Makale

RAMAZAN VE ORUCA DAİR HADlS-t ŞERİF MEALLERİ

RAMAZAN VE ORUCA DAİR HADlS-t ŞERİF MEALLERİ

Osman KESKİOĞLU

Ubâdetü’bni Sâmit’den; şöyle demiştir: Ramazan geldiğinde Resûlu’llâh birgün buyurdu ki: Bereket ayı olan Ramazan geldi; Allâh onda size zengin­lik verir; rahmet indirir; hatâ ve kusurları bağışlar; duâyı kabul eder. Cenâb-ı Hak sizin iyi amellerinize bakar ve sizinle meleklerine iltihâr eder. Öy­le ise, Allâh indinde hayırlı olmağa bakın; hayır işleyin; gerçekten şakı, en bedbaht, bu ayda da Allâhü zü’l-Celâl’in rahmetinden mahrûm kalandır.

Bu Hadîs-i Şerîf’i Taberânî, Mu’cem-i Kebîrinde rivayet eder.

Ebû Hüreyre (R.A.) den: Demiştir ki, Resûlu’llâh (S.A.) Efendimiz şöyle buyurdu: «Ramazan girdiğinde cennet kapıları bir rivâyette gök kapıları açı­lır; cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar da zincire vurulup bağlanır.»

Bu Hadîs-i Şerifi Buhârî, Müslim, Mâlik, Tirmizî ve Neseî Hazerâtı rivâyet etmişlerdir. Neseî’nin diğer bir rivayetinde şu ilâve vardır: «Her gece bir münâdî nidâ ederek der ki: Ey hayır peşinde koşan, beri gel. Ey şerre koşan, dur yeter.»

Ömer bini Hattap (R. A.) dan, demiştir ki: Resûl-ü Ekrem şöyle buyur­du: «Ramazanda Allah’ı zikreden mağfirete kavuşur, Allah’tan dileyen de haybete uğramaz, boş dönmez.»

Bu hadîsi, Taberânî Mu’cem’inde rivâyet etmiştir.

Ebû Hüreyre (R.A.) den, şöyle demiştir: Resûl-ü Ekrem buyurdu ki: «Her kim Ramazan orucunu inanarak ve ecrini yalnız Allah’tan umarak liveçhillah tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.»

Bu Hadis-i Şerifi Ahmed bin Hanbel, Şeyhan yani Buhârî ve Müslim, sü­nen sahipleri Ebû Davud, Tirmizî, Neseî, îbni Mâce rivayet etmişlerdir.

Yine Ebû Hüreyre’den, şöyle demiştir: Resûl-ü Ekrem buyurdu ki: «Her kim inanarak ve ecrini yalnız Allah’dan umarak Ramazanda Teravih nama­zını kılarsa geçmiş günahları bağışlanır.» .

Bu Hadîs-i Şerifi de aynı muhaddisler rivâyet etmişlerdir.

Ebû Sait (R.A.) den şöyle demiştir: Resûl-ü Ekrem buyurdu ki: «Her kim Ramazan orucunu tutar, onun hududunu tanır. Ramazanda korunulması ge­reken şeylerden korunursa geçmiş günahlarına kefaret olunur.»

Bu hadîs-i Şerîf’i Ahmed bin Hanbel ve Ebû Ya’lâ rivayet etmişlerdir.

Ramazanın âdâp ve erkânına riâyet edilmesi, onun fuyûzatmdan fay­dalanmak için birinci şarttır.

Abdullah bin Ömer’den rivayet olunuyor: Resûl-ü Ekrem Efendimiz bu­yuruyordu ki: «Kıyâmet günü oruç ve Kur ân, kula şefaatçi olurlar. Oruç: Yâ Rabbi, ben onu gündüzleri yemekten ve zevklerinden alakoydum, şimdi beni ona şefaatçi kıl, der. Kur’ân: Ben onu gece uykusundan alakoydum. Her ikisi de şefaatçi olurlar.»

Bu Hadîs-i Şerifi Beyhakî rivayet etmiştir. Ramazan-ı şerifte Kur’ân oku­mak da faziletlidir. Mukabele okuma âdeti câmilere şeref vermektedir.

