Makale

Diyanet İşleri Başkanlığının Yayımladığı İlk Hutbe Mecmuası Türkçe Hutbe

Dr. Mehmet Bulut
DİB. APK Uzmanı

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın
Yayımladığı İlk Hutbe Mecmuası:

Türkçe Hutbe

Cuma ve bayram hutbelerinden cemaatin yeterince istifade edebilmesi ve böylece hutbeden beklenen işlevin yerine gelmiş olması açısından, hutbenin mev’ize kısmının Türkçe okunması gerektiği hususu Cumhuriyet’ten önce de zaman zaman dile getirilmiştir. Ayrıca, ehil, yapabilen görevliler Türkçe hutbe tertip edip okumuşlardır. Ancak, bu beceriyi gösteremeyenler, Arapça yazılmış ve daha çok kameri aylar ile dinî gün ve gecelerin faziletlerini konu alan hutbeleri okumuşlardır.
Ülkemiz insanı için camilerde okunan hutbelerin nasihat kısmının Türkçe olması gerektiği doğrultusundaki görüşler, sadece dinî ve İlmî çevrelerde değil, daha Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında da dile getirilmiştir. Ancak burada hemen şunu belirtelim ki, daha sonra 1930’lu yıllarda ibadet dilinin Türkçeleştirilmesiyle ilgili tartışmalarla, hutbelerde nasihat kısmının Türkçe olması gereğine ilişkin talepler farklı şeylerdir ve birbiriyle karıştırılmaması gerekir. Burada anlatılmaya çalışılan husus, hutbelerin sadece nasihat kısmının Türkçe verilmesidir. Anadilde ibadet tartışmaları ise bu makalenin konusu dışında kalmaktadır.
Konumuza dönersek, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kuruluşundan (3 Mart 1924) yaklaşık bir yıl sonra 21 Şubat 1925 tarihinde Diyanet İşleri Reisli- ği’nin 1925 Mali Yılı bütçesi müzakere edilirken, Türkiye Büyük Millet Meclisi, Diyanet işleri Reisliğince Kur’an-ı Kerim’in Türkçe tefsiri ve hadis tercümelerinin yaptırılmasını ve bu yayın faaliyeti için devlet bütçesinden özel ödenek ayrılmasını kararlaştırmıştı. (Geniş bilgi için bkz. Mehmet Bulut, "İlk Cumhuriyet Meclisinde Dini Yayıncılık Hakkında Tarihi Bir Karar", Diyanet İlmi Dergi, c. 28, sayı: 1 (Ocak-Mart 1992), ss. 139-149) Bu önemli kararın alındığı müzakereler sırasında, Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na ayrı bir önerge verilerek, Diyanet İşleri Reisliğince müsabaka ile bir Türkçe hutbe mecmuasının derlenip yayınlanması ve camilerde bu hutbelerin okunmasının zorunlu kılınması teklif edilmiştir. Meclis Başkanlığı, "bir temenni takriri" olarak kabul ettiği bu talebi, Başveka- let’e tevdi etmiştir.
Merhum Prof. Kamil Mi- ras’ın ifade ettiği gibi, bizde hitabet ve hutbe konusu Cumhuriyet dönemine kadar en çok ihmal edilmiş bir mesele idi. (Kamil Miras, "Yeni Hutbelerim Hakkında Duyduklarım", Yeni Hutbelerim içinde, Diyanet İşleri Reisliği yayını, İstanbul 1937, c. 2, s. 551) Dolayısıyla, TBBM ve Başvekalet’in bu doğrultudaki kararı üzerine, Diyanet işleri Reisliği, yoğun bir gayret göstererek, günümüzde dahi gerçekleştirilmesi zor sayılabilecek kısa bir zaman diliminde, yaklaşık bir yıl içinde, 51 adet hutbe tertipleyip bunları bir kitap halinde basıma hazır hale getirmiştir. Eser, "Türkçe Hutbe" adıyla ve Başkanlığın ilk yayınlarından biri olarak 1927’de eski harflerle basılıp görevlilerin istifadesine sunulmuştur. (Mehmet Bulut, "Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları Bibliyografyası (1924-1997)", Diyanet İlmi Dergi, c. 33, sayı: 4 (Ekim-Aralık 1997), s. 86)
Türkçe hutbe
Diyanet İşleri Başkanlığı yayın faaliyetlerine çok erken başlamıştır. Öyle ki, yayınladığı ilk kitaplar olan A. Hamdi Akseki’ye ait "Ahlâk Dersleri" ile "Askere Din Dersleri" adlı eserlerin baskı tarihleri 1924 ve 1925’tir. Bu iki kitaptan sonra, üçüncü sırada da sözünü ettiğimiz Türkçe Hutbe kitabı yayımlanmıştır. Bu durum gösteriyor ki, kuruluş yılı içinde bile Başkanlık kitap yayımlamaya muvaffak olmuştur. Ayrıca, Başkanlığın hutbe konusuna da öncelikle eğildiğini, bu konuya özel bir önem atfettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
ilk baskısı 1927’de yapılan Türkçe Hutbe’nin ikinci baskısı da yine eski harflerle 1928’de yapılmıştır. Bu iki baskı arasında fazla bir farklılık yoktur. 1928 yılında yapılan ikinci baskıdan sonra bu eser bir daha basılma- mıştır. 1936-1937 yıllarında yine Başkanlık yayınları arasında yayımlanan A. Hamdi Akseki’ye ait "Yeni Hutbelerim" adlı eser çıkıncaya kadar yaklaşık 10 yıl boyunca imam-hatiplerin bu eserden faydalandığını söyleyebiliriz.
