Makale

KÂBE HASRETİ

Mehmet KANTARCI

KÂBE HASRETİ

Mekke-i Mükerreme’den ayrılıp, dönüş için Cidde’ye doğru yol alırken bir burukluk, bir hüzün kapladı içimizi. Daha şehirden çıkmadan, bu mukaddes beldelere tekar gelebilmek, tekrar Kabe-i Muazzama’ya yüz sürebilmek için dualar etmeye başladık. Otobüste kimsenin ağzını bıçak açmıyordu. Onca çile ve sıkıntıların hepsi bir anda unutuluvermişti. Nasıl unutulmasın ki. Yeryüzünün incisi Mekke-i Mükerreme’yi ve kıblegâhımız Kabe-i Muazzama’yı geride bırakıyorduk.
Otobüsün penceresine bir ara basımı yaslayıp, gönüllere sürür veren o muhteşem ezanları düşündüm. Harem-i Şerifte okunan Fatiha’nın ardından, yüzbinlerce dilin hep birden, tek gönülden ve aynı besteden "Amiin” deyisini özledim.
Hacerü’l Esved’i öpebilmek için, birbirini ezen müslümanlara acıdım. Sifa kaynağı mucizevi zemzemin hala unutamadığım o essiz tadını hissettim, damaklarımda.
Kabe-i Muazzama’ya yanağını koyup, cennet kokulu havasını ciğerlerine için için çeken, saatlerce mıknatıs gibi Kâbe’ye yapışarak dua eden değişik renklerdeki mü’minler geldi, gözümün önüne. Onlar gibi olabilmek için Mevla’ya yalvardım. “Allah’ım.. Bu memleketini ve dilini dahi bilmediğim, ancak göz yaşlan ile manevi kirlerini yıkayan zenci kulun, senden ne istiyorsa, ben de onları istiyorum.” dedim. Sonra birden,
Kabe’nin üst katından baktığımda, tavafta beyaz kelebekler gibi, dalga galga seyreden hüccaca imrendim. Bir kus gibi uçarak aralarına girmek istedim.
İşte bütün bu duygularla, Mekke’den ayrılıyordum.
Yoktu artık Beytullah.. Yoktu artık Hacerü’l Esved. O güzelim Kur’an tilaveti de yoktu. Melek Cebrail’in güvercin kuşlarının kanat çırpmasını andıran pervanelerin sesleri de yoktu. Yoktu Arafat.. Yoktu Safa.. Yoktu Merve.. Hicret eden sahabiler gibi, Allah Rasulünün bir ara ardına bakıp “Ey Mekke! Yeryüzünde en sevdiğim belde inan ki sensin. Eğer mecbur olmasaydım, senden asla ayrılmazdım.” dediği gibi, kalbimiz buruk, gönlümüz kırık, hüzünlü bir hava içinde ayrıldık Kabe’den, ayrıldık Mekke’den..
Üzülsek de, ezilsek de, yine de özledik Beytullah’ı, özledik zemzemi, özledik Arafat’ı, özledik Safa’yı, özledik Merve’yi.
Allah’ım.. O beldeleri özleyenlere, hasretiyle gönülleri kavrulanlara, sen nasibeyle. Ha- rem-i Şerifine misafir olabilmek için, kilometrelerce uzaklardan gelmek isteyenlere imkânları sen bahşeyle Ya Rabbi!
Rasulünün beldesi Medi- ne-i Tahire’yi, Hendeki, Peygamber kokusu sinmiş Uhud’u, Ravzayı Mu- tahhara’yı ve sanlı Nebi’yi ziyaret etme fırsatını Ümmet-i Muhammed’e sen nasip eyle, Ya Rabbi! [Amin]