Makale

Dini Bilginin Aktarımı ve Basın

Dr. Mehmet Bulut
APK Uzmanı

Dini
Bilginin Aktarımı ve Basın

Makalemizin başlığı, başlı başına bir kitap çalışmasını gerektirecek kapsamda bir konudur. Böyle bir konuyu bir makale çerçevesinde irdelemek elbette zor olacaktır. Dolayısıyla, konuyu sınırlandırarak, dinî bilginin basın yayın organlarından özellikle gazete üzerinden aktarımı konusuna yoğunlaşmaya çalışacağız. Bu bağlamda ana hatlarıyla ülkemizde gazetelerin dinî konulara yer veriş durumu ile dinî bilginin basın aracılığı ile kitlelere aktarılması olayında görülen bir kısım problemlere değineceğiz. Son olarak konunun bir değerlendirmesini yapmaya çalışacağız. Ancak bütün bunları yaparken örneklendirme cihetine gitmeyeceğiz.
Dini bilginin aktarımı
Dini aslî kaynaklarından öğrenmenin önemi ve sağlıklı bir dinî bilgiye duyulan ihtiyaç, tarihin her döneminde dile getirilmiştir. Ancak günümüzde Islâm’ın evrensel mesajının insanlara doğru, etkin ve anlaşılır bir biçimde ulaşmasını sağlamak daha fazla bir önem kazanmıştır.
Çağımızda irşad ve dini aydınlatma faaliyetlerinde başvurulan birçok vasıta vardır. Günümüz şartlarında kitle iletişim araçları bu vasıtaların önemlilerinden biri hâline gelmiştir. Biz bu araçları aynı zamanda yaygın din eğitiminin araçları olarak kabul etmekteyiz. Örgün eğitimde yeterli din eğitim ve öğretimi alamamış, camilerde sunulan hutbe, vaaz ve diğer bilgilendirici etkinliklere de katılamamış insanlar için, dinî bilgi ile karşılaşmada kitle iletişim araçları belki de tek araç durumunda olduğundan daha da önem kazanmaktadır. ,
Bu bağlamda önemli birkaç soru şudur: Acaba insanlar gazete kültürüyle sistematik ve yeterli bir din kültürü edinebilirler mi? Ya da geniş halk kitlelerini basın aracılığıyla, din konusunda sağlıklı bir şekilde bilgilendirebilir miyiz? Dinî kültürün kazandırılmasında gazete ve dergilerin veya daha geniş tabiriyle medyanın rolü ve etkisi nedir? Bu ve benzeri sorulara doyurucu bilimsel cevaplar vermemize imkân sağlayacak, ülke genelinde yapılmış alan araştırmalarının ortaya koyduğu verilere sahip değiliz. Dolayısıyla bu konudaki değerlendirmelerimiz genelde kişisel gözlem ve tespitlere dayanmaktadır. Burada kesin olarak ifade edilmesi gereken bir şey varsa, o da, tarihte belki de hiç rastlanmamış biçimde dinî nitelikli bilgi, haber, yorum ve tartışmanın günümüzde, medyada yer almakta olduğu, geniş halk kitlelerinin bu araçlarla dinî bilgi ile yüzleştikleri, buna bağlı olarak insanların sağlıklı veya sağlıksız bir şekilde din konusunda belli oranlarda malumat sahibi olduğudur.
Gazete ve dinî yayın
Gazete; haber, bilgi ve mesajı çoğaltarak kitlelere ulaştıran önemli kitle iletişim araçlarından biridir. Günlük tüketilen bir nesnedir. Radyo, televizyon ve internet yayıncılığındaki hızlı gelişmelere rağmen, kitlelere haber ve bilgi aktarımında hâlâ önemli bir işleve sahiptir.
Gazete yaygın bir şekilde kitleleri etkileyebilmektedir. Genel anlamda medyada yer alan bilgiler, insanların kültür birikimi sürecinde gelişip kapsam kazanmaktadır.
