Makale

SANAYİDE İRŞAT MOLASI

SANAYİDE İRŞAT MOLASI
M. Emin GÜRDAMUR

Hademe-i hayrat nebevi bir zanaattır. Peygamberler yeryüzünün ilk muallimleri, ilk hadimleri, ilk hayır pınarlarıdır. İnsanları iyiliğe ve doğruluğa çağırmak için vaaz u nasihatte eski ama eskimeyen bir meslektir.
Din hizmeti icra edenler bir yandan iç dünyalarını bir yandan da dış dünyalarını hiçbirini ihmal etmeden, ilga etmeden, ahenk içinde inşa etmelidirler. Rahmetli Aliya İzzetbegoviç’in ifadesiyle, “Yeryüzünün öğretmeni olabilmek için gökyüzünün öğrencisi olmak gerekir.”
İslam hayat dinidir. Bu sebeple dine hizmet, hayata temas eden süreçlerde gerçek anlamıyla karşılığını bulabilir. Bu ay sizlere Ordu’nun Ünye ilçesinde irşat faaliyetlerini mabetten dışarı taşıyan, sokağa, sanayiye, halkın ayağına kadar götüren bir imam hatibi misafir edeceğiz. Karadeniz’in incisi Ünye’de görev yapan Selman Nevzat Kaya aslen Konyalı. 1973 doğumlu. İlk olarak Ünye’nin Yiğitler köyüne atandı. Orada geçirdiği günleri unutamıyor ve “İlk görev yeri unutulmaz derlerdi de aldırış etmezdim, illa yaşamak gerekmiş. Ehlibeyt sevgisinin fazla olduğu bir bölgeydi, beni orada istihdam eden Rabbime ne kadar hamt etsem azdır. Çok güzel dostluklar edindim.” diyor.
Selman Hoca, göreve başladıktan sonra dönemin Ünye Müftüsü Aydın Yığman Bey’in teşvikiyle hafızlığa da başlamış. Nihayete erdirememiş olsa da hayli yol kat etmiş. Gayretiyle dikkat çeken Kaya, bir zaman sonra merkezdeki bir mescide naklen atanmış ve üç yıldır da burada vazife ifa ediyor. “Kalk ve uyar, ayetini kendime rehber edindim.” diyen Selman Hoca motivasyonunun membaını sorduğumuzda, “Dünya meşgalesinin sonu yok. Bizler sonu olan bir âlem için gayret etmeliyiz. Hem kendimiz hem de cemiyet için.” ifadelerini kullanıyor.
Toplumda her yaştan ve her mevkiden insanın türlü türlü sıkıntılar yaşadığını, ama yakından bakılması hâlinde bu sıkıntıların aynı kaynaktan beslendiğini belirten Kaya, dinin bize sunduğu sosyal ve psikolojik nimetlerden uzak kaldıkça sorunlarımızın da dallanıp budaklandığına dikkat çekiyor.
Selman Hoca, din görevlilerinin insanların din ile temasında köprü vazifesi gördüğünü, bu sebeple yükümlülüklerinin ağır ve hassas olduğunu kaydediyor ve ekliyor: “Bizler dünyada nöbetteyiz. Madem insanlar bize bakarak, sözlerimize bakarak din hakkında kanaat ediniyorlar, o hâlde hepimiz gün boyu tavır ve davranışlarımıza dikkat etmeli, sözlerimizi ince eleyip sık dokumalıyız.”
İlim Yayma Mescidi’ne atanınca kolları sıvamış ve ilçede gençler arasında yaygınlaşan madde bağımlılığıyla mücadele için altı kişinin öncülük ettiği bir dernek kurmuş. Kendisine, “Sizi bu faaliyetlere iten neydi?” diye sorduğumuzda, imam kelimesinin Arapça anne kelimesiyle aynı kökten geldiğine göndermede bulunarak, “Annenin yavrularını hayatı pahasına koruması gibi imam da görev yaptığı toplumun hadimi olmalı.” diyor.
Din görevlilerinin sosyal yaralara merhem olmakta geç kaldığını, bu geç kalışın pek çok dış ve iç sebepten kaynaklandığını belirten Kaya, kendisini üzen bir hadiseyi de anlatmadan edemiyor. Madde bağımlısı gençlere yönelik ilçede tertip edilen bir çalıştaya davet edilmiş. Oradakilerden birisi, “İmamın burada ne işi var, imamla mı bu sorunu çözeceğiz?” diye itiraz edince kırılmış Selman Hoca ama diyeceğini de demiş: “Evet bu arkadaşımız doğru söylüyor. Camiye gelenlerin maddeyle, bağımlılıkla ne işi olur? Öyleyse imamın burada ne işi var? Bu kardeşimiz galiba bizi camiye hapsetmek istiyor, cami dışına çıkmamızı istemiyor. Hâlbuki farkında değil, biz hayatın başından sonuna kadar içindeyiz. Doğan bebeğin kulağına ezan okuruz, yaz kurslarında çocuklarla oyunlar oynarız, delikanlıları askere dualarla uğurlarız, evleneceği zaman nikâhını kıyarız. Gelin kızı evinden duayla biz çıkartırız. Ve ölüm döşeğinde başında Kur’an-ı Kerim okuruz. Mademki biz hayatın içinde değil âdeta iliklerindeyiz, niçin gençlerimizin bataklığa düşmesini kendimize dert edinmeyelim? Yarın, niye ulaşamadık, niye kurtaramadık, dememek için buradayım.” Bunun üzerine itiraz eden kişi özür dilemiş, sözlerinde ileri gittiğini kabul etmiş.
Ünye Müftülüğü bünyesinde faaliyet gösteren aile irşat ekibinin yaptığı istişareler neticesinde vaaz ve irşat faaliyetlerinin fabrika ve atölye gibi yerlere de kaydırılmasına karar verilmiş. Selman Hoca, faaliyetlerin sanayi ayağını üstlenmiş. Yoğun emek gerektiren meslek çalışanlarının bizzat ayağına gitmenin, onları çalıştıkları mekânlarda ziyaret etmenin başlı başına bir muhabbet ve samimiyet ortamı doğurduğunu söyleyen Kaya, “İnsanlar evine ekmek parası götürmek derdinde. Onlara ya hiç bakmamışız ya da çok az ilgilenmişiz. Sağ olsun işyeri sahipleri vaaz çalışmamızı çok olumlu karşıladılar, yardımcı oldular.” diyor.
Kaya, her çarşamba sabahı sanayide bir dükkânı ziyaret ediyor. Çarşamba aynı zamanda Ünye’nin çarşı pazar günü. Bu yüzden sohbete komşu esnafın yanı sıra vatandaşlar da katılıyor. Sıcak çaylar eşliğinde latifeler yapılıyor, sorular soruluyor, cevaplar alınıyor. Bir hafta tornacıda, bir hafta motorcuda, bir hafta kaportacıda devam eden sohbetlerden elbette Selman Hoca da çok şey öğreniyor: “Bizim el uzatmamızı bekleyen, ilk adımı bizden bekleyen samimi, saf ve temiz duygularla dolu o kadar çok insanımız var ki.”