Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN

Dr. Fatih Kurt

İslam bir usul ve üslup dinidir. Ortaya koyduğu prensipler manzumesini en az o prensipler kadar değerli bir mazruf içinde bireye ve topluma sunar. Tebliğ ve irşat faaliyetinde bulunan din gönüllüleri başta olmak üzere, “iyiliği emredip kötülüğü sakındırmak” için gayret sarf edenlerin dil ve üsluplarında bir olgunluk olması da önemlidir.
Kendisini bir iyiliğin, bir inancın, bir ahlaki öğretinin mümessili olarak gören kişilerin hiçbir zaman unutmaması gereken husus, iletişimde dil ve üslubun, aktarılan mesajın akıbetini belirlediği gerçeğidir. Kur’an’da, Cenab-ı Hakk’ın Hz. Musa’dan (a.s.) Firavun’a gidip güzel söz söylemesini istediğini (Taha, 20/44.), Hz. Peygamber’e de (s.a.s.) “Allah’ın rahmeti sayesinde sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi…” (Âl-i İmran, 3/159.) dediğini öğreniyoruz. Vahye muhatap olan peygamberlerin yine vahiyle iletişimde güzel dil ve yumuşak üslupla tembihlenmeleri bizim için de önemli bir ilkeye tekabül etmektedir.
İnsanları hak dine davet edenlerin incitmeden, kırmadan, ötekileştirmeden ve gizlemeden yadırgamadan, küçümsemeden ama bütün bunları yaparken hakikati de eğip bükmeden ortaya koyabilmek gibi bir sorumluluğu vardır. Burada denge ve titizlik önemlidir. Dili muhataplara sevdirecek şekilde kodlaması, Hz. Peygamber’in hem davranışlarında hem ifadelerinde en önemli özelliktir. Dil ve üslupta ortaya konulacak dikkat, her şeyden önce onun, “Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız, müjdeleyiniz nefret ettirmeyiniz.” (Buhari, İlim 12.) hadis-i şerifinin ruhuna hizmet etmelidir.
Bugün Müslümanlar arasında vuku bulan ayrılıkçı, ayrıştırıcı akımlar bir dil ve üslup problemi olarak neşet etmişler, daha sonra da İslam’ı ve Müslümanları dünya kamuoyu önünde rencide edecek raddeye gelmişlerdir. Müslümanlar sadece gayrimüslimlere değil, kendi aralarında da üsluba dikkat etmeli, aralarındaki ihtilafları serinkanlılıkla, bir itidal ve ahlak temelinde olgunlukla konuşabilmelidirler. Bugün en çok ihtiyacımız olan şeylerin başında bu rikkat gelmektedir.
Bu ayki sayımızın konusu, “Tebliğde Dil ve Üslup.” Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Dr. Muhlis Akar, “Vaaz ve İrşat Hizmetlerinde Dil ve Üslup” başlığı altında, din hizmetinde bulunan din gönüllülerinin bu vazifeyi icra ederken sahip olmaları gereken nitelikler, takip etmeleri gereken kimi usul ve yöntemler üzerinde durdu. Prof. Dr. Tahsin Görgün, “Din ve Dil Üzerine” yazısında, dilin dinî hayattaki belirleyici etkisine dikkat çekti. Prof. Dr. Mustafa Karataş, Hz. Muhammed’in (s.a.s.) hayatından örneklerle tebliğde kurulması gereken iletişim dilini hülasa etti: “Hz. Peygamber’in Tebliğ ve İletişim Dili”, Doç. Dr. Ülfet Görgülü ise “Beri Gelsin Söz Edebini Bilen, Hikmetle Söz Edebilen” başlığı altında söz söylemenin gerekliliğinden ve inceliklerinden bahsetti. Dosyamızın söyleşi konuğu Prof. Dr. Mürteza Bedir, “Tebliğde Dil ve Üslubun Ehemmiyeti” hakkında sorularımızı cevaplandırdı.
Bu ayki dergi gündemimizin tebliğde dil ve üsluba bir katkı sağlaması temennisi ile okurlarımızın Ramazan Bayramı’nı kutlar; bayram ikliminin milletimize, gönül coğrafyamıza ve bütün ümmete hayırlar getirmesini Cenab-ı Hakk’tan niyaz ederim.
Bir sonraki sayıda görüşmek üzere…