Gazete ve dergi, temel işlevleri yanında farklı nitelik ve nicelikte de olsa dinî bilgi, haber ve mesajların aktarımında da bir araç işlevi görebilmektedir, ilettiği bu bilgi ve mesajlarla toplumu şu veya bu şekilde etkileyip yönlendirebilmektedir.
Gazete ve dergilerde doğrudan din ile ilgili olmamakla beraber çeşitli haber, bilgi ve yorumlarda da din hakkında değerlendirmelere rastlamak mümkündür. Bu tür mesajlarda da toplumu din hakkında olumlu veya olumsuz etkileyebilecek unsurlar bulunabilmektedir.
Diğer yazılı iletişim araçlarında olduğu gibi, gazete ve dergilerde dinî bilginin işleniş ve okuyucuya sunuş biçimi, insanların o tür bilgiye ilgi duyması ve etkilenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Buna göre günümüz basınında dini içerikli yayınları genel hatlarıyla üç kategoride toplayabiliriz:
1. Gazetelerin genel haber ağı içinde yer alan dinî nitelikli haberler,
2. Gazete sayfalarında dinî konular için tahsis edilmiş özel sütun ve sayfalarda verilen bilgiler, yapılan yorumlar ve okuyucuların dinî sorularına verilen cevaplar,
3. Esas ilgi alanı din olmayan ve bu alanda fazla bir birikimi bulunmayan köşe yazarlarının, zaman zaman din konusunda yaptıkları yorumlar, ileri sürdükleri görüşler.
Haber formatındaki yayınlar bir yana, günümüzde Türkiye geneline ve yerel olarak yayın yapan birçok gazetede dinî konular için ayrılmış sütun ve sayfalar bulunmaktadır. Bilindiği gibi bu tür sütun ve sayfalarda hem İslâmî konularda bilgi sunulmakta, yorumlar yapılmakta, hem de gazete okuyucularının dinî sorulan cevaplandırılabil- mektedir. Nitekim son yıllarda yüksek tirajlı birçok gazete bilhassa okuyucularının dinî sorularını cevaplandırmak üzere, bilim ve din adamlarına yazı yazdırmaktadır. Bazı gazetelerin cuma günleri yayımladıkları dinî sayfalar bulunmaktadır. Ramazan aylarında bilindiği gibi birçok gazete özel sayfa ve ekler yayımlamaktadır. Son 15-20 yıl içinde bu tür etkinliklerin kesafet kazandığını söyleyebiliriz. Kitapların ortalama 5-10 bin adet basıldığı ülkemizde, ülkemiz geneline yayın yapan 30’dan fazla gazetenin günlük ortalama toplam tirajının 5 milyonu geçtiği düşünülürse, gazetelerdeki dinî içerikli yazıların toplumu etkilemedeki önemi daha iyi anlaşılır.
Dinî bilginin gazete üzerinden aktarımında yaşanan bazı sıkıntı ve problemler
Buraya kadar verilen bilgilerden basının dinî bilginin aktarımında olumlu veya olumsuz ama önemli roller üstlenebileceğini, muhatapları olan okuyucularını şöyle veya böyle etkileyebileceğini söyleyebiliriz.
Burada gazete üzerinden okuyucuya dinî bilgi aktarma noktasında karşılaşılan / karşılaşılabilecek muhtemel problemlerden bir kısmına maddeler halinde değinmek istiyoruz.
1. Gazete sadece dinî bilgi veren bir araç değildir. Asıl işlevi okuyucuya haber vermektir. Dolayısıyla gazetede güncel olaylardan ekonomiye, spordan sanat etkinliklerine kadar yüzlerce bilgi ile karşılaşan okuyucu, bunlarla gazetede yer alan dinî yazılar arasında mantıklı bir ilişki kurmakta zorlanabilir. Hatta birbiriyle çelişen bilgiler arasında bocalayabilir.
