Makale

Ahlâklılık ve Dindarlık

Prof. Dr. Fahri Kayadibi
İstanbul Üniv. Ilâhiyat Fak. Dekanı

Ahlâklılık
ve Dindarlık

Din ve ahlâk arasında yakın ilişki vardır. Tarih boyunca din ve ahlâk kuralları hep iç içe olmuştur. Ahlâklılık dindarlığın bir gereği olarak görülmüştür. Çünkü İlâhî dinler insanlara hep güzel ahlâkı tavsiye etmiştir. Ahlâkın en büyük desteği ve koruyucusu dinler olmuştur. Ahlâkı geniş halk kitlelerine yayan da gene dinlerdir. Dinleri insanlara tebliğ eden peygamberlerin hepsi insanlar için güzel ahlâk örneği olmuşlardır. Din-ahlâk ilişkisinin bu kadar güçlü olması nedeniyle, dindar kişinin ahlâklı olması toplumlarda bir zorunluluk olarak görülmüştür.
Ahlâk Arapça’da, "seciye, tabiat, huy" gibi manalara gelen hulk veya huluk kelimesinin çoğuludur. Sözlüklerde genellikle insanın fizik yapısı için halk, manevî yapısı için hulk kelimelerinin kullanıldığı kaydededilir. (Lisânü’l-Arab,"hlk" md.) Başta hadisler olmak üzere İslâmî kaynaklarda hulk ve ahlâk terimleri genellikle iyi ve kötü huyları, fazilet ve reziletleri ifade etmek üzere kullanılmıştır. Ayrıca ahlâk yanında yeme, içme, sohbet, yolculuk gibi günlük hayatın çeşitli alanlarıyla ilgili davranış ve görgü kurallarına, terbiyeli, kibar ve takdire değer davranış biçimlerine, bunlara dair öğüt verici kısa ve hikmetli sözlere ve bu sözlerin derlendiği eserlere edep ve âdâb da denilmiştir.
İslam ahlâkının asıl.kaynağı Kur’an ve onun ışığında oluşan sünnettir. Nitekim Hz. Aişe bir soru münasebetiyle, Hz. Peygamber’in ahlâkının Kur’an ahlâkı olduğunu belirtmiştir. (Müslim,"Müsâfirîn",139) Bu sebeple İslâm ahlâk düşüncesi Kur’an ve sünnetle başlar. _
Ahlâk, bilgi ve fazilet bakımından sürekli bir yenilenmedir. Bunun için insan, Kur’an-ı Kerim’e göre, öncelikle inanç sevgisi kazanmalı, fenalıktan ve isyankârlıktan nefret etmeli (Hucûrat, 14), kalbini yani iç dünyasını Allah şuuru ile huzura kavuşturmalıdır. (Ra’d, 28) Bu suretle Allah şuuru insana ahlâkî ve manevî hayattan zevk alma, hatalarının farkına varma, onlardan yüz çevirme ve Allah’tan bağış dileme fırsatı sağlayacaktır, (m. çağrıcı, DİA, Ahlâk Maddesi, c.ll, s.1 -3)
Toplumları ayakta tutan en önemli güç, o toplumu meydana getiren bireylerinin ahlâk prensiplerine uygun hareket etmesidir. Çünkü toplumda bulunan ahlâkî değerler, toplumu ayakta tutan temel taşlardır. Bu temel taşlar olmadığı takdirde, toplumda bütün erdemler çöker, yok olur.
Sağlam ahlâkî temellere dayanmayan veya ahlâkî temellerde zaaf başlayan toplum binası er-geç yıkılır. Toplumları koruyan, ayakta tutan, güçlü kılan en önemli etken güzel ahlâktır. Toplumların refah ve mutluluğu güzel ahlâka bağlıdır.
Ahlâkî erdemlerden yoksun kalmış bir toplumun ilerlemesi ve medenî bir toplum niteliğini taşıması mümkün değildir. Bu nedenle iyi ahlâk titizlikle korunmalı ve bunun için de kişilere eğitim ile yüksek ahlâk vasıfları kazandırılmalıdır. Vatanına, toplumuna ve bütün insanlığa faydalı olma şuuru kazandırılmalıdır.
insanın sadece ahlâk kural ve kaidelerini bilmesi yeterli değildir. Esas olan bu ahlâkî kuralların toplum içinde uygulanmasıdır. Bilhassa büyüklerin ahlâkı yaşama ve uygulama bakımından küçüklere örnek olacak davranışlar sergilemesi gereklidir. Bazı büyükler, çocuklarına veya başkalarına sözle ahlâkî öğütler verirler, fakat verdikleri bu öğütleri kendileri tutmazlar, insan önce söylediğini kendisi yaşarsa, sözleri başkalarına tesir edebilir. Aksi takdirde söylenen sözler boş ve askıda kalır. Hareketlerimiz sözlerimizi yalanlıyorsa, iyi insan olamamış sayılırız ve başkalarına da etkili olamayız. Çocukların eğitiminde, "iyi örnek olma motifi" en önemli kuraldır. Peygamberimiz güzel ahlâkı ve davranışlarıyla topluma en iyi örnek olmuştur. Bunun için kendisine "el- emîn=güvenilir" kişi denilmiştir.
Zaten kendisi de: "Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderilmiş bir peygamberim" (Seçme Hadisler, DİB yayını, s. 9) demiştir. KuKan-ı Kerim’de, "Muhakkak ki sen en büyük ahlâk üzeresin." (Kalem, 4) denilerek onun ahlâkı övülmüştür. Gene kitabımız Kur’an’da: "Allah’ın Rasûlünde bizim için alınacak en güzel ahlâk örnekleri olduğu" (Ahzâb, 2i) vurgulanmıştır.
Müslümanlıkta güzel ahlâk bütün faziletlerin ve tüm iyiliklerin temeli sayılmıştır. Bu konuda Allah’ın Rasûlü şöyle buyurmuştur:
"iyilik güzel ahlâktır; fenalık da kalbinin yatışmadığı ve halkın duymasını hoş görmediğin şeydir." (Riyazü’s-Sâlihîn Tere. c. 2, s.51)
Öyleyse vicdanımızın ve aklımızın onaylamadığı, başkalarının duymasından da hoşlanmadığımız davranış ve hareketleri yapmamamız gerekmektedir.
Peygamberimiz; "Kendiniz için sevdiğiniz şeyleri başkaları için de sevmedikçe, imanın kemâline eremezsiniz." buyurarak, kendimize nasıl muamele edilmesini istiyorsak, başkalarına da öyle davranmamızı bizden istemiştir. Bunun imanımızın gereği olduğunu belirtmiştir. Şu durumda bize yapıldığında hoşlanmadığımız hareketleri başkalarına yapmamamız gerekmektedir. Atalarımız, "Önce iğneyi kendine, sonra çuvaldızı başkalarına" diyerek, kendimize uygun görmediğimiz şeyleri başkalarına da yapmamamızın gerekliliğini vurgulamışlardır. Bunun için Müslüman söz ve davranışlarıyla başkalarını asla incitmez.
Peygamberimiz; "Sizin en hayırlınız ahlâkça en güzel olanı- nizdir." (Riyazü’s-Salihîn Tere. c. 2, s. 51) buyurmuştur.
"Kıyamet gününde müminin nazarında güzel ahlâktan daha ağır bir şey bulunmaz. Ve her hâlde Allah Teâlâ çirkin ve kötü sözlü kimseyi sevmez." (Riyazü’s-Salihîn, c. 2, s. 5i) diyerek, çirkin ve kötü sözlü kimseleri Allah’ın sevmediğini belirtmiştir.
İnanç ve onun gereği olan ibadetler, insanı güzel ahlâklı olmaya mecbur eder. Çünkü Allah’a inanan ve O’nun rızasını kazanmak isteyen bir kimse, O’nun yasak ettiği kötü hareketleri yapamaz. Zira bir gün hesaba çekilerek günahlarının cezasını çekeceğini bilir. Bunun için yüce Allah; "Gerçekten kılınan namaz, insanı her türlü fenalıktan ve kötülüklerden men eder." (Ankebût, 45) buyurmuştur. Bunun için Müslüman’ın ibadetleri, onu iyiliğe ve güzel ahlâka yöneltir.
Bütün bu sözler, Müslüman’ın güzel ahlâklı olması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Fakat günümüzde en çok şikâyet ettiğimiz konu da, ahlâkî değerlerimizin yok olması hususudur. Bugün vurgunculuğun, bozgunculuğun, insan sevgisinden yoksunluğun, terörün, şiddetin, anarşinin, haksızlıkların, düşmanlıkların, kin, fesat, hırsızlık, yankesicilik, sokaklardaki kapkaççılığın temelinde ahlâk buhranı yatmaktadır. Korku, endişe, haksızlık ve güvensizliklerle dolu bir dünyada huzurla yaşamak mümkün değildir.
Toplumumuzun bu ahlâk buhranlarından kurtulması, daha büyük bir ahlâk buhranı yaşamaması ve huzurlu bir hayat sürebilmesi için şu hususlara önemle dikkat etmeliyiz:
Önce aile içinde huzur ve mutluluğu temin etmeliyiz. Aile geçimsizlikleri arkasından boşanmalar yaşanmakta ve ortada kalan çocuklar perişan olmaktadır. Aile sağlam olursa, toplumun da sağlam olacağı gerçeği unutulmamalıdır.
Gençlerimiz her türlü ahlâksızlık tuzaklarından korunmalıdır. Uyuşturucu ve kötü alışkanlıklardan uzak tutulmalıdır. Bu konuda ailelere, topluma ve devlete büyük görevler düşmektedir.
Gençlerin eğitilerek iyi bir meslek sahibi olmaları sağlanmalıdır. Boş zamanlarını değerlendirecek hobiler edinmeleri, kitap okuma, sanat ve sporla meşgul olma alışkanlıkları kazandırılmalıdır.
İş ahlâkına dikkat edilmelidir. İşini