a. Eserin kimlik bilgileri: iç
Kapak sayfasında şu kimlik bilgileri yer almaktadır: Türkçe Hutbe / Türkiye Cumhuriyeti Diyanet işleri Reisliği neşriyatından, aded 3 / Diyanet İşleri Reisliği tarafından tertip edilmiştir / İstanbul / Şehzadebaşı: Evkaf-ı is- lâmiye Matbaası / 1927 - 1345. (İkinci baskının kapağında "İkinci tab’ " kaydı ve baskı tarihi olarak 1928 - 1346 rakamları yazılı)
İlk baskı, cep boyu (13 x18.5), 269+3 sayfa; ikinci baskı, aynı ebat, 269+11 sayfadır.
Bu bilgilerden anlaşıldığı gibi, eserin hazırlayıcısı olarak Diyanet işleri Reisliği gösterilmiş, bir yazar veya hazırlayan adına yer verilmemiştir. Ancak, merhum Ahmed Hamdi Akseki’nin 1936-1937 yıllarında iki cilt olarak yayımlanan "Yeni Hutbelerim" adlı eserinin baş tarafında yer alan "izahat" başlıklı notlarda, bu hutbelerin de kendisi tarafından yazıldığı açıkça belirtilmiştir. (Bkz. A. Hamdi Akseki, Yeni Hutbelerim, Diyanet İşleri Reisliği yayınları no 8, İstanbul 1936, c. 1, s. 6) Ayrıca Türkçe Hutbe’deki "Mukaddime" kısmı, Akseki’nin bu eserinin başına da konmuştur, (s. 3-5)
b. İçerik: Eser bir "Mukaddime" ve 51 hutbe metninden oluşmaktadır, ilk baskıda eserin sonunda hutbe esnasında okunan Arapça ve Türkçe dualar, ikinci baskıda ise Türkçe dua ve ayrıca 8 sayfa tutan "hata-se- vab cetveli" yer almaktadır.
"Diyanet işleri Reisi Rifat" imzasını taşıyan 17 Şubat 1927 tarihli "Mukaddime"de, İslâm’ın sosyal yönüne dikkat çekilerek bu bağlamda dinimizin cemaatle namaza ve cuma namazına verdiği öneme işaret edildikten sonra, hutbenin cuma namazındaki yeri ve mahiyeti üzerinde durulmuştur. Daha sonra hutbelerdeki vaaz ve nasihat kısımlarının cemaatin anlayacağı dille yapılmasının önemine işaret edilerek eserin yazılma gerekçesi şöyle açıklanmıştır:
"Hutbenin tamamen Arapça okunması hutbelerdeki mev’izelerden müstefit olmak isteyen ve lisan-ı Arabî’ye vakıf olmayan Müslümanların şu din- darâne emeline imkân vermemektedir. Binaenaleyh, hem mezahib-i âliye-i islâmiyeye ve ilelyevm Müslîmin beyninde cari icma-i ameliyeye muhalefet etmemek, hem de temenni edilen gayeyi elde edebilmek için hutbelerin ’zikrullah, salât u selâm gibi’ erkanı müştemil olan kısmı lisan-ı dinî olan Arabî ile eda edilerek erkan-ı hutbe tamam olduktan sonra mev’ize kısmının memleketimizde Türkçe okunması, daha doğrusu okunan âyât-ı kerime ve ehâdîs- i şerife mealleri Türkçe izah edilmesi muvafık görülmüş ve fakat her hatip bu yolda hutbe tertibine muktedir olamayacağına binaen hatiplerimize bir rehber olmak üzere şerait-i meşrû’asını cami olarak elli kadar hutbe numunesi tertip olunmuştur." (s. 5-6)
Hutbelerin tertibinde yukarıya alıntıladığımız paragrafta belirlenen ilkelere uyulmuş; hutbenin mukaddime kısmı Arapça olarak verilmiş, sonra konu ile ilgili bir ayet ve bazen bir ayet ile birlikte bir hadis okunduktan sonra Türkçe nasihat kısmı yazılmıştır. Hutbenin ikinci bölümünde dua metinleri yine Arapça olarak yer almıştır. Yukarıda değinildiği gibi, ikinci baskıda kitabın sonunda Arapça dua metinleri yanında kısa bir Türkçe dua örneği de yer almaktadır. Bu metne aşağıda yer verilecektir.