2. Gazete gün içinde tüketilen bir nesnedir; yani, bir günlük ömrü vardır. Okuyucu okuyabildiği kadarıyla okur ve o gün onu elinden çıkarır. Böyle bir mevkutede okuduğu dinî bir malumatı aslında özümseyeme- diği bazı durumlarda bile öğrendiği zehabına kapılabilir. Dolayısıyla bir bakıma bizzat kendi kendini aldatmış konumuna düşürebilir.
3. Dinî bir olay, gazete sütunlarına taşınırken bazen bağlamından tamamen kopartılmış, çarptırılmış şekilde karşımıza çıkabilmektedir. Bu, dinle ilgili bir haber, güncel bir tartışma konusu olabileceği gibi, söz gelişi Diyanet işleri Başkanı’nın yaptığı bir açıklama da olabilir. Bu çarptırma, haberi yazan muhabirden kaynaklanabileceği gibi,
muhabirin doğru olarak geçtiği haberi, sözde onu daha ilginç hâle getirmek uğruna gazete mutfağında, haber editörleri tarafından eklemeler veya kesip atmalar sonucu anlaşılmaz, tanınmaz bir hâle getirilmesi de söz konusu olabilmektedir. Bu tasarruf, geniş kitlelerin din konusunda yanlış bilgilendirilmelerine neden olmaktadır ki, takdir edileceği gibi böyle bir durum, din ve toplum açısından son derece rahatsız edici bir durumdur.
4. Birçok gazetede din konusu özel bir alan olarak kabul edilip, buna göre uzman personel istihdam edilmemektedir.
Bu söylediklerimiz kuşkusuz bütün gazeteleri kapsamaz, elbette bu tür haber ve yazıları tetkik eden mekanizmalara sahip gazeteler de vardır.
5. Dinî konuların bazı yayın organlarında zaman zaman magazin formatında ele alınması ve dinin sansasyonel habere vasıta kılınması, dinî bilgi ve hadiselerin okuyucuya doğru bir şekilde intikalinin önündeki belli başlı engellerden biridir. Halkımızın bu durumdan son derece rahatsız olduğu kuşkusuzdur.
6. Bazı basın organlarında görülen menfî tutumlardan biri de, dinin kutsal değerlerini ya da din hizmetlilerini konu alan ve amacını çok aşan, sözüm ona nükte/fıkra kabili anlatımlardır. Örnek olarak verilmesinden bile insanın teeddüp edeceği zarif olmayan nüktelerdir bunlar... Ne var ki bir kısım basın ve yayın organlarında bunlar fütursuzca kullanılabilmektedir.
7. Dinî literatüre yeteri kadar aşina olmayan muhabir ve yazarlar, yazdıkları şeylerle bazen sıradan insanları dahi tebessüm ettirecek pozisyona düşebilmektedirler.
8. Kültür düzeyine bağlı olarak gazete okuru, bazen okuduğu yazıdaki ironiyi, nükteyi fark edemeyip onu gerçek olarak algılaması söz konusu olabilmektedir. Bu durumda dinî bilginin sağlıklı bir şekilde aktarımında bir handikap olarak değerlendirilebilir.
9. Aynı şekilde bir kısım medya organında olduğu gibi, bazı gazetelerde de bid’at ve hurafe türü bilgiler yer alabilmektedir.
10. Gazetecilikteki, "sizin ne söylediğiniz değil, muhataplarınızın ne anladığı önemlidir" şeklindeki ilke, kanaatimce dinî bilgi ve mesajların aktarımında daha da bir önem kazanmaktadır. Dolayısıyla, dinî bilgi ve yorumların, muhatap kitlede bazen yanlış anlaşılması ve menfi bir yansıma bulması söz konusudur.
11. Kişi, okuyucusu olduğu gazeteden edindiği dinî bilgileri ,kesin ve tek doğrular olarak kabul etme riskine düşebilmekte, dolayısıyla farklı yaklaşımlara itibar etmemek, onları yanlış saymak gibi birtakım olumsuz davranışlar sergileyebilmektedir.
