Makale

SURETU’L-HALÂS FÎ TEFSÎRİ SURETİ’L-İHLÂS

KİTAPLIK

SURETU’L-HALÂS FÎ TEFSÎRİ SURETİ’L-İHLÂS

Muhammed Kâmil YAYKAN

Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in iniş sırasına göre yirmi ikinci, mushaf sırasına göre 112. suresi olan İhlas suresi, -Cenab-ı Allah’ın tüm vahyettikleri gibi- iman etmekle görevlendirilmiş biz insanlara bahşedilmiş en güzel hediyelerdendir. Bu yüzdendir ki İhlas suresi, Kur’an-ı Kerim’in en faziletli surelerinden biri olarak bilinmektedir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.), bir gün kendisine yöneltilen bir soruya cevaben şöyle buyurmuştur: “Kim İhlas suresini okursa Kur’an’ın üçte birini okumuş gibi olur.”
Çeşitli yüzyıllarda yaşamış farklı İslam âlimleri; bu denli kıymetli olan İhlas suresini, tefsir ilminin gelişim sürecine uygun olarak farklı tarz ve üsluplarla şerh etmeye gayret göstermiş ve pek çok eser telif etmişlerdir. Bu alanda yazılan metinlerin en önemlilerinden birisi de Osmanlı devletinin siyasi, ekonomik, ilmî ve askerî alanlar başta olmak üzere her hususta dünya hâkimiyetini elinde bulundurduğu XVI. yüzyılın önde gelen bilginlerinden biri olan Taşköprîzade Ahmed Efendi tarafından 18 Şaban 966 (26 Mayıs 1559) tarihinde tamamlanan, Diyanet İşleri Başkanlığımız tarafından neşredilen “Kur’an Kitaplığı” serisi bağlamında okuyucuyla buluşan “Sûretu’l-Halâs fî Tefsîri Sûreti’l-İhlâs” isimli tefsir kitabıdır.

Sûretu’l-Halâs fî Tefsîri Sûreti’l-İhlâs, müellif Taşköprîzade tarafından tasnif edici ve muhakemeye dayalı telif üslubuna uygun olarak üç mesleğe, yani üç yorum biçimine göre tefsir edilmiştir. Dolayısıyla eser üç ayrı metni içerecek bir hüviyette neşredilmiştir. Bu üç yöntem muhaddisin mesleği, müfessirin mesleği ve muhakkik mütekellimin mesleğidir ve bu üç anlayışta sırasıyla rivayet, dil ve kelamî-felsefi telakkiye göre yorum yapmak esastır.
“I. Meslek: Muhaddislerin Yolu” bölümünde İhlas suresi hakkındaki nakillere yer verilmektedir. Surenin esbab-ı nüzulü (vahyedilme sebepleri), faziletleri ve kelimelerinin anlamlarıyla ilgili olan hadisler ve rivayetler bu başlık altında incelenmiştir. Taşköprîzade, çeşitli rivayetleri aktarmanın yanı sıra nakillerde yer alan ihtilaflı meselelerde kendi tercih ettiği görüşleri de temellendirerek ifade etmiştir.
“Bu konuda sekiz matlab ve bir hâtime vardır.” cümlesi ile başlayan “II. Meslek: Müfessirlerin Yolu” başlıklı ikinci bölümde İhlas suresinin Arap dili ve bu dilin olanaklarının sunduğu imkânlar içerisinde yapılan dilbilimsel tahliller ve yorumlar vardır.
Taşköprîzade; “III. Meslek: Muhakkik Mütekellimînin Yolu” bölümünde ise tefsir biçimi, rivayet ve dil yorumlarına dayanarak bu hususlar üzerinde kelamî ve felsefî görüşler çerçevesinde İhlas suresini tefsir etmiştir. Bu bölümde yapılan yorumlar ve bu yorumlara yaklaşım tarzı ile Taşköprîzade Ahmed Efendi, diğer pek çok müfessirden kendisini ayıran özelliklerini ortaya koymuştur adeta. Müfessir, bu bölümde de sureyi “maksad” adını verdiği sekiz kısımda incelemiştir.