Sade ve anlaşılır bir dille yazılmış olan hutbeler bir buçuk, iki sayfayı geçmeyecek şekilde kısa tutulmuştur.
c. Hutbe konuları: Türkçe Hutbe mecmuasının 51 adet hutbeyi ihtiva ettiğini yukarıda belirtmiştik. Diyanet işleri Başkanlığının bu ilk hutbe kitabında ağırlıklı olarak ahlâkî ve sosyal konular yer almıştır. Kitapta yer alan ilk hutbenin başlığı "Çalışan Mükâfatını Görür" şeklindedir. Dikkatimizi çeken bir kısım başlıklara yer verecek olursak; 2 ve 3. sırada yer alan hutbeler "Vatan Müdafaası" ve "Tayyare Cemiyetine Yardım" başlıklarını taşımaktadır. Ayrıca son hutbenin konusu "Askerliğin Şerefi"dir. Kitapta çalışma, ticaret, sanat ve ziraat konusunda 7 adet hutbe yer almıştır. Hakkında çok sayıda hutbe metnine yer verilen bir diğer konu temizlik ve sağlık konusudur. Bu konularda 4 ayrı hutbe bulunmaktadır. Az sayıda da olsa iman ve ibadet konularında da hutbelere yer verilmiştir. Ancak, belirttiğimiz gibi 51 hutbenin çok büyük bir kısmı ahlâkî konuları işlemektedir. Ana babaya itaat, insana saygı, yetim ve kimsesizlere yardım, insanlarla iyi ilişkiler, İslâm’ın sakındırdığı kötü huy ve davranışlar bu bağlamda yer alan konulardır. Ayrıca dini gün ve gecelerle ilgili birer hutbe metni yer almıştır.
Kitapta yer verilen hutbe konularının ve hutbelerin içeriklerinin, o yıllarda ülkemizin içinde bulunduğu sosyal durumuyla yakından ilintili olduğunu söyleyebiliriz. Yıllarca süren savaşların etkileri henüz ortadan kalkmış değildir. Fakir, yoksul, dul, yetim ve sahipsiz insanların sayısı bir hayli fazladır ve bunlara yardım etmek gerekmektedir. Ülkeyi kasıp kavuran sari hastalıklara karşı insanları uyarmak, bu bağlamda temizlik hususuna dikkat çekmek icap etmektedir. Ülkenin bir an önce fakirlikten kurtulması, her yönüyle kalkınması için top yekun bir millet olarak seferberlik başlatılması gerekmektedir. Bu ve benzeri gerekçeler, yani dönemin şartları göz önünde tutularak vaaz ve hutbelerde bu konulara ağırlık verilmesi öngörülmüştür. Nitekim, ilk Diyanet işleri Reisi Rifat Efendi, sözünü ettiğimiz Mukaddimenin daha ilk cümlesinde; dinimizin farz kıldığı ibadetler incelenince, bunların, Allah’a kulluk ve yaratıklarına şefkat gibi ahlâkî ve manevî konulardan başka "bir milletin tekâmülü ile alâkadar" birtakım İçtimaî esasları da ihtiva ettiğinin görüleceğini vurgulamaktadır. Ayrıca, hutbelerde özellikle ahlâkî konulara ve biraz da çalışma, ilerleme, kalkınma gibi konulara yer verilmesi gereği, yazımızın başında sözünü ettiğimiz TBMM genel kurulunda, dönemin milletvekillerince de dile getirilmiştir. Örneğin bir vekil, söz konusu toplantıda artık hutbelerin Türkçe okunması gerektiğini belirttikten sonra, hutbelerde ahlâkî konular üzerinde durulmasını, "Yalan söylemeyin, hırsızlık yapmayın, birbirinize iyilik edin, yetimlere yardım edin..." şeklinde öğütte bulunulmasını talep etmiştir. Kırşehir Milletvekili Yahya Galip Bey ise, vaizlerin ülkemizin inkişaf ve iktisadı adına halkı irşad etmeleri hususunda Diyanet işleri Reisliği’nden ricada bulunduklarını hatırlattıktan sonra şunları eklemiştir:
"Efendim, şimdi vaizlerimize, hatiplerimize rica ederiz. Eski şeylerden biraz infikak etsinler, hakikate girsinler. Halk hiçbir şey anlamıyor. (...) Memleket lâzım, iktisat lâzım, geçinmek lâzım, hayat lâzım. Vaizlerimiz vaazlarını bu cihete intikal ettirdiği gibi hatiplerimiz de herhangi bir münşiye giderek devlete, insaniyete, dünyaya lazım olan bir hutbeyi tertip ettirerek okusunlar..." (Mehmet Bulut, "Diyanet İşleri Reisliği 1341 /1925 Mali Yılı Bütçe Müzakereleri", Diyanet İlmi Dergi, c. 36, sayı: 1 (Ocak-Mart 2000), s. 124)
Görüldüğü gibi, Türkçe Hutbe’de yer verilen hutbe konuları ile Cumhuriyetin ilk Meclisinde dile getirilen talepler önemli ölçüde örtüşmektedir. Nitekim bu amacın ön plânda tutulduğunu merhum Ahmed Hamdi Akseki’nin ifadelerinden de anlamak mümkündür. Sözünü ettiğimiz "Yeni Hutbelerim" adlı kitabında Akseki, 1927’den 1936’ya kadar geçen 10 yıl içerisinde artık ülkemizde önemli ekonomik gelişmelerin sağlandığı, fabrikaların kurulduğu göz önünde bulundurularak yeni kitabında hutbe konularını önemli ölçüde değiştirdiğini; itikad, ibadet ve ahlâk meselelerine daha çok yer verdiğini söylemektedir. (c.1, s. 6)
Hutbe esnasında okunan Türkçe dua
Türkçe Hutbe’nin sonunda, bir yenilik olarak hutbede okunmak üzere kısa bir Türkçe dua örneğine de yer verildiğini yukarıda belirtmiştik. Söz konusu dua metni şudur:
"Rabbulâlemin Teâlâ ve te- kaddes hazretleri din-i mübin-i İslâmî nusret-i ilahiyesiyle teyid ve âfak-ı beşeriyeti nuru iman ile tenvir eyleye,
"Ehl-i İslâmî daima aziz ve mansur, düşmanlarını zelil ve makhur eyleye.
"Ehl-i islâmın kuvvet ve saadet ve emn ü selâmetlerini müzdad; umuru diniye ve dünyevilerinde tevfikat-ı subhaniye- sine mazhariyetle dilşad eyleye.
"Hükûmet-i Cumhuriyemizi adi u İhsan ile payidar ve evliyayı umur-i milk ü milletin nef’ u hayrına matuf icraat-ı haseneyi muvaffakiyetle pîrâyedâr eyle- ye.
"Beldemizi ve sair bilâd-ı müslimini âfât ve mesaibden masûn ve asâkir-i celâdet-me- âsirimizi nusret-i ilâhiyesine makrûn eyleye." (s. 268)
Bu metnin kısmen sadeleştirilmiş ve biraz farklı bir şekline, A.Hamdi Akseki’nin "Yeni Hutbelerim" adlı kitabında şu şekilde yer verilmiştir (c. 2, s. 561):
"Ya Erhamerrahimîn! Dini İslâmî nusratınla teyid ve beşeriyeti nuru iman ile tenvir eyle Yarabbi!
"Ehli İslâmî daima aziz ve mansur, düşmanlarını zelîl ve makhur eyle Yarabbi!
"Günahlarımızı mağfiret ve kusurlarımızı affedip dünyevî ve uhrevî hayırlar, saadetler İhsan eyle Yarabbi!
"Görünür görünmez kazalardan, güç yetmez ve takat yetişmez belâlardan cümlemizi lûtfunla esirge Yarabbi!
"Hükümeti Cumhuriyemizi adi ü ihsan üzere daim ve devlet adamlarımızı mülkü millet hakkında hayırlı işler görmeğe muvaffak eyle Yarabbi!
"Kahraman ordumuzu karada, denizde, havada mansur ve muzaffer eyle Yarabbi!
"Yurdumuzu ve bilcümle İslâm diyarını âfetlerden ve musibetlerden masun ve mahfuz eyle Yarabbi!"