Makale

Kötülüklere Karşı Kalkan: ORUÇ

Kötülüklere karşı kalkan:
ORUÇ

Şükrü Özbuğday
Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi


“Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları da kapanır, bütün şeytanlar da zincire vurulur.”
Hadis-î Şerif


Allah’ın güzel isimlerinden biri de el-Hakîm’dir. Yani Allah hikmet sahibidir. Her mevzuda her şeyi yerli yerinde yapar. Yaptıklarında bir eksiklik bir kusur görülemez. O’nun emir ve yasaklarında insanlar için hikmetler vardır. O, daima insanların menfaatine olan emir ve yasaklar koyar. Cenab-ı Hakk’ın "yapın" ve "yapmayın" şeklindeki bütün emir ve yasaklarında, dünya ve ahirete ait bir çok hikmetler bulunmaktadır. Ancak bu hikmet ve maslahatların bir kısmı açık iken bir kısmı düşünmekle bulunur. Bazılarındaki hikmet, dü-şünmekle de tamamen bilinmez. Bununla beraber, hikmeti bizce belli olsun veya olmasın, ibadetleri sırf Allah emir buyurduğu için yerine getirmek durumundayız.
İslâm’ın beş temel esasından biri olan orucun, nefsin terbiye ve ıslahında büyük rolü olduğu bir gerçektir. Böylece oruç ibâdeti, kötülüklerin önlenmesinde, iyiliklerin yayılmasında önemli faktör olmaktadır.
Zaten orucun farz olmasındaki hikmeti de, Yüce Rabbimiz şöyle ifade buyurmaktadır: "Ey mü’minler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, (günahlardan) korunmanız için sizin üzerinize de oruç yazıldı."(1) Demek ki, oruç ibadetinin en büyük hikmeti, korumaktır. Mü’min oruç sayesinde nefsine hakim olma melekesini kazanarak, kötü meyillerden, kötü arzulardan, gü-nahlardan sakınıp, "takva" mertebesine ulaşır. Takva ise, daima kalbleri uyanık bulundurarak, Allah’ın rızasını ve dostluğunu kazandırır. "Allah inananların dostudur"(2) ile "Allah’ın dostu ancak muttakîlerdir"(3) âyetleri bu gerçeği ifade etmektedir. Zira, takva, kalblerin bozulmasını ve insanın günah işlemesini önleyen en büyük engeldir. Bu nedenle oruç, bütün ilâhî dinlerde müntesiplerine emredilmiştir.
İnsan beden ve ruhtan müteşekkil bir varlıktır. Bir insan, varlığını teşkil eden bu iki unsurdan biri lehine veya aleyhine dengeyi bozacak olursa, mutlaka huzursuz olacak ve bu ra-hatsızlığı dâima hissedecektir. İşte oruç, beden ve ruh dengesini sağlayan en kolay ve en pratik bir araç ve ibadettir. İnsan irâdesini güçlendiren faktörlerin başında oruç, önemli bir yer işgal eder. Başka zamanlarda bir saat dahi sigarayı bırakamayan sigara tiryakilerinin, Ramazan’da oruç müddetince sigara içmeden durmaları, orucun insan iradesini ne derece güçlendirdiğinin en güzel örneğidir. İrade zayıflığının insanı, suça ve hataya ittiği de bir gerçektir. İşte oruç, iradeyi kuvvetlendirmek için en güzel egzersizdir.
Oruç sayesinde insan sabır ve metaneti öğrenir, tahammüle alışır, felâket ve sıkıntılara dayanma gücü artar, iradesi sabrı gibi bilenir; açlığı kadar açları daima hatırlar ve onlara yardım duygularıyla dolar. Dolayısıyla ruh terbiye edilmiş olur ve temizlenir.
Abdullah Ibn-i Mesûd (R.A)’dan rivayet edilen şu hadiste, orucun nefse hâkimiyet ve ruhu yüceltmedeki büyük rolü şöyle ifade buyurulmaktadır: "Evlenmeye gücü yeten kimse evlensin, zira evlilik gözü (haramdan) son derece korur, iffeti de o nisbette muhafaza eder. Evlenmeye gücü yetmeyen kimse de oruç tutsun. Zira oruç, oruçlu için şehveti kesen bir ameldir."(4)
Maşerî ve dinî şuurun canlılık kazandığı Ramazan ayı boyunca ferdin, özel ve sosyal hayatı bir nizama girmekte, kendi kendini kontrol (oto kontrol), tesirini göstermektedir. Nitekim Ramazan ayında, bu ayın muhteremliği sebebiyle eğlence yerlerinin, kumarhanelerin kapalı olduğu ve bu yerlere devam edenlerin durumlarında hissedilir şekilde düzelme görüldüğü müşahede edilmektedir ki, toplum açısından faydalı bir durumun ifadesidir.
Devlet İstatistik Enstitüsü’nün neşretmiş olduğu Adalet İstatistikleri incelendiği zaman, Ceza Kanunu kaidelerinin ihlâl edilişi, suçların işleniliş miktarı, Ramazan aylarıyla diğer aylarda büyük farklılıklar göstermektedir. İşlenilen suç miktarı Ramazan ayında bariz bir şekilde azalmaktadır.^)
Şu halde oruç, insanı her türlü kötülüklerden koruyan bir kalkan gibidir. Nitekim bu hususta, Ebû Hureyre (R.A.)’ın rivayet ettiği bir hadiste Resulüllah (S.A.S.) şöyle buyurur: "Oruç bir kalkandır. (Oruçluyu beşerî ihtiraslardan korur). Oruçlu kimse kötü söz söylemesin, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyen kimseye, iki defa "Ben Oruçluyum" desinl Ruhum yed-i kudretinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlu ağzın (açlık) kokusu Allah indinde misk kokusundan daha güzeldir. (Cenab-ı Hak buyurmuştur ki:) Oruçlu kimse benim (rızam) için yemesini, içmesini, cinsî arzusunu bırakmıştır. Oruç doğrudan doğruya bana yapılan (riyasız) bir ibadettir. Onun (sayısız) ecrini de doğrudan doğruya ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir."(6)
Görülüyor ki oruç, insana her türlü şer kapısını kapatıp, melekî bir hususiyet kazandırabilmektedir. Yine Ebû Hureyre (R.A)’dan nakledilen bir hadiste Peygamberimiz (S.A.S.): "Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları da kapanır, bütün şeytanlar da zincire vurulur."(7) buyurmaktadır. Şeytanların zincire vurulması Cenab-ı Hak’kın bu aya mahsus bir lütfudur.
Netice olarak İslâm Dini’nin her emri insanlara hayat vermek ve onları her iki âlemde mesud kılmak içindir. Çünkü mü’minin yapmış olduğu ibadetin faydaları -oruçta olduğu gibi-kendisini, aile fertlerini de aşarak toplumun huzur ve saadetine, birlik ve tesanüdüne en güzel vesile olmaktadır. Ne mutlu bu görevlerini gereği gibi yaparak saadete erenlere!...
1) Sakara Sûresi: Ayet 183
2) Bakara Sûresi: Ayet 257
3) Ental Sûresi: Ayet 34
4) Tecrid-i Sarih Tercemesi; C.6, S.255, Hadis No: 904
5) Adalet İstatistikleri; Devlet İstatistik Enstitüsü Yayınları 1967
6) Tecrid-i Sarih Tercemesi; C.6, S. 248, Hadis No: 897
7) Tecrid-i Sarih Tercemesi; C.6, S.252, Hadis No: 900



RAMAZAN ÖZEL SERGİLERİ
Ramazan Ayı’na ayrı bir heyecan ve hareket katan özelliklerden biri de, bu aylarda kurulması gelenek haline gelen "Ramazan özel sergileri"dır. Bu sergiler, malı tanıtmak ve müşterinin o mala ilgisini çekmek bakımından büyük önem arzeder. Buraları devlet müesseseleri, özel teşebbüs sahipleri ile küçük esnaf ve sanatkârların da katılmasıyla çeşit çeşit el emekleri, göz nurlarının ortaya döküldüğü muazzam fuarlardır da aynı zamanda.
Her keseye uygun malın bulunduğu bu sergiler sayesinde mal, müşterilerin ayağına kadar götürülmüş olur. Ve özellikle de camilere yakın yerlerde kurulur. Bu da, cami-halk-oruç bütünlüğünü sağlamış olur. Çünkü namaz kılmaya gelen halk, namazdan önce mukabele dinler, namazını kılar; camiden çıkarak sergilerden alışverişini yapar, evine giderek iftar sofrasının başına oturup, akşam ezanının okunmasını bekler.
Satıcıların, mallarını tanıtmak için düzdükeri methiyeler ne güzeldir. Hele hele bazı baharatçıların "Kırmızı biber, kara biber, tarçın, zencefil, tarhana katığı şifalıdır... Köfte için, çorba için... kuş üzümü, pilav için..." Sözlerini bir şiir şeklinde söylemeleri büyüklere dua, küçüklere ninni gibi gelir.
GAFFAR TETİK