12. Dinî bilimlerde yeterli formasyonu olmayan bazı kişilerin basın aracılığıyla yaptıkları yanlış çıkışlar, dinin gereklerini samimi bir şekilde yerine getirmeye çalışanların zihinlerinde birtakım kuşkular oluşturabilmektedir. Benzer bir durum da, insanlara hiçbir mükellefiyet getirmeyen bir din anlayışının yaygınlaştırılmaya çalışılmasında görülmektedir.
Basında dinî yayınların takip ve tashihi
Gazete ve diğer kitle iletişim araçlarında yer alan dinî içerikli yayınların takibi ve gerektiğinde tashihi önemli ve hassas bir konudur. Eskilerin ifadesiyle ister an-kastin, ister an-cehlin olsun, yanlış ve hatalı dinî yayınlara karşı yetkililerin tedbir almaları, gerekli uyarılarda bulunmaları gerekmektedir ki, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın böyle bir görevi de bulunmaktadır. Yanlış ve hatalı dinî bilgilerin tashih edilip doğrusu gösterilmediğinde halkın bundan menfî bir şekilde etkilenmesi kaçınılmazdır. Ancak, gelinen noktada, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bütün basılı ve görsel yayınları taraması ve yanlış içerikli olanlara cevap yetiştirmesi imkânsız gibi gözükmektedir. Bu durumda yayın organlarının bizzat oto kontrol mekanizmalarını işletmeleri önem kazanmaktadır. Başkanlığa düşen en temel görev ise, doğru dinî bilgiyi en yaygın bir şekilde topluma ulaştırmanın gayreti içinde olmasıdır. Kanaatimce bugün yapılmaya çalışılan da bu doğrultudadır.
Günümüzde Diyanet işleri Başkanlığı ve müftülüklere, vatandaşlarımız tarafından yapılan müracaatların önemli bir kısmı, insanımızın, basın ve medyada okuduğu/duyduğu ve kuşkuya düştüğü dinî bilgilerin doğrusunu öğrenmek üzere yaptığı başvurulardan oluşmaktadır. Başka bir ifade ile halkımız, okuduklarını doğrulatma çabasına düşmektedir. Bu durum, vatandaşlarımız ve Başkanlık açısından çok önemlidir.
Sonuç ve değerlendirme
Değerlendirmelerimizi de maddeler hâlinde sıralamak istiyoruz:
1. Basının diğer sosyal hadiseler gibi, dinî mahiyetteki olayları okuyucularına aktarması ve dinî yorumlara sayfalarında yer vermesi anlaşılır bir durumdur. Ancak burada önemli olan dine yaklaşım tarzı ve bu bağlamda izlenen yayın politikasıdır.
2. Dinin birleştirici, insanlar arasında birlik ve bütünlüğü sağlayıcı işlevinden milletçe faydalanabilmek için, dini bilginin aktarımında titiz davranılması gerektiği kanaatindeyiz. Islâm hakkında konuşup yazabilmek için, bu yüce dinin temel referanslarını, sahip olduğu muazzam literatürünü iyi bilmek gerekir. Ayrıca ülkemizin sosyal yapısını, toplumun hassasiyetlerini göz önünde tutmak icap eder. Basınımız, üstlendiği bu büyük sorumluluğun bilincinde olmalıdır.
3. Düşünce ve ifade özgürlüğü ileri sürülerek, kişilerin din konusundaki şahsi düşüncelerinin ancak kendilerini bağlayacağı söylenebilir. Ne var ki, kitle iletişim araçlarında din konusunda yazıp çizdikleriyle toplumun karşısına çıkanlar, dinî ve millî birliğimiz açısından, bilgiden uzak sübjektif yorumlarını sorumsuzca ortaya koymaktan uzak durmak zorundadırlar.
