Makale

ÜÇ TUZAK: ALKOL-UYUŞYTURUCU-KUMAR

ÜÇ TUZAK:
ALKOL-UYUŞYTURUCU-KUMAR
Mamdi MERT

İLK TUZAK BİRA
"Bira içki mi, değil mi?" Yıllarca bunu tartıştık. Hâlbuki uzmanlar "hafif içki" denilen "bira"yı, ağır içkilerden; rakı ve şaraptan daha tehlikeli buluyorlar. Zira "bira", ayaküstü, yemek arasında, su içer gibi, meşrubat alır gibi içiliyor. Sık içilen içki, -hafif te olsa- alışkanlık yapar. İşte biranın tehlikesi burada... Uzmanlar böyle diyor.
Bu sebepledir ki, son on yılda "rakı", "votka", "cin" gibi ağır alkollü içkilerin tüketimi % 350 artmış. Yani üç buçuk katı... Hâlbuki aynı dönemde nüfustaki artış %
33. Demek ağır alkollü içki içenin 10 katı içmeyen nüfus içkiye alışmış... Son senelerde ise artış yılda % 40’a ulaşmış...
Alkollü içki ihraç eden bir ülke olmamıza rağmen, 18 milyar liralık alkollü içki ithal etmişiz. Döviz ödeyerek... Kaçak girenler buna dahil değil...
Ankara liselerinde yapılan araştırmada öğrencilerin %40’ının alkol, %60’ının sigara kullandığı tesbit edilmiş. Acaba niçin?
Türkiye genelinde 2 milyona yakın ruhsatlı "bira satış yeri" mevcut. Sadece İstanbul’da birahane sayısı 300 bine ulaşmış.
20 yıl öncesine kadar Türkiye dünya tıp literatüründe "alkole karşı muafiyeti olan ülke" idi, Bira "meşrubat" olalı, alkollü içki sarfiyatında, dünya standartlarının üstüne çıkmışız. Demek, dünya milletleriyle boy ölçüşecek branşlar (!) kazanmışız.
Nitekim AT ülkeleri içerisinde 20 yıllık bir dönemde alkollü içki sarfiyatında %276 tüketim artışı ile en ileri ülke Hollanda iken, biz 10 yılda %350 artış hızını yakalamışız.
Bu suretle Türkiye dünyanın en kalabalık alkolikler, sakat ve geri zekalılar ülkesi olmaya namzet hale gelmiş. Eh, her konuda geri kalacak değildik ya, nihayet onları geride bırakacak bir saha bulmuşuz. İyi değil mi?

... VE DİĞERLERİ
Sokaklar, gençleri "kumar" âfetine götüren salonlarla dolu. Bilgisayarlı, gösterişli tuzaklarla...
İleriki sayfalarda okuyacağınız gibi, uyuşturucu batağına batmış gençler, hep masum/saf başlangıçlardan söz-ediyorlar... Bir arkadaş teklifi, bir dost meclisi, önce bira, sonra ağır içkiler, bilâhare bir kUçük hap ve sonunda dönüşü olmayan felâket.
Hani inançlarımızda- geleneklerimizde alkolün katresi bile haramdı?
Hani TC. Anayasasında "Devlet, gençleri alkol düşkünlüğünden, uyuşturucu maddelerden, kumar ve benzeri alışkanlıklardan korumak için gerekli tedbirleri alır" deniliyordu.
Hani, "Men-i Müskirat Kanunu" bir Cumhuriyet kanunu idi?..
Bu "haram" ve kanunla getirilen "yasak"lar nerde kaldı? Bu soruların makûl cevabı yok...

YEŞİLAY DİYE BİR KURUM
Geçmiş yılları hatırlayınız... "Yeşilay Haftası" daha bir renkli, daha bir yoğun kutlanırdı. Okullarda, devlet dairelerinde, sokakta Yeşilay pullan dağıtılır; sınıfların duvarlarını ince, tatlı resim-karikatür ve yazılar süsler; kitap ve defterlerimizin kapaklarında, öğrenci ve insanlarımızın yakalarında bu Tesirden hilâl çokça görülür; sınıflarda-salonlarda alkolün insana zararları ve cemiyet üzerindeki tahribatı anlatılırdı. Yeşilay Haftası sanki millî bir gün olarak milletçe-devletçe ele alınırdı....
İstanbul’dan yurdun her yanına uçurulan "mavi kırlangıçları; her ay başı tiryakinin kahve beklemesi gibi beklenen dergileri vardı. Sayfaları gökteki ay kadar temiz, tertemiz dergi-ler... İnsanın gözünü-ruhunu-zihnini okşayan sütbeyaz kitaplar, seslenişler, ince telkinler, temiz üslûplar, usta çizgiler... Bu çizgilerde, bu üslûplarda Songar’ların, Korkmazcan’ların, Kaptanağası’ların, Göze’lerin ve daha nicelerinin seslerini- soluklarını duyardık.
Bizi üzen istatistikleri görünce anladım ki, ne "Hilâl"de yeşerecek güç kalmış, ne "Mavi Kırlangıç’^ uçacak mecal...
Biz yine de Cağaloğlu’nun bir köhne hanının merdiven başındaki küçük dairesinde "YEŞİLAY"! tek başına yüksekte tutma kavgası veren emektar Kaptanağası’na şükran borçluyuz.
Aslına bakarsanız, bu sadece Selâhattin Kaptanağası’nın değil, hepimizin, en başta da "DEVLET’in işi...
Yukarıda klişesini koyduğumuz Anayasa maddesinin gazete sayfalarında, televizyon ekranında ve oyun salonlarında niçin geçerli olmadığı sorusunun cevabı, "alkol", "kumar" ve "uyuşturucu" alışkanlığının nasıl önleneceğinin de cevabıdır.