Makale

Hafız Meral Kurtipek: “Hafızlığı en çok annemi taçlandırmak için istedim.”

BUNU KONUŞALIM

Hafız Meral Kurtipek: “Hafızlığı en çok annemi taçlandırmak için istedim.”

Fatma KALAY
Kur’an Kursu Öğreticisi

Hepimizin hayatında gerçekleştirmek istediği düşleri vardır. Bunlardır bizleri hayata bağlayan. Mutluluğu hep o anlarda ararız. Çoğumuz dünya hayatına yönelik planlar yapar ama bunların ne kadarının gerçekleşeceğini bilemeyiz. Bu söyleşimizde, Kur’an sevgisi beni hafız yaptı diyerek planını gerçekleştirmek için engel tanımayan Meral Kurtipek kardeşimizin Kur’an sevgisi ile dolu hafızlık serüvenini tanıyacağız.
Öncelikle kısaca kendinizi tanıtabilir misiniz?
İsmim Meral Kurtipek. Bolu ilinin Gerede ilçesinde ailemle birlikte yaşıyorum. 27 yaşındayım. Ortaokul mezunuyum. Üç kardeşiz ve ben ailemin tek kızıyım.
Kur’an ile olan sevgi bağın ilk ne zaman başladı. Öğrenme aşamasında sana yardımcı olan kaynaklar nelerdi?
Kur’an sevgisi küçük yaşlarda başladı aslında. İlkokul dönemlerimizde yaz tatilinde camilere giderdik. Benim çocukluğumda kreş ya da Kur’an kursları çok yaygın değildi. Kur’an kursları olsaydı camiden başka bir yeri tercih eder miydim bilmiyorum. Camideki muhabbet bir başkaydı. Rabbimin kelamı orada daha bir hoş gelirdi. İlk olarak Elif-ba kitabından başlardık. Yaz tatilinde işlerimizden dolayı ailemle köye gitmek zorunda kalırdık; ama köyde de cami hocamızdan rica ederdik. Vakit namazlarından sonra bize zaman ayırır, ders verirdi. Ortaokul dönemine kadar çoktan geçmiştim Kur’an’a ama indirildiği gibi tertil üzere okumam gerekiyordu.
Okullar tatile girdiğinde ilçemiz Seviller (Aşağı Tekke) Cami İmam-Hatibi Muhsin Hoca’nın hanımının Kur’an öğrettiğini öğrendim. Yakındı da bize, severek yine camiye gitmek istedim. Hocamız Safiye Yiğit’i çok sevmiştim. Ağzından çıkan her kelimeyi aklımda tutmak isterdim. Tecvit, mahreç, kıraat hepsini çok çabuk öğrenmiştim. Okudukça okuyasım geliyordu ve artık ezberler yapıyordum. Muhtelif surelerden Yasin, Mülk ve Nebe surelerini de ezberlemiştim.
Sağlık probleminiz ne zaman ortaya çıktı. Hayatını etkileyen ne gibi olumlu ya da olumsuz değişmelere sebep oldu?
Sağlık problemim ortaya çıkmaya başladığında on iki yaşındaydım. Yürürken, merdiven çıkarken zorlanıyordum. Hastalığımın farkında değildim. Çevremden gelen uyarılar ailemin dikkatli gözlemi sayesinde hastanelere gitmeye başladık. Teşhis konulmuştu, kas erimesi hastasıydım. Tıp dilinde bu hastalığa musculardistrofi deniliyordu. Bilmiyordum ne demek olduğunu, araştırmıyordum da, günlük yaşamıma bakıyordum. Okul dönemi okuluma gidiyor, yaz dönemi ise camide Safiye Hoca’ma Kur’an ezber dersi veriyordum. Hocam derslerimi çok beğendiğini söyledikçe Kur’an okumaktan daha çok zevk almaya başlamıştım. Hastalığım iyice ilerlemişti ve birçok doktorun muayeneleri sonucunda ameliyat olmama karar verildi. Ameliyat tarihi 8 Ağustos 2002 idi. Üzüldüm, çünkü Safiye Hoca’mızın kontrolünde Kur’an-ı Kerim’i hatmedecektik, ama ameliyat olursam hatmim yarım kalacaktı. 8 Ağustos’a kadar kalan yerlerimi evde tamamlarım diye düşündüm ve öyle de yaparak ameliyattan önce hatmimi bitirmiştim. Bunun bana verdiği mutluluk paha biçilmezdi.