4. Basının görevi toplumu doğru bilgilendirmek olmasına rağmen, bilhassa din söz konusu olduğunda, bu hassasiyetin zaman zaman bazı yayın organları tarafından gösterilmediğine hepimiz tanık olabilmekteyiz. Dine yaklaşım tarzlarındaki çarpıklıklar sonucu oluşturulan görüntü, geniş halk kitlelerinin zihinlerinde din konusunda tereddüt ve şüphelerin oluşmasına yol açmaktadır. İnsanlar, "kim doğru söylüyor?" arayışı içinde, oradan oraya savrulur hâle gelmektedir.
Tartışmayı gerektirecek bir yönü olmayan konuların tartışma konusu hâline getirilmesi, üzerinde müzakere edilmesi, çözüm yolları aranması gereken dinî hayatın gerçek problemlerinin göz ardı edilmesine neden olabilmektedir.
5. Bütün dünyada dine yönelişin kesafet kazandığı, ruhsal bunalımda olan insanlığın, dini bir sığınma alanı gördüğü çağımızda, din adına bazı basın organlarında yapılan tartışmalar oldukça sığ kalmaktadır. Din, magazin malzemesine dönüştürülebilmektedir.
Dinî bilgide belli bir alt yapısı olmayan insan kitlelerinin karşısına, tartışmalı konularla çıkmak isabetli bir davranış olmasa gerektir. Sahasındaki uzmanların kendi aralarında tartışmaları gereken konuların, basın yoluyla halkın huzuruna taşınması da, halka bir iyilik değildir; bu tür tartışmaları halkı din konusunda aydınlatmak çerçevesinde değerlendirmemiz mümkün değildir.
6. Din konusunda uzman olmayan insanların üstelik hiç de gereği yokken, bir kısım medya aracılığı ile din hakkında yorum yapmaya kalkışması, yadırganacak bir durumdur. Bu durumun gerçekten bir huzursuzluk kaynağı olduğu açıktır. Ayrıca basına akseden güncel dinî tartışmalarda yetkin din uzmanlarının görüşüne başvurmak yerine, ilgisiz kişilerin değerlendirmelerinin ön plâna çıkarılması, dini bilgi konusunda yaşanan kargaşanın en önemli nedenlerinden biridir. Bu olgunun diğer bir sakıncası da, yaşanan olumsuzluklardan halkın bir kısmının Diyanet İşleri Başkanlığı’nı sorumlu tutmasıdır.
7. Dinî konularda kalem oynatmak için bazen salt ilahiyat eğitimi almış olmak da yeterli olamamaktadır. Çünkü çağımız uzmanlaşma çağıdır ve bu, ilâhiyat alanı için de geçerlidir. Hâliyle örneğin dinî soruların cevaplandırılması, İslam hukuku alanında uzmanlaşmış olmayı gerektirebilir.
8. Özetlersek din, toplumu- muzun en önemli değerlerinin başında gelmektedir. İnsanlarımızı kaynaştırmada harç görevi yapan dinimiz, milletimizin kurucu öğelerinden birisidir. Bu değere karşı tedbirsiz ve sorumsuz tutum, toplumda din hakkında yanlış kanaatlerin oluşmasına ve dolayısıyla dinin toplumdaki birleştirici, kaynaştırıcı ve huzur verici etkisinin azalmasına ve bazen de tamamen ortadan kalkmasına neden olabilmektedir. Binaenaleyh, dinî konulardaki haber ve yorumlarda titizlik gösterilmelidir. Din ile ilgili haber ve yorumlarda, gerekli titizlik gösterilirse, kutsal değerleri rencide etmeyecek bir şekilde tavır sergilenirse, dine ve topluma çok önemli hizmette bulunulmuş olur.
Unutmamak gerekir ki, kitle iletişim araçlarıyla toplumun dinî bilgi birikimine katkıda bulunmak, aynı zamanda kültürümüze hizmet etmektir. Çünkü, dilimizden edebiyatımıza, geleneklerimizden sosyal değerlerimize, kültürümüzün en önemli kaynağını dinimiz oluşturmaktadır.