Makale

KAYGI

KAYGI

Nuran Erdoğruca
Ankara Üniv. İlahiyat Fakültesi

İster genç ister yetişkin olsun; kaygı, bireyin uzun veya kısa süreli, anlık veya geleceğe dair yaşadığı gayet insani bir duygudur. Kaygının insani bir duygu olması, yaşamsal değerini de beraberinde getiren birtakım özelliklere sahip olduğunu gösterir. Nedir kaygı, nasıl bir duygudur? Yaşantımızı tehdit eden bir aşamaya gelebilir mi? Kaygının olumlu olumsuz yönleri var mıdır?
Kaygı, en genel anlamıyla da tehlike veya talihsizlik korkusunun ya da beklentisinin yarattığı bunaltı veya tedirginlik, bir anlamda akıldışı korkudur. Akıldışı olmasında nesnesiz olmasıyla korkudan farklılık gösterir. Korkunun ister bir insan ister bir olay olsun bir nesnesi vardır ama kaygının yoktur.
Birey çevresinde sürekli uyarıcılarla karşı karşıyadır. Kaygı durumunda birey, çevresinden tehlike olduğuna dair sinyal alır. Bu sinyal dışımızda gerçek bir objeden dolayı meydana gelebilen bir kaygı olabileceği gibi içimizde yarattığımız bir korkudan dolayı da olabilir. Bu durumda birey tereddüt yaşar. Bu tereddüt hep geleceğe yönelik olup genelde olumsuzdur. Aslında kaygı durumunda birey, geleceğe dair kötü falcılık yapıyor ve senaryoyu olumsuz şekilde kuruyordur. Eğer kaygı yaşamımızı tehdit edecek seviyeye ulaşmış ise bu bireyin sağlıklı yaşamını sürdürmesine bile engel olabilir.
Kaygının sıfırlanması mümkün değildir, ancak yaşantımızı tehdit eder durumdan çıkartılıp hatta olumluya çevirebilmek mümkündür.
Kontrol altına alınmış bir duygu, denetlenmiş bir kaygı yani bireyin yönlendirdiği bir duygu, onun için olumlu sonuçlar da doğurabilir. Örneğin bir öğrencinin ders çalışabilmesi için o görevine dair onu güdüleyen, kendisinin esiri olmadığı belli bir oranda kaygıyı taşıması gereklidir.
Eğer yaşadığımız olaylarda bizi kaygılandıran taraflar yaşamımızı engelleyecek duruma ulaşmışsa, yaşadıklarımıza anlamını vermemiz yani olayın bir fotoğrafını çekip ne yaşadığımızı kendimize söylediğimizde artık bu kaygı durumu bizi yöneten konumdan çıkmış olacaktır. Tabi ki burada olaya anlamını vermek, ne yaşadığımızı anlamlandırmak, bizim gerekli çabayı göstererek yaşanacak olaylara dair tevekkül etmemizi gerekli kılmaktadır. Bireyin kendisini tanıması, yapmakla yükümlü olduklarının yanı sıra kendisine keyif veren birtakım uğraşılarının da olması, bireyi olumlu yönde etkileyecektir. Bunun yanı sıra gündelik yaşantımızda beslenme düzenimize dikkat etmeli, özellikle bol su tüketmeli, egzersiz yapmalı alkol ve sigaradan uzak durup çay ve kahveyi azaltarak geç saatlerde tüketmemeye özen göstermeliyiz.
’Karakteriniz kaderinizdir’ sözünden yola çıkarsak kendimize ve yaşadıklarımıza dair kaderimizi kötü falcılık yaparak etkilemek istemiyorsak sahip olduğumuz gücü olumlu yönde kullanacak şekilde yönlendirebilmeliyiz. Bu takdirde kaygı giderek azalacak ve yaşamımızı tehdit eden bir konumdan çıkacaktır.