Bacaklarımdan ameliyat olmuştum. Biraz daha iyiydim ama okul hayatım bitmişti. Babam okulun beni çok yoracağını söyledi, bu sebepten istemeyerek okula gitmemeye karar verdim. Dışarıdan okuyabilirsin diyorlardı ama hiç istememiştim. Çünkü ben ameliyatlıyken birtakım kararlar almıştım. Tesettüre gireceğim, namaza başlayacağım ve hep Kur’an okuyacağım. Kimse bana böyle yapmam gerektiğini söylemiyordu ama kalbim böyle istiyordu. Belki de Rabbim bunu istiyordu.
Hafızlık eğitimi almaya nasıl karar verdin?
On dört yaşımdan itibaren her gün birkaç sayfa Kur’an okuyor, sonra okuduğum yerlerin mealini okuyor, ardından da tefsirini okuyordum. Yirmi beş yaşıma kadar böyle devam ettim. Ara sıra bana “Hafızlık yapsan iyi olur, hem sen bunu başarırsın” diyorlardı; ama nedense hiç sıcak bakmıyordum, sadece kurslarda yapılır sanıyordum. Ayrıca, benim gittikçe artan bir hastalığım vardı. Bu nedenle kurslarda yapamazdım. Derken 2013 yılının Ramazan ayında Kur’an okuyordum. Sesli Kur’an-ı Kerim okumayı çok severim. Kendi sesim kulağıma hoş geldi. “Ben ezber yapabilir miyim acaba, hafızlığa başlasam nasıl olur, evde olur mu, başarabilir miyim?’’ diye sorular sormaya başladım kendi kendime. Allah Allah nereden gelmişti bu fikir? Hocam Safiye Yiğit’i arayıp ona sormalıydım. Nitekim “Hocam ben hafızlık yapabilir miyim?” diye de sordum. Safiye Hocam da cevaben “Tabii ki Meral, neden olmasın.” dedi. İlk desteğimle birlikte hafız olmaya karar vermiştim.
Hafızlık yapan insanların, anne ve babalarının ahirette Yüce Allah tarafından taçlandırılacağını biliyoruz. Ailenin bu konuda sana nasıl bir desteği oldu?
Hafızlık yapmak istediğimi ilk babama söyledim. Sen Kur’an-ı Kerim’i okumayı biliyorsun, bunu yapabilirsin dedi. Ama en büyük desteğim annemdi. Çünkü sıkıntılarımı en çok annemle birlikte yaşıyordum. Evet, babam da yaşıyordu ama yirmi dört saat annem benimle birlikteydi. Hafızlık süresi boyunca yarım saat yatardım. Fakat rahatsızlığım sebebiyle on dakikada bir benim pozisyon değiştirmem gerektiği için, ayaklarımın bazen gerildiğini hissederdim ki, birtakım egzersiz masajlarla annem beni rahatlatırdı. Benim en az on dakikada bir annemin sesini duymam gerekirdi. Annem yanıma gelecek ve benim ihtiyaçlarımı kontrol edecek. Özellikle hafızlığı en çok annemi taçlandırmak için istedim. Yüce Allah onlardan razı olsun.
Hafızlık yapmaya karar verdikten sonra nasıl bir yol izledin?
Safiye Hoca’mın bana olan desteğiyle hafızlık eğitimi veren hocalarla istişare etmeye başladık. Tavsiye ettiği her yeri arayıp soruyor, durumumu anlatıyordum. Hafız olma isteği iyice sarmıştı benliğimi. İstanbul’dan bir hocayla konuştuk ve bana “Hafızlık yapman için her gün seni bir hocanın dinlemesi lazım, mutlaka eve gelebilen gönüllü bir hoca bulmalısın, bulamazsan bile, seni telefonla dinleyecek bir hoca olmalı ki ezberini dinletirsin.” dedi. Hemen Safiye Hoca’mı arayıp anlattım durumu, telefonla olursa ben seni dinlerim Meral dedi. O an sevinçten kanatlanıp uçacaktım. Hiç düşünmeden hemen başlamak istedim. Hocam bir hafta sonra amme cüzünden başlayalım dedi. Sabredemedim ertesi gün aradım hocamı ve ben ezber vermek istiyorum dedim.
Hafızlık eğitim sürecini ve bu süreçte yaşadığın zorlukları anlatabilir misin?
