Makale

Ramazan ve Oruç

Ramazan ve Oruç

Rıdvan ÇAKIR
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı

Hayırlar, bereketler, güzellikler ve faziletler için en verimli bir mevsim ve kalbi Allah korkusundan titreyip, gönlü, O’nun sevgisiyle coşan insanlara bol kazanç vesilesi olan Ramazan, aynı zamanda insan ruhunun derinliklerinde çeşitli değişiklikler meydana getiren bir eğitim ayıdır.
İnananlar için kurtuluş vesilesi ve mutluluğa ulaşmada bir müjde olan bu ay; dinimizin esasını teşkil eden kitabımız Kur’an-ı Kerim’in, Cebrail (A.S) aracılığı ile Yüce Peygamberi-mize indirilmeye başlanmasının bir hatırasıdır. İnsanlık tarihindeki bu manevi oluşumun mey-dana geldiği zaman diliminin taşıdığı bu kutsî hatırayı dinimiz, oruç ibadetiyle ebedileştirmiştir.
Ramazan ayının özelliği, Kur’an-ı Kerim’in yüceliğinden kaynaklanmaktadır.
Allah tealâ Bakara sûresinin 185. âyetinde:
"Ramazan ayıdır ki Kuran onda indirilmiştir. O, insanlara hidayettir, doğruyu ve hak ile batılı ayırdeden hükümlerin nice açık delilleridir. Öyleyse içinizden kim o aya erişirse oruç tutsun" buyurmuştur.
İnsanda bedenî güç, ruhî temizlik ve kalbî tekâmül sağlayan ve Allah’ın ibadet olarak emrettiği oruç, insana inandığını yapma ve yaşama iradesini kazandıran ruhî ve nefsî bir eği-timdir. Olumsuz arzulara ve kötü alışkanlıklara karşı güçlü bir mücadele, iyi ve güzel olan şeyleri alışkanlık haline getirme zeminidir.
Ramazan ayı ve bu aya tahsis edilen oruç ibadetinin taşıdığı yasaklar ve tavsiyeler incelenip değerlendirildiğinde, onun gerçekten, insanın kendisini terbiye etme işlevi yaptığı, ruhuna derinlik kazandırdığı, kötü alışkanlıklardan, iyi ve güzel olan şeylerin zevkini taddırdığı görülür. Bu konuda Hz. Peygamber (S.A.S.), "Oruç bir kalkandır; oruçluyu beşeri ihtiraslardan korur. Oruçlu kötü söz söylemesin. Oruçlu, kendisiyle itişmek ve dalaşmak isteyene iki defa ben oruçluyum desin" (1) buyurmuşlardır.
Ramazan ayını oruçlu olarak geçiren bir insanın kendisi ile yaptığı mücadelede kazandığı güzel alışkanlıklar ve ulaşacağı iyi sonuçlar vardır.
Dinimizin yasakladığı ve toplumda da hoş karşılanmayan zina, içki, kumar, faiz, karaborsa-cılık, rüşvet, kibir, riya, yalan ve kin gibi işleri beşerî zafiyetler sebebiyle işleyenler ve kötü alışkanlıkları olanlar, bu kötü işleri bırakma ve alışkanlıklardan kurtulmak için orucu bir fırsat bilmeli ve bu fırsatı değerlendirmelidirler. Sözü edilen haram ve alışkanlıklardan kaçınmak için kendileri ile sıkı bir mücadeleye girmelidirler.
Bir çok insan çocukluk ve gençlik yıllarında alışmadığı için veya tembellik gösterip gevşek davranarak, insanı Allah’a bağlayan, ruhuna huzur ve güç kazandıran en büyük ibadet olan namazı kılmayı ihmal etmektedir. Bu durumda olanlar, oruçlu olmanın verdiği yatkınlık ve ruh genişliği ile namazlarını kılmada gösterdikleri gevşeklikten vazgeçerek, kendilerini bu güzel namaz ibadetine alıştırmalıdırlar. Böylece hem ruhî huzura, hem de Hz. Peygamber’in, "Çok namaz kılanlar Cennetin namaz kapısından çağırılırlar "(2) müjdesine ulaşmış olurlar.
Namazını devamlı kılıp da cemaata ve camiye devam etme konusunda alışkanlığı bulunma-yanlar için de, Ramazan çok iyi bir fırsattır. Hz. Peygamberin, yirmiyedi derece daha fazla sevap olduğunu belirttiği cemaatle namaz kılmak, aynı zamanda huşu ve huzur kaynağıdır.
Allah, kimi insanların rızıklarını geniş, kimi insanların rızıklarını da dar olarak yaratmıştır. Varlığının hesabını bilemeyecek kadar zengin insanların yanında, günlük nafakasını teminde sıkıntı çeken insanlar da bulunmaktadır. Dinimiz varlıklı insanların yoksullara yardımda bulunmalarını emretmiştir, ancak, insanlarımızın çoğu, muhtaç olanlara ve fakirlere yardımdan kaçınmaktadırlar.
Yüce Peygamberimizin ifadesiyle, yapılan bir iyiliğe kat kat mükâfatın verileceği bu müba-rek ayda, orucun verdiği mutluluk ve neşe ile, nefsî ihtiraslarımızı yenebilir, cimrilik duygularını gidermeye çalışabiliriz. İnsanlara maddi ve manevi yardımda bulunmayı vicdan zevki ve iman coşkusu haline getirebiliriz.
Özel, ailevi ve sosyal hayatımızda, ticaret ve memuriyet ilişkilerimizde göstermek zorunda olduğumuz doğruluk, dürüstlük, ahde vefa, samimiyet, muhabbet, hoşgörü, sabır, tevazu gibi islâmî ve insanî değerleri kazanarak ruh benliğimizde sindirmek için Ramazan ayı ve tutulan oruç bize destek ve güç verir.
Ramazan ve onda tutulan orucu, kötü alışkanlıklardan, iyi ve güzel şeylere alışmak, irade-mizi öne çıkarmak için en iyi bir şekilde değerlendirmeliyiz. Allah Tealâ orucu emrettiği Bakara Sûresi 183. âyetinin son bölümünde, "Tâki korunasınız" buyurmaktadır.
Sonuç olarak Ramazan ayı, kötülüklerden uzaklaşmak, iyiliklere ulaşmak, güzel huylar edinmek, insani duyguları öne çıkarmak, gönül huzuruna kavuşmak için gerçek bir ruh eğitimi fırsatıdır. Bu fırsatı değerlendirip Ramazanı bu anlayışla geçirenlerin bayrama "analarından doğdukları günkü gibi" ulaşacaklarını Peygamberimiz haber veriyor.
Keşke bu Peygamber müjdesini alabilseydik.

1) Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrid-i Sarih tercemesi Cilt 6, Sayfa 248
2) Aynı eser, aynı cilt, sayla 252