kadar güneyinde, Yuda bölgesinde, denizden 800 m. yükseklikte bulunan Beytlehem’de (Beytülahm veya Beytü’llahim) doğmuştur. (Matta, 2; 1, Luka, 2; 4-7) Markos ve Yuhanna’da ise bu konuda bir açıklık bulunmamakta, sadece onun Gali- le’den geldiği (Markos, 1; 9, Yuhanna, 2; 1-12) belirtilmektedir. Bu bilgilere dayanarak bazı Hıristiyan yazarlar, Hz. İsa’nın doğum yerinin Galile’nin Nâsıra kasabası olduğunu ileri sürmüşlerdir. (Küçük, Abdurrahnan, "Beytülahm", TDV. İslam Ansk., s. 6, s, 87.1st., 1992.) Filmde de Hz. İsa’dan; "Galileli" olarak söz edilmektedir. Burada olduğu gibi, İnciller arasında aynı konunun anlatımında farklı rivayetlere rastlanabil- mektedir. (Bkz., Ayrancı, İlhami, "Kudüste Paskalya Kutlamaları" , Diyanet İlmi Dergi, c,39, Sy, 1, s, 31-32,2003) Asıl konumuz bu meselenin kritiğini yapmak olmadığından, daha fazla ayrıntıya girmeden şu kadarını söylemekle yetineceğiz: Hıristiyanların, Hz. İsa ile ilgili kabulleri, dışardan, net ve tartışmasız gibi görünse de, gerçekte, 2000 yıl boyunca olduğu gibi hâlâ kendi aralarında bu konuda tartışmalar SÖZ konusudur. (Hick, John, "Hıristiyanların Isa’yı Algılama Biçimi ve Bunun İslam’ın Anlayışıyla Karşılaştırılması", Tere., Düzgün, Şaban Ali,, "islâmiyât", c, 3, sy, 4, sh, 75, 2000) Oysa Hıristiyanlıkta özellikle bu konuda bir problemin olmaması gerekir. Çünkü, Hıristiyanlığın inanç, ibadet ve ahlâkî öğretilerinin tamamı Hz. İsa’nın kimlik ve kişiliği etrafında odaklanmış bulunmaktadır. Hıristiyanlık inancına göre Hz. Isa, hem Tanrı’nın oğlu, hem de insanlığın kurtarıcısıdır. Hıristiyanlığın temel öğretisini Hz. İsa’nın kurtarıcılığı oluşturur. insanlığın kurtuluşu için kendini feda eden Hz. İsa, kurtuluşun merkezidir. Dolayısıyla, bu filmin konusu, özellikle Hıristiyan âlemi için çok büyük öneme sahiptir.
Hz. İsa’nın doğduğu yer olduğuna inanılan Beytlehem’de, hem Yahudiler, hem Hıristiyanlar, hem de Müs- lümanlarca kutsal kabul edilen mekânlar vardır. Bu vesile ile aktarmak yerinde olacaktır ki, burada bulunan kilise 1516-191 7 yılları arasında tam 401 yıl süreyle Osmanlı hâkimiyetinde kalmış ve varlığını korumuştur. (Küçük, Abdurrahman, "Beytülahm", sh., 88) Bu olay, son yıllarda sıkça sözü edilen "hoşgörü" simgesi olmaya lâyıktır.
Hıristiyanlık kaynaklarında Hz. İsa’nın yetişkinlik çağına geldikten sonra, Hz. Yahya tarafından Ürdün nehrinde vaftiz edildiği, (Markos, i; 9) Hz. Yahya’nın şehit edilmesinden sonra da tebliğ faaliyetlerine başladığı, M. S. 30 yıllarında Fısıh (Pesah) bayramını kutlamak için Kudüs’e geldiği, orada Kutsal Mabed’de karışıklıklara sebebiyet verdiği gerekçesiyle Romalı otoriteler tarafından yakalanarak, yargılanarak ölüm cezasına çarptırıldığı ve M.S. 30 (veya 33)’da (Wilson, Brian, age., s, 25) Golgota denilen yerde yapılan zulüm ve işkenceden sonra çarmıha gerilmek sûretiyle ruhunu teslim ettiği bildirilmektedir. (Matta, 27; 35-50, Markos, 15; 24-37, Luka, 23; 20-46, Yuhanna, 19; 17-30) Burada hemen hatırlatmamız gerekir ki, Kur’an, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği iddialarını reddeder, işte şu ayetler bunun açık delilidir: "...Oysa onu öldürmediler ve asmadılar. Fakat onlara öyle gibi gösterildi. Onun hakkında anlaşmazlığa düşenler, bu konuda kesin bir şüphe içindedirler. O hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Onu kesin olarak öldürmediler. Fakat Allah onu kendisine yükseltmiştir. Allah üstün ve güçlü- dür, hüküm ve hikmet sahibidir." (Nisa, 157-158)
Hz. İsa, Kur’an-ı Kerim’de; Allah’ın "Meryem’e ulaştırdığı bir kelimesi ve kendisinden bir ruh" olarak vasıflandırmakta, ancak, onun bir "kul" olduğu belirtilmektedir. (Nisa, 171-172; Enbiya, 9i) O, israiloğullarına gönderilmiş bir peygamberdir. (Âi-i Imran, 49) Kendisine İncil verildiği (Mâide, 46) ve Hz. Muhammed (s.a.s.)’i müjdelediği bildirilmektedir. (Saff, 6) Birçok ayette "Meryem oğlu" şeklinde zikredilerek; bugünkü Hıristiyanlık inancının aksine, bir "beşer" olduğuna vurgu yapılmaktadır.
İncil’de, Paskalya Bayramı geldiğinde, Babaya gideceği saatin yaklaştığı, kendisini, on iki havariden birinin ele vereceği Hz. İsa’nın dilinden aktarılmaktadır. (Matta, 26; 21) Yine incil’de verilen bilgilere göre, Hz. İsa yakalanmadan önce on iki havari ile birlikte oturduğu sofrada kendisini ele verecek olanın, kendisiyle birlikte sofraya uzandığını da söyler. İşte sözü edilen bu el, onu yakalatacak olan Yahuda’nın elidir. (Matta, 26; 20-25; Yuhanna 13; 1830) Onun bu haberi verdiği sırada düşmanları da onu nasıl yakalayacaklarının plânlarını yapmaktadırlar. (Matta, 26;
1-5) On iki havariden biri olan Yahuda işkariyot, Hz. İsa’nın yakalanması için otuz gümüş karşılığında düşmanlarla işbirliği yapmıştır. (Matta, 26; 14.15) Film, onun bu yakalanma sahneleriyle başlamaktadır.
Hıristiyanlık kaynaklarına göre Hz. İsa yakalandıktan sonra kendisine hakaretler edilir ve "Sen Allah’ın oğlu musun?" diye sorulur. Bu soruya "Evet ben oyum" (Luka, 22; 70) diye cevap vermesi üzerine suçluluğuna ve ölüm cezasını hak ettiğine karar verilir ve Romalı Vali Pilatus (Pilate) tarafından sorguya çekilip yargılanmak üzere hükümet konağına götürülür. (Matta, 27; 1-2; Luka, 23; 1) Burada kendisine yöneltilen, "Sen kral mısın?" sorusuna verdiği; "Evet kralım" (Matta, 27; 11) cevabı üzerine haça gerilmesi istenir. Pilatus onun doğru bir adam olduğunu, bunun için de kanına girmek istemediğini söyler. Fakat bütün halk haça gerilmesinde ısrar eder. Bunun üzerine Pilatus, her yıl iki mahkumu bağışladığını, bu sene de onu, ya da katil Barabbas’ı affedeceğini söyler. Halkın ayaklanmasından endişe ederek onların isteği üzerine katil Barabbas’ı affeder. Hz. İsa’yı da kırbaçlattıktan sonra onlara teslim eder. (Matta, 27; ıi-37)
Dünyanın dört bir yanından Hıristiyan hacıları, işte o günleri yadetmek için her yıl yeniden tespit edilen 22 Mart - 19 Nisan tarihleri arasında bir Pazar günü toplanırlar. (Turner, Günay, Küçük, Abdurrahman, Dinler Tarihi, s, 265, Ocak Yay., Ank., 1993) Bu filmin dünya sinemalarında 25 Şubatta, yani; Paskalya (Easter Week) arefesi sayılabilecek bir tarihte gösterime girmesi de zamanlama açısından önem arzetmektedir. Toplantının yapıldığı Golgotha, onun çarmıha gerildiğine inanılan yer, Kutsal Kabir de (Holy Sepulchre) onun geleneksel kabridir. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmek üzere götürülürken takip ettiği yolun başlangıç yeri, Roma Kralı Pontius Pilate’nin Sarayı’nın bulunduğu yerdir. Bu günü anmak için bir araya gelen Katolik mezhebi mensupları bu güzergah üzerinde düzenli olarak belirli yerlerde dururlar ve buralarda grup liderleri incil’den bu yerin önemini anlatan pasajlar okurlar. Grup, yol boyunca dua edip, İlâhi söyleyerek yoluna devam eder. Üçüncü durakta Hz. İsa’nın taşımak zorunda kaldığı çarmıhın ağırlığı altında onun ilk sürçtüğü yeri düşünmek için, dördüncü durakta Hz. İsa’nın annesi Hz. Meryem’in kalabalığın içinden çıkarak ölüm yolundaki oğlunu kurtarma ve onu teselli etme teşebbüsünü hatırlayıp yadetmek için durulur. (Wilson, Brian, age., s, 11-15) Filmde de taşınan çarmıh, bir insanın kaldırması imkânsız gibi görünen ebatlardadır.
Film, tabiatıyla Hıristiyanlık kaynakları ışığında hazırlanmıştır. Ancak bunlar Kur’an’ın ortaya koyduğu gerçeklerle bağdaşmamaktadır. Mealllerini verdiğimiz ayetlerde de açıkça görüldüğü gibi, İslam’a göre Hz. İsa haça gerilmemiştir. Tüm zamanların gişe rekorunu kıran bu filme bir başka açıdan bakıldığında, filme gösterilen ilgi, insanların günümüzde de manevî değerlere verdiği önemin bir başka ifadesi olmalı diye düşünüyorum.