Tarih, 26 Ağustos 2013 idi. Artık büyük bir zevkle her gün ezber yapıyor, belli saatlerde hocamı arayıp ezberimi dinletiyordum. En başta hocanız çok önemli. Birçok kişiyle istişare edersiniz ama nihayetinde yanınızda bir tek o vardır. Hocam ara sıra hafızlığı, Kur’an’ı sevdirecek sohbetler yapıyordu, ben iyice heyecanlanıyordum. Eksiklerimi tamamlıyor, daha da bir seviyordum Kur’an’ı. Derslerimde zorlandığım dönemler de oluyordu. O dönemlerde hocanızın ses tonu ve güzel sözleri aynı zamanda ezberinizi de etkiliyor. Sen bunu başaracaksın Meral diye beni motive edip, bir sonraki dersime şevkle hazırlanmamı sağlıyordu. Ev hâli, tabii ki kurs ortamı gibi olmuyordu. Eve misafirler geliyordu. Rahatsızlığımdan dolayı evden dışarı da çıkamıyordum. En fazla bina içerisinde bulunan komşulara gidebiliyordum. Sosyal hayatım yok denecek kadar azdı. Kendime çok düzenli bir program oluşturdum. Her gün severek başlıyordum derslerime. Hiçbir zaman yılgınlık göstermedim. Hâlâ da öyleyim. Derken günler geçiyor derslerim çoğalıyor gece uykularımı azaltıp ders çalışıyordum. Yoruluyordum belki ama çok mutluydum. Dersime mola verdiğimde annem egzersiz yaptırıyordu, hastalığım ciddiydi ve kaslarıma dikkat etmek zorundaydım. Saatli hareket ediyordum ne bedenimi ne derslerimi ihmal etmeden bir düzen içerisinde yaşıyordum. Hafızlığımın bitimine üç dersimin kaldığı bir dönemde rahatsızlığımdan dolayı serum almam gerekiyordu. Ben direniyordum. Serum alırsam hastanede kalmam gerekiyordu bu da ezberlerimin aksaması demekti. Bir an önce hafızlığımı tamamlamak istiyordum. Doktoruma ricalarım sonucu ilaç tedavisiyle bu durumu atlattım. Hafızlığım süresince kurslarla hep istişare ederek kolayımıza geleni uygulamaya koyduk ve istişare bereketi sayesinde hep severek hiç yılmadan 6 Mart 2015 tarihinde hafızlığı tamamladık. Şükrediyorum Yüce Allah’ıma bana bu eşsiz güzelliği lütfettiği için.
Hafızlığı nasıl tanımlarsın, yaşadığın süreci düşünürsek?
Hafızlık, Kur’an’a olan aşktır. Hafızlık benim için aynı zamanda bir terapi diyebilirim. Günlük bir insan 12-13 saat terapi alsa ne kadar huzurlu ve rahat olur. Bir hafız da Yüce Allah’ın kelamıyla dünyalık işlerden sıyrılarak bu şekilde terapi olur.
Hafızlık sürecinde yaşadığın ve seni en çok etkileyen bir durum yaşadın mı?
Rüyalarımdan çok etkileniyordum. Ama beni en çok etkileyen durum şu oldu. Biz üç katlı bir evin orta katında oturuyoruz. Günlük yürüyüşlerimi yapmam gerekiyordu. Dışarı çıktığımda temiz hava ezber yapmamı da kolaylaştırıyordu. Ben merdiven çıkamadığım için artık babam beni sırtında taşıyordu. Bir baba evladını çok büyük bir sevgiyle taşır ama bu durum çok büyük bir yüktü benim için. Bu yükün altında eziliyordum. Bu sebeple asansörlü bir daireye çıkmayı çok istedim. O dönem için bu imkânsıza yakındı. Başımıza gelen bir olay nedeniyle ekonomik olarak büyük bir kayıp yaşamıştık. Babama asansörlü bir daireye çıkmak istediğimi birçok kez söyledim ama babam bunun kolay olmadığını söylerdi. Hafızlığa başlayalı iki ay olmuştu ki biz bir gün içinde asansörlü bir daire bulduk ve aldık. Sanki benim için dizayn edilmiş her hâliyle bana uygun bir binaya taşınmıştık. Asansörlü daire benim için bir hayaldi ve hafızlığım bitmeden dualarım kabul olmuştu.
Son olarak okuyucu kardeşlerimize neler söylemek istersin?
Bu ne büyük bir şeref ya Rab! Kelamını yüklenmek… Asıl hafızlık şimdi başlıyor artık. Rabbimin kelamına layık bir ömür sürmek... Ve hep dua ediyorum Mevla’ya; bu güzelliği herkese yaşatsın. Bizlere de bu yükü hakkıyla taşımayı nasip etsin. Sözlerimi burada bitirirken Yunus Emre’ye ait olan çok sevdiğim şu dizeleri paylaşmak isterim.
“Hoştur bana senden gelen,
Ya gonca gül yahut diken,
Ya hayattır yahut kefen,
Narın da hoş, nurunda hoş,
Kahrın da hoş lütfun da hoş…”