Makale

PKK VE APO İSLAM DÜŞMANIDIR

FARUK SUNAOĞLU

PKK VE APO İSLAM DÜŞMANIDIR

Marksist-Leninist ve ateist görüşe sahip olan ve “elinin afyon olduğunu" iddia ederek, yıllardır dinsizliği ve şirki teşvik eden İslam düşmanı PKK ve Abdullah Öcalan, bugün “PKK’nın İslam dinine önem verdiği” görüntüsüyle din istismarı yaparak, halkın desteğini kazanmaya çalışıyor.
Din gerçeğini 1990 yılında farke- den PKK, 1991 yılında kurduğu "Kürdistan Dindarlar Birliği” maskesi altında Müslümanlara yöneliyor ve 1993’ün Temmuz ayından itibaren "Kurdistan İslam Haraketi” adı altında din istismarını sürdürüyor.1
Terör örgütü PKK’nın yayın organı Serxwebun, Ağustos 1990 tarihli sayısında, Suriye’nin başkenti Şam’da toplanan PKK’nın ikinci kongresinde, din konusunda alınan kararları şöyle açıklıyor:
1. Dinsel mezhepleri PKK çevresinde toplamak,
2. Aleviliği bir ulusal direniş motifi olarak ele alıp, özgün bir yaklaşımla değerlendirmek ve Aleviler’i bir direniş gücü olarak örgütlemek,
3. İmamlar Birliğini kurumlaştırmak, camileri propaganda merkezleri olarak siyasal amaçla kullanmak, hutbeleri propaganda aracı olarak değerlendirmek.2
Alınan kararlar doğrultusunda, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde ki vatandaşlarımıza pkk imzalı ayetli, hadisli bildiriler dağıtıyor ve halk camilerde toplanarak, örgüt propangandası yapılıyor. Köy halkının önünde namaz kılınıyor ve kimi zaman da halka Kur’an-ı Kerim hediye ediliyor.
Bu kongreden hemen sonra İsla- mi söylemi daha çok ön plana çıkarmaya başlayan İslam düşmanı A. Öcalan, İslam’ın geniş kitleler üzerindeki etkisini örgüt lehine kullanma stratejisini ve din konusundaki görüşlerini, 1991 yılında yayınladığı “Din Sorununa Devrimci Yaklaşım" adlı kitabında şöyle çiziyor;
Demek ki Muhammed, Yahudilik da kabul edemez. Çünkü ticari çıkarlarına karşıdır. Yahudilik de, Hıristiyanlık da Muhammed’e hayat hakkı tanımamaktadır... Bir peygamber geleneği vardır. Peygambersiz yaşam düşünülemiyor. Ortaya çıkan her öncü, kendini peygamber olarak gösteriyor. Kabilenin peygamberi, kavmin peygamberi, insanlığın peygamberi, o zamanki aşamanın toplumsal gerçeği tamı tamına öyledir... İsa ve Musa yalnız Yahudile- rin ve Hıristiyanların peygamberidir. Ama Muhammed, "Ben yalnız Arapların peygamberiyim" demez-, çünkü, bu o zamanki koşullara denk gelmez. Yine, İsa “Ben tanrıyım" diyor. Bu nedenle Muhammed kendisini tanrı da ilan edemez. Yapması gereken en uygun şey nedir? Geleneklere dayanarak, kendisini tanrının elçisi, bütün insanlığın peygamberi ilan eder; hem de en son peygamber...”
"Partimiz, bilimsel sosyalizmin gerçekliğine inanıyor. Bilimsel sosyalizm, dinin aşılmasıdır... Doğru çözüm, toplumsal bilimdedir...”
