Makale

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ

DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU FETVALARINDAN

MİSYONERLİK FAALİYETLERİ


Hz. Muhammed’den (S.A.S.) yaklaşık 500 yıl kadar önce peygamber olarak gönderilen ve kendisine semavî kitaplardan İncil verilen Hz. Isa (A.S.), görevini kendine özgü şartlar içerisinde ifa etmiş, geriye az sayıda inanan (Havari) bırakarak insanların arasından ayrılmıştır. Hz. Isa’nın doğumu da, dünyadan ayrılışı da, daha sonra geniş tartışmalara sebeb olmuştur. 0, aslında yazılı bir metin halinde incirde bırakmamıştır,
Bugün elde mevcut İncillerin en erken derleneni, Hz. Isa’dan 3040 sene sonra yazıldığı bilinmektedir. Bugünkü Hristiyanlığın gerçek kurucusunun Aziz Pavlos olduğu da malumdur. Aziz Pavlos’un çalışmaları ve daha sonraki ilavelerle tarihin seyri içinde, 3-4 asırlık bir zaman aralığında bir din meydana gelmiştir. Bu dinin Hz. İsa’nın bıraktığı manevi mirasla çok az ilgisinin olduğu da bir gerçektir.
Hristiyanlığın esasını Hz. Isa (A.S.) ve onun hayat hikayesi teşkil eder. Bu dinde Hz. Isa Allah’ın oğlu olarak takdim edilir. Esasını Baba-Oğul-Ruhu’l Kudüs şeklindeki üçleme (teslis) oluşturur. Buna göre bu dinde inancın Hz. Isa (A.S.) uluhiyyetin bir parçasıdır ve kendisinijnsanlık için çarmıha gerilmek suretiyle kurban etmiştir. Temelini teslis inancının oluşturduğu Hristiyanlığın vaftiz, komünyon, günah çıkarma, dua, karem kutsal günlere ve yerlere saygı türünden birtakım dini adet ve ayinleri bulunmaktadır.
Itikad, ibadet, muamelat, idare, hukuk, ahlâk vb. konularda bir dinde bulunması gereken hususlar yönünden çok zayıf olan Hris- tiyanlığın, Aziz Pavlos’tan beri mensuplarında dinlerini yayma ve tanıtma bakımından büyük bir gayretin bulunduğu görülmektedir. Bu duruma tarih de şahitlik etmektedir. Günümüzde ise Misyoner Faaliyetleri bunun bir başka örneğini oluşturmaktadır.
Misyoner Faaliyetlerinin aslını her halde Matta İncilinde yeralan şu söz teşkil etse gerektir: "İsrail evinin kaybolmuş koyunlarını kurtarmak." Hz. Isa’nın (A.S.) görevi bu olunca ona bağlananların misyonu da aynı oluyor. Günümüzde ise Hristiyan kiliselerinin Hristiyan olmayan ülkelerde bu dini yaymak için kurdukları müesseseler Misyon, bunları idare eden din adamlarına da misyoner deniyor.
Metodları ve Faaliyet Alanları
Misyonerler özellikle Islâm ülkelerinde kendine has metodlarla çalışır. Genç nesli Islâm dininden uzaklaştırmak, hiçbir dini ve milli değer tanımayan kişilere manevi bunalım geçirdiği dönemlerde onlara Hristiyanlığı kurtarıcı olarak takdim etmek, Hristiyanlığın özellikle ibadet yönünden kolay bir din olduğunu telkin etmek... vb. metodlarla her türlü tehlike ve mahrumiyete karşı görev yapan misyoner, başlıca faaliyet alanı olarak, okul, kolej, yabancı dil kursları, hastane, hapishane, yayınevleri, çocuk yurtları, kızılhaç vb. kurumlan seçer. Kızılhaç teşkilatının yardım elini uzattığı her felaket bölgesinde mutlaka bir misyoner de vardır. Bunlar doktor, hemşire ve hastabakıcı olarak görev yaparlar.
Misyoner faaliyetlerine zemin hazırlayan, bu faaliyetlerle birlikte yürütülen batı menşeli bazı faaliyet alanları şunlardır: Şarkiyatçılık, sömürgecilik, ticaret, siyasi egemenlik, ilmi araştırmalar. Temelde dini sebeplerle ortaya çıkan misyoner, şarkiyatçıyla, sömürgeciyle, ticaret erbabı ve siyasi nüfuz sağlamak isteyen politikacıyla ve nihayet bilimsel araştırmalar yapan ilim adamıyla birlikte veya bizzat kendisi bu hüviyetle dini propaganda yapabilmektedir. Tarih ve günümüz bu tür faaliyetlerle doludur.
Misyoner en çok sevgiden bahseder, acıları, ızdırapları, çileleri istismar eder. Doğuştan günahkâr kabul ettikleri insanın günahlarına keffaret olmak üzere Allah, oğlu Isa’yı kurban etmiştir der. Allah’ı baba olarak takdim eden misyoner, insan psikolojisini çok iyi tanır. Ancak o, masum bir güvercin rolünde olup, barış ve huzur havarisi kesilir. Bununla birlikte misyonerin emperyalist bir ruhla hareket ettiğini bilmeyen yoktur. Dini dernek, kuruluş, cemaat ve meşrebler içine girerek onlarla birlikte olmak, onlardan görünmek, faaliyetlerine iştirak etmek, gibi çalışmaları sık sık görülen hususlardır.
Ülkemizdeki Faaliyetleri
Misyonerler ülkemizde de faaliyetlerini sürdürmektedirler. Onların ülkemizi ihmal etmeleri düşünülemez. Onlar ülkemiz için kendine has özellikleri dikkate alarak çalışmaktadırlar ve şu hususlara bilhassa dikkat etmektedirler:
Müslüman Türkler kendi dinlerinin yüceliği hususunda çok hassastırlar, müslüman bu hassasiyeti göz önünde bulundurmaktadır.
Dini hayatın zayıflamasını fırsat bilen misyonerler bu boşluktan azami ölçüde yararlanmaktadırlar.
Misyonerler, Hristiyan öğretilerini Türklerin anlayabileceği bir üslub içinde vermektedirler.
Misyonerlerin benzer hususlara dikkat ederek ülkemizin hemen her köşesinde ve bilhassa yurtdışındaki soydaşlarımız üzerinde yoğun bir faaliyet içinde bulunduğunu, duymayan, bilmeyen, görmeyen yoktur. Son günlerde İstanbul gazetelerinden birinde yayınlanan bir seri yazıda yurtdışındaki dindaş ve soydaşlarımızın tüyler ürpertici durumu gözler önüne serilmektedir. Dini ve milli değerlerini kaybeden milletlerin tarih sahnesinden nasıl silindikleri bilinen bir gerçektir.
İslam Gerçeği
Her alanda güçlü ve sağlam olan müslümanların Hristiyanlar- dan korkacak, çekinecek bir yanları yoktur. Savunmada kalmak anlamsızdır.
Ancak bu vesileyle şu aşikar gerçeklerin bilinmesinde ve kamuoyuna duyurulmasında büyük faydalar vardır.
1. Yeryüzünde hayatiyetini ve dinamizmini koruyan, kitlelere umut ışığı olmaya devam eden yegane din İslam dinidir. O, Kur’anıyla ve Hz. Peygamberin sünnetiyle misyonersiz, propagandası, yayılmasını ve insanlara hidayet rehberi olma özelliğini her zamankinden daha güçlü bir şekilde sürdürmektedir.
2. İslam, en yeni ve en son dindir. İnanç esasları sade, akla ve mantığa uygun olup ibadet esasları insanın yücelmesini ve temizlenmesini hedef alır.
3. İslam, tek Allah inancını esas alıp; Allah’ın sonsuz rahmet, merhamet, sahibi olduğunu, kulluğun ancak ona yapılacağını, her türlü yardımın yalnız ondan isteneceğini, arada hiçbir vasıta olmadan, tevbenin, günahları itirafın O’na arzedileceğini beyan eder.
4. İslam, Hristiyan dünyasının Rönesans ve Reform hareketlerinden -bilhassa Fransız İnkılabından- sonra ulaşabildiği büyük insani değerler olan adalet, hürriyet, kardeşlik ve eşitlik gibi ilkelere 15 asır önce yüce kitabında yer vermiştir.
5. Ölümden sonraki hayatı en güzel anlatan İslam dini olduğu gibi insanın mutsuzluğuna sebep olan bütün kötülükler de, onda yasaklanmıştır.
Buna karşılık Hristiyanlık, akla ve mantığa uymayan, inançları ve dini törenleri itibariyle çağımız insanını tatmin etmekten uzaktır. Bugün dünyayı sarsan buhranlara Hristiyanlık çözüm getirememiştir. Batı dünyasında giderek fonksiyonunu kaybeden Hristiyanlığın, insanlığa verecek bir şeyi de kalmamıştır.
Sonuç
Kur’an diliyle bazı hatırlatmalar yaparak gerçeği bir defa daha ifade etmek istiyoruz.
"Allah katında hak din İslâm’dır." (Al-i Imran: 19)
"Kim, Islâm’dan başka bir din ararsa ondan bu din asla kabul olunmaz ve o ahirette de büyük zarara uğrayanlardandır." (Al-i Imran: 85)
Herşeyin gerçeğini en iyi bilen Yüce Allah olduğuna göre, O’nun orjinal kelamı olan Kur’an’ın mesajına kulak vermekten başka insanlık için kurtuluş çaresi var mı?
Her devirde olduğu gibi, yaşadığımız asırda, hatta şu günlerde, Bosna-Hersek’te seller gibi kan akıtmaktan öte ırza, namusa, iffete, insanlığın haysiyet ve şerefine indirilen bu darbeyi hazırlayan ve destekleyen o düşünce mi insanlığı kurtaracak?