Sehl b. Sa’d (R.A.) dan, şöyle demiştir: Resûl-ü Ekrem buyurdu ki: «Cen­nette bir kapı vardır, ona, Reyyân «Kanıklar kapısı», denir. Ondan ancak oruç tutanlar girer. Onlar girince kapı kapanır, başka kimse giremez.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i îmâm-ı Mâlik, Buharî Müslim, Tirmîzî, Neseî ve Ahmed bin Hanbel rivayet etmişlerdir. Hadîsin elfâzı muhtelif ise de mânâ birdir: Tirmîzî, oraya girene ebediyyen bir daha susamak yoktur, ziyadesini ya­pıyor.

Ebû Hüreyre (R.A.) den, demiştir ki, Resûl-ü Ekrem Efendimiz şöyle bu­yurdu: «Adem oğlunun her hayırlı ameli on mislinden yediyiiz misline kadar katlanır. Allah buyurmuştur ki: Ancak oruç o başkadır. Çünkü o, ancak be­nim içindir ve onun mükâfatını ben veririm. Kulum zevkinden ve yemeğin­den benim için vaz geçiyor. Oruçlu için iki ferah ve neş’e vardır: biri iftar za­manında, diğeri de Rabbine kavuştuğu vakitte. Oruçlu ağızm kokusu Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. (Oruç ateşe ve ihtiraslara karşı) kal­kandır, siperdir. Sizden biriniz oruçlu olduğu günde kaba saba ayıp sözler söylemesin, gürültü çıkarmasın. Şayet birisi ona söğerse, yahut kavgaya tu­tuşursa ben oruçluyum, ben oruçluyum desin.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i İmâm-ı Mâlik, Buhârî, Müslim, Tirmîzi Ebû Dâvud ve Neseî rivâyet eder.

Resûl-ü Ekrem Efendimizden rivâyet olunuyor, demiştir ki: «Nice oruç tutanlar vardır ki, orucundan yanma kalacak şey açlık ve susuzluktan baş­ka bir şey değildir.»

Bu hadîsi Neseî ve İbni Mâce rivâyet etmişlerdir.

Şeraitine riâyet olunmayınca oruçtan bir fayda elde edilemez.

«Kim ki, yalan söylemeği, yalanla iş görmeği, yalan yere şahâdeti bı­rakmazsa yiyip içmeği bırakmasına Allah kıymet vermez.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i Buhârî, Ebû Dâvud, Tirmîzî rivâyet etmişlerdir.

Ebû Zer Gifârî (R.A.) den, şöyle demiştir: Resûl-ü Ekrem buyurdu ki: «Ümmetim iftar etmeyi acele ve sahuru tehir ettikçe dâima hayır üzeredir demektir.»

Bu Hadis-i Şerîf’i Ahmet bin Hanbel Ebû Zer Gifarî’den rivayet eder, İmâm-ı Mâlik, Buhârî, Müslim ve Tirmîzi’den ve Sehl bin Sa’d’dan rivayet ederler. Bunun hikmet ve sebebine gelince Yehûd ve Nasârâ yıldız­lar görürünceye kadar oruçlarını tehir ederlerdi. Onlara benzeme diye iftarı acele etmek sünnet olmuştur.

Ebû Said Hudrî’den, demiştir ki, Resûl-ü Ekrem şöyle buyurdu: «Sahu­run hepsi berekettir. Velev bir yudum su içmek suretiyle olsun onu yapın, terketmeyin. Zira sahura kalkanlara Allah rahmet eder, onlar için melekler de istiğfarda bulunurlar.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i Ahmed bin Hanbel rivâyet etmiştir.

Hazret-i Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki: «Sizden biriniz iftar ettiği zaman hurma ile iftar etsin. Zira o berekettir. Eğer hurma bulamazsa su ile iftar etsin, çünkü o da temizdir.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i Buhârî, Müslim, Tirmîzî Ebû Dâvud, Ibni Hibban ve Hâkim, Süleyman bin Âmirden rivâyet etmişlerdir.

Resûlullah Efendimiz iftar ettiği vakit şöyle derlerdi: Allah’ım senin için oruç tuttum ve senin rızkın ile iftar ettim.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i Ebû Dâvud, Muaz bin Zühre’den mürselen, . Taberânî ve Dâre Kutnî de Abdullah İbni Abbas’dan; Neseî ve Hâkim de Abdullah Ib- jıi Ömer’den rivâyet etmişlerdir.

