Makale

DOĞRULUK

DOĞRULUK

Zübeyir KOÇ

Dünya iyi ve doğru insanlar sayesinde ayakta durur. Allah’a ve onun Resulüne inanmış insanların sözü ile öz’ü, işi ile gidişi birdir. Bir âyet-i kerîme’de, Tanrı Teâla: “Rabbımiz Allah’dır, deyip de her hususda doğrulağa sarılan (mümin) ler için korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaklardır. İşte, Cennetlik kişiler bunlardır; işlediklerine mükâfat olarak Cennette ebedî kalacaklardır.” (Ahkaf, 13 - 14) buyurmaktadırlar.

Allah’a inanıp istikametleri doğru olan insanların elinden, dilinden bir fenalık gelmez. Onlar Hakk’ı sever, halkı sever. Hat da, halk da onları sever.

Peygamberimiz bir Hadîs-i şeriflerinde bakınız ne buyuruyorlar: «Doğru sözlülük iyiliğe götürür; iyilik de Cennete götürür. Adam, doğru söyliye söyliye, Cenâb-ı Hak nezdinde sıddıykler derecesine çıkar. Yalan söyle­mek fenalığa, fenalık da Cehenneme götürür.»

Doğru sözlülüğün ve doğru kalbliliğin derecesi Allah katında çok yük­sektir. Yine Peygamberimiz buyurmuşlardır ki: «Bir kimse sıdık ve hulûs ite Allah’tan şehitlik dilerse, Allah onu yatağında ölse dahi, şehitler derecesine erdirir.» İşte bu mükâfat kişinin sıdkının bütünlüğünden ileri gelir.

Özü sözüne uymıyan, içi, dışı bir olmıyan, dışardan doğru, içerden eğri olan insanlar ruhen yıkılmış, mahvolmuş insanlardır. Yetimin malını gasbeden, vazifeli olduğu halde vazifesi başına gitmiyen, milletin malını koruyup gözetmekle mükellef oduğu halde korumayan ve gözetmeyen insanlar, iste­dikleri kadar Müslümanlıklarının kuvvetli olduğunu iddia edip dursunlar. Bunlar sadece kendilerini aldatırlar. Aklı başında sıdkı bütün Müslümanlar da bu zavallı, bîçarelerin hallerine gülüp geçerler. Öyleleri vardır ki, namaz kılarlar, oruç tutarlar... Müslümanlığı kimseye bırakmazlar ve vermezler.

Kur’an-ı Azîm bizlere; «Doğru olunuz. Allah doğrulan sever» «... Allah’­tan kortunuz ve doğru sözlülerle beraber olunuz;» demektedir.