Makale

EDİTÖRDEN

EDİTÖRDEN
Dr. Yüksel Salman

Tarih boyunca din, vatan, millet ve manevi değerler uğrunda savaş meydanlarına, cephelere seve seve koşan ve ölümün kucağına atılan aziz milletimiz; 15 Temmuz 2016 tarihindeki menhus darbe girişimini bir işgal olarak gördü ve FETÖ/PDY teröristlerinin karşısına bu şuurla dikildi. Tankın, topun, uçağın, helikopterin karşısına sadece imanıyla, inancıyla, yüreğiyle çıkan aziz milletimiz, hain darbe girişimini bozguna uğrattı. O gece Türkiye; tüm renklerini, meşreplerini ve farklılıklarını geride bırakarak tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet olmanın şuuruyla birleşti. Milletimiz, hukukuna sahip çıkarak iradesini hiçe sayma girişimine karşı koydu ve kaderini heveslerine göre çizmeye çalışanlara “dur” dedi. O gece milletimizin destansı zaferi yanında, İslam dünyasının duaları, niyazları ve yakarışları da bize güç verdi. Türkiye’nin en uzun gecesinde 249 vatan evladı şehit oldu, 2196 kardeşimiz ise gazi rütbesine erişti.
Çalışarak pek çok rütbe ve unvan kazanılabilir, ancak şehitlik ve gazilik rütbesi hayat karşılığında ve inanç sayesinde elde edilir. Bu bakımdan rütbelerin en üstünü hiç şüphe yok ki şehitlik ve gaziliktir. Şehitlik mertebesine yükselmek Cenab-ı Hak katında yüksek bir mertebe, halk nezdinde de bir madalya gibi taşınacak büyük bir şereftir. İnsan, canını vermekle şehitlik mertebesine yükseldiği halde, Yüce Allah onların ölü değil, bizim anlayamayacağımız bir hayat ile diri olduklarını bildirmektedir. (Bakara, 2/154.) Sevgili Peygamberimiz de şehitliğin derecesiyle ilgili olarak, “Hiç kimse cennete girdikten sonra bütün dünyaya sahip olsa bile tekrar dünyaya dönmek istemez. Yalnız şehitler, erdikleri nimetler sebebiyle dünyaya dönüp on defa şehit olmayı arzu ederler.” buyurmuştur. (Buhari, Cihad, 21, III, 208.)
15 Temmuz, ülke ve toplum tarihimiz açısından bir milattır. Fert, millet, devlet ve medeniyetimiz açısından tarihin önemli bir eşiğinde olduğumuzu göstermektedir. Bu zor zamanda her vatandaşımız ihanet girişimine tepki vermiş ve halkımız ortak idealler çerçevesinde bir araya gelerek bir destan yazmıştır. 15 Temmuz sadece bugün değil, ülke tarihinde de yüce milletimizin şanlı bir zaferi olarak yerini alacaktır.
15 Temmuz hain darbe girişiminin birinci yıl dönümünde, cesur yürekleri ile destan yazan şehit ve gazilerimizin aziz hatırasına sahip çıkmak, bu şuuru, bu inancı fert ve millet olarak yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak vatan borcumuzdur.
Bu duygu ve düşüncelerle, “Şanlı Direniş 15 Temmuz ve Şehitlik” konusunu bu ayki gündemimize taşıdık. Doç. Dr. Halil Altuntaş, “Kabre Sığmayanlar” başlıklı çerçeve yazısıyla İslam’ın şehitlik makamına atfettiği payenin büyüklüğünü ve müminin algı dünyasında şehitliği ele aldı. Doç. Dr. Zekiye Demir, “15 Temmuz: Milletin Zaferi” yazısında insanımızın vatan-millet-devlet ortak paydasında buluşarak 15 Temmuz darbe girişimine karşı ortaya koyduğu direnişi ve milletin yeniden dirilişini anlattı. Prof. Dr. Fatih Erturgay, “Bugünden 15 Temmuz’a Bakmak” makalesinde, aradan geçen bir yıldan sonra 15 Temmuz’a dönük değerlendirmelerde bulundu. Doç. Dr. Dursun Ali Tökel, “Bir Hilal Uğruna” başlıklı yazısında, bu toprakların vatan olmasında şehitliğin önemini dile getirdi. Ali Aygün, “Türkiye’de Darbeler ve 15 Temmuz” yazısında Türkiye’de yaşanmış darbelerle 15 Temmuz’u karşılaştırdı. Turgay Yerlikaya, “Küresel Bir Tehdit Olarak FETÖ” başlıklı yazısında, darbe girişiminin arkasında yer aldığı bütün boyutlarıyla ortada olan FETÖ’nün, bundan sonraki süreçte sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp nasıl küresel bir tehdite dönüştüğüne dikkat çekti. 15 Temmuz ve Şehitlik dosyasının birbirinden değerli yazılarını ilginize sunarken, gündemle birlikte destansı kahramanlıklarıyla 15 Temmuz’a damgasını vuran ve ülke tarihimize isimlerini altın harflerle yazdıran aziz şehitlerimizin yakınlarıyla gerçekleştirdiğimiz söyleşiyi de ibretle okuyacağınızı düşünüyorum.
Ay yıldızlı bayrağımızın gölgesinde onurlu, yürekli ve huzurlu insanlar olarak geleceğe yürümek istiyorsak; millet olmanın değerini, bizi dipdiri ayakta tutan ezanların, salaların ve inanç değerlerimizin kıymetini, tarih şuuru ve vatan sevgisinin önemini, ruh hafızasına kazınmış sahih bir dindarlığın desteğine ihtiyacımız olduğu bilincini hep diri tutmalıyız.
Yüce Rabbimiz bir daha milletimize böyle kötü günler göstermesin. Vatanımıza, bayrağımıza, mukaddesatımıza göz diken iç ve dış düşmanların, ihanet şebekelerinin bütün hile ve tuzaklarını boşa çıkardığı için Yüce Rabbimize sonsuz hamdüsenalar olsun. Millet olarak birliğimiz, beraberliğimiz, kardeşliğimiz hep daim olsun. Bütün şehitlerimizin ve gazilerimizin manevi dereceleri yüksek olsun. Yarınlarımız hep aydınlık olsun…