“Din silahını faşizm ve emperyalizme karşı kullanmalıyız. Sosyalizm için verdiğimiz mücadelede, din silahını kullanmaya önem vermeliyiz." 3
Terör örgütü PKK elebaşısı A. Öcalan, İslam dininin nasıl istismar edilmesi gerektiğine ilişkin düşüncelerini ise, aynı kitabında şöyle açıklıyor-,
"Ulusal kurtuluş faaliyetlerinde İslam dininin olumlu özelliklerini iyi yakalayarak, daha şimdiden bir cephesel kol halinde örgütlemek, İslam dini ile "ulusal kurtuluş" arasındaki doğru ilişkiyi Kur’an-ı Kerim ayetlerine dayanarak açıklamak, bundan giderek doğru bir programa ulaşmak, bütünüyle halkımızı ve dürüst dm adamlarını bu temelde ulusal kurtuluş çatısı içinde örgütlemek, doğru ve yerine getirilmesi gereken bir görevdir."141
“Dine yeni bir yaklaşım getiriyorum" diyerek, Hakk ile batılı birbirine karıştıran ve “yeni bir din kurduğunu" iddia eden A. Öcalan;
“Kürtler, beni peygamber kabul ediyor. Bu bir hakikattir, inkar edilemez.” (Kürdistan’ın Sesi Dergisi, 09 Şubat 1996 ),5
"Ben bir liderden çok, bir peygamberim. Bana yardım eden havarilerim var. İsa’nın 12 havarisi vardı, benim 8 tane var.”6
“Yeni bir din kuruyorum. Bunun için Suriyeli din adamları beni İsa’ya benzetiyorlar. Benim kurduğum yeni din, birkaç yıl sonra kabul edilir."’7’
“Halep Başpiskoposu İsa’ya benzediğimi söyledi. Ben de, “Tabiatım kutsal İsa’ya benziyor” dedim. Bizim yaşamımız tıpkı Hıristiyanların yaşamlarına benziyor. Kamplarımızı manastırlara benzetiyorum. Arkadaşlar benim dördüncü bir semavi dini yarattığımı söylüyorlar.”8
( “Ben kendimi Hazre- I ti İbrahim’e benzetiyorum. Bugün yeryüzünde Hazreti İbrahim’in misyonunu tek temsil eden PKK ve benim.”9
şeklindeki açıklamaları, PKK ve A. Öcalan’ın İslam dinine yaklaşımına ve yüce dinimizi sadece bir istismar aracı olarak gördüğü gerçeğine de ışık tutuyor.
Son dönemde büyük kayıplar vererek çöküş sürecini yaşayan PKK’dan, pişman olarak kaçan teröristlerin anlattıkları da, örgüt içerisindeki dini yaşama bakışı ortaya koyuyor. "Niçin Öldük, Niçin Öldürdük? Bir PKK’lının İtirafları" başlıklı yazı dizisinde pişman olarak teslim olan bir PKK’lı bakın neler söylüyor;
“Örgüte katıldığımın ertesi günü örgütün inancının olmadığını anladım. Çünkü örgütte Marksist-Leninist bir yapılanma vardı. Burada Allah’a küfürler ediliyordu. Örgütün Kur’an-ı Kerim’inin Abdullah Öcalan’ın çözümleri olduğu söyleniyordu ve Apo yegane ilah olarak görülüyordu. İlk zamanlarda bu beni çok üzüyordu. Ama herkes inkar ederken, benim etmemem sözkonusu olamazdı. 2, 3 ay sonra ben de inkar ettim. Kesinlikle hepimiz inançsızdık. Ama halkımıza karşı bunu belli etmiyorduk. Onlar bizi neredeyse birer alim olarak görüyorlardı. Zaten Apo’nun talimatıyla yeleklerimizin cebinde Kur’an-ı Kerim taşıyorduk. Ancak bunu halkı kandırmak için yapıyorduk. Örgütün Müslümanlıkla bağdaşır bir yanı yoktu."10
Yine, 6 yıl terör örgütü içerisinde kaldıktan sonra pişman olarak teslim olan ve “Ürperten İtiraflar” adlı kitabı yayınlayan Sami Demirkıran da, “Dağda namaz kılmak imkansızdır. Partimizin dini yoktur derlerdi. Allah’tan bahsettiklerinde örgüt militanları kendi içlerinde alay ederlerdi." diyerek,1"’ PKK’nın “din gerçeğini” gözler önüne seriyor.
Kur’an-ı Kerim’in Nisa Suresi’nin 92. ve 93. ayetindeki “Bir mü’minin bir mü’mini öldürmeğe hakkı olamaz... Kim bir mü’mini kasten öldürürse, cezası içinde ebediyyen kalacağı cehennemdir. Allah ona gazabet- miş, ona lanet etmiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır." şeklindeki Allah’ın emirlerini çiğneyen PKK ve A. Öcalan, bugüne kadar çocuk, kadın olmak üzere yaklaşık 5 bin savunmasız vatandaşımızı acımasızca katletmiş, bir o kadarını yaralamış, 4 bin civarında da güvenlik görevlisini şehit etmiştir.
"Örgüt propagandası yapmadığı" gerekçesiyle 76 imamı ve 152 öğretmeni şehit ederek, onlarca camiyi, okulu yakan ve Kur’an-ı Kerim’i parçalayan İslam düşmanı PKK, örgütün yayın organı Med TV’ye geçtiğimiz yıl Ramazan ayında vaaz verdirdiği imamı, fazla ileri gittiği gerekçesiyle, Apo’nun emriyle katletmekten de çekinmemiştir. "2I
Yine, Suriye’nin Derik İlçesi Tekke köyü imamı Muhammed Emin, PKK’yı “terör örgütü" olarak eleştirdiği için teröristlerce şehit edilmiştir.1’31
Kur’an-ı Kerim’in Şuara Suresi’nin 183. ayetindeki “İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" ve Nisa Suresi’nin 29. ve 30. ayetlerindeki “Ey iman edenler! Aranızda karşılıklı rızaya dayanan ticaret olması hali müstesna, mallarınızı, batıl (haksız ve haram yollar) ile aranızda yemeyin... Kim düşmanlık ve haksızlık ile bunu (haram yemeyi veya öldürmeyi) yaparsa, bilsin ki onu ateşe sokacağız-, bu ise Allah’a çok kolaydır.” şeklindeki Allah (c.c)’ın emirlerini hiçe sayan PKK, uyuşturucu ticareti, haraç alma, insan kaçakçılığı, çocuk tacirciliği, kara para aklama gibi Allah (c.c.)’ın haram ettiği yollardan kazanç sağlamaktadır. Bölgenin ekonomik, sosyal ve kültürel yönden gelişmesini istemeyen PKK, okullara, fabrikalara, şantiyelere, iş makinalarına, petrol rafinerilerine, elektrik trafolarına ve kamu binalarına yönelik terörist eylemlerini de sürdürmektedir.
Mü’minlerin kanını akıtmayı sürdüren PKK ve A. Öcalan, Alman Protestan Kilisesi ile işbirliği yaparak, Avrupa’da yaşayan Kürt kökenli vatandaşlarımıza Kürtçe İncil, çocukları rahatça kandırabilmek için de resimli İncil hikayeleri bastırarak dağıtmaktadır. IHI
Maide Suresi’nin 57. ayetindeki “Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun konusu edinenleri ve kafirleri dost edinmeyin" şeklindeki Allah (c.c)’ın emirlerini utanmadan ve sıkılmadan çiğneyen PKK ve A. Öcalan, Hıristiyan aleminin lideri Papa II. Jean Paul’e mektup yazarak, Hıristiyanlığı göklere çıkarmaktadır.115’ Bununla da yetinmeyip, Halep Başpiskoposu ile birlikte poz vermekte, Hıristiyan alemine sempatik görünmek için Haçlı zihniyetini yaşatanlarla işbirliği yapabilmektedir.
Allah’ın, İsra Suresi’nin 37. ayetindeki “Yeryüzünde böbürlenerek dolaşma, çünkü sen ne yeri yaratabilir, ne de dağlarla ululuk yarışına girebilirsin” şeklindeki Allah (c.c.)’ın buyruğunu hiçe sayarcasına, kendisini peygamber ilan edecek kadar şaşıran A. Öcalan ve yandaşları, “Dini inançlara saygılı olduğu ve PKK’nın İslam dinine büyük önem verdiği" iddiasıyla, hac, fitre, zekat, kurban gibi dini vecibeleri kendisine bir gelir kaynağı olarak görmektedir.
Kur’an-ı Kerim’den ayetlere yer vererek PKK faaliyetlerine “dini” bir muhteva kazandırmaya çalışan “Kurdistan İslam Hareketi" adlı örgüt, “Ba- weri” (İnanç) adlı dergisinde, PKK’nın organize ettiği hac organizyonu ve yardım kampanyaları hakkındaki ilanları yayınlamaktadır.16
Bayrağındaki orak-çekici atarak din düşmanlığını gizlemeye çalışan A. Öcalan, örgüt içerisindeki teslim olmaları ve çözülmeleri engelleyebilmek için de "Kürt kadınının feodal ahlak anlayışı yerine, sosyalist ahlak temelini koyacağız. Örgüt içerisinde artık kimse savaşçılar arasındaki cinsel ilişkiye tepki göstermeyecek” diyerek, Allah (c.c.)’ın, İsra Suresi 32. ayetinde "Zinaya yaklaşmayın, Zira o, bir hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur" şeklindeki buyruğunu görmezlikten gelmekte, fuhşu bizzat teşvik etmektedir.
A. Öcalan ve yandaşları, ne kadar dindar görünmeye çalışsalar da, ne kadar PKK televizyonu Med TV’ye çıkartılan sahte imamlarla dini programlar yaptırsalar da,17 A. Öcalan’ın-, “Bugün Türk Devleti benim nasıl bir insan olduğumu sorguluyor. Benim milliyetçi mi, komünist mi, Müslüman mı, yoksa Hıristiyan mı olduğumu anlayamadıklarını söylüyorlar. Ben İsa Peygamber ile aynı görüşleri taşıyorum. Bunu herkes artık bilmelidir.
Uzun yıllar Lübnan’daki küçük bir dağda yaşadım. Orada bulunan Mahsum Korkmaz Akademisi, bir manastır olarak tanımlanabilir. Ben, savaşçılarıma her zaman kendilerinin İsa Peygamberin havarilerine benzediklerini söylüyordum.”"18 şeklindeki açıklaması, PKK ve A. Öcalan’ın din konusundaki düşüncelerini tüm gerçekliğiyle gözler önüne sermektedir.
Allah (c.c), tüm inananları, terör örgütlerinin ve A. Öcalan gibi tağut, zalim ve din tüccarlarının fitne ve fesadından korusun.

(1) Aksiyon Dergisi, 05.08.1995
(2) Yeryüzü Dergisi, 15.03.1992
(3) Yeryüzü Dergisi, 15.03.1992
(4) Türkiye Gazetesi, 17.02.1998
(5) Hürriyet Gazetesi, 07.04.1998
(6) Fransız VSD Dergisi, 25.04.1996
(7) Fransız Le Figaro Gazetesi, 23.11.1996
(8) Alman Die Zeit Dergisi, 27.02.1997
(9) Yeni Asya Gazetesi, 06.01.1998
(10) Ortadoğu Gazetesi, 21.03.1998
(11) Zaman Gazetesi, 27.04.1998
(12) Zaman Gazetesi, 27.04.1998
(13) Türkiye Gazetesi, 14.10.1995
(14) Akşam Gazetesi, 29.12.1996
(15) Hürriyet Gazetesi, 07.08.1995
(16) Türkiye Gazetesi, 07.02.1998
(17) Milliyet Gazetesi, 12.12.1997
(18) Kürdistan’ın Sesi Dergisi, Ocak 1995