Abdullah İbni Ömer Radıyallahu Anhumâ’dan, şöyle demiştir:

Resûl-ü Ekrem Efendimiz iftar ettikleri zaman: «Elhamdülillah, susuzluk geçti, damarlara su serpilip serinledi, inşallah ecir ve mükâfat da sâbit olmuştur.» derdi.

Bu Hadîs-i Şerîf’i Ebû Dâvud ve Zerrin rivâyet etmişlerdir.

Ebû Hureyre (R.A.) dan, şöyle demiştir: Resûl-ü Ekrem buyurdular ki: «Bir oruçluya iftar veren kimseye, o oruçlunun sevabı kadar ecir verilir. Şu iadar ki oruçlunun sevabından bir şey eksilmez.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i Tirmîzî, Ebû Hüreyre’den rivâyet eder. Ramazanda oruçluya orucunu açacak, iftar edecek bir şey vermek elbette hayırlıdır. İnfak ve sadaka zaten iyidir. Ramazanda iftar vakti olunca daha hayırlı olur, iftar âdetleri ne hoştu.

Ümmül Mü’minîn Hazret-i Ayşe’den, şöyle demiştir: Resulullah Efendi­miz buyurdular ki: «Kadir gecesini Ramazanın yirmisinden sonra arayınız.»

Bu Hadîs-i Şerif’i Müslim ve Buhârî rivâyet etmişlerdir.

Hazret-i Ayşe’den, şöyle demiştir: Dedim ki, yâ Resûlallah ne buyurur­sun? Hangi gece Kadir gecesi olduğunu bilirsem, ona rastlarsam onda ne di­yeyim; nasıl dua edeyim? Resulullah da:

«Allah’ım, sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet, de» buyurdu.

Sehl bin Sa’d’dan, demiştir ki, Resûl-ü Ekrem şöyle buyurdu :

Bu Hadîsi İmâm-ı Ahmed bin Hanbel, Tirmîzî ve İbni Mâceh rivâyet et­mişlerdir.

Muâz İbni Cebel’den rivâyet olunuyor. Peygamberimiz buyurdu ki:

«Sana hayır kapılarını haber vereceğim, oruç kalkandır. Sadaka, su ate­şi söndürdüğü gibi günahları söndürür. Gecenin göbeğinde kulun ibâdeti.» Sonra şu mealdeki âyet-i kerimeyi okudu: «Onlar ki yanlarını yataklara koy­mazlar, Rablanna korku ve ümit içinde niyaz ederler. Kendilerine verdiğimiz, nzıklardan hayıra sarfederler. Hiç bir kimse onların işlediklerine mükâfat olarak gizlenmiş göz aydınlığını, nimetleri şimdi bilemez.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i Imâm-ı Ahmed bin Hanbel rivâyet etmiştir.

Sehl bin Sa’d’dan, demiştir ki, Resûl-ü Ekrem şöyle buyurdu:

«Her şeyin bir zekâtı vardır. Cesedin zekâtı da oruçtur.»

Bu Hadîs-i Şerîf’i Taberânî Sehl bin Sa’d’dan, İbni Mâce de Ebû Hüreyre’den rivâyet etmişlerdir. Mal zekât ile temizlendiği, bereket kazandığı; gibi beden de oruçla pâk ve pâkize olur. .

İbni Abbas’dan rivâyet olunuyor, demiştir ki: Resûl-ü Ekrem Efendimiz sadaka-i fitin, oruç tutan kimseyi boş lâfların, kaba ve ayıp sözlerin veba­linden temizlemek ve bir de yoksulları doyurmak için farz ve emir buyurmuş­lardır.

Bu Hadîs-i Şerif’i Ebû Dâvud ve İbni Mâceh rivâyet etmişlerdir.

İlk sûresinin ilk âyetinde (Rabbu 1-âlemin) diye Allah’ın âlemlerin Rabbı; olduğunu ilân eden bu Kitap, hemen her âyetinde Onun en yüksek vasıfla­rını zikretmek suretiyle beşer için mukadder olan nihaî tecellisini :göstermiş bulunduğu gibi beşerin rüşde mazhar olduğunu bildirmekle de Allah’dan gelen semavî kitapların, İlâhî irşadlann sonu olmuş ve insanlar için başka bir kitaba ihtiyaç kalmamıştır.

(O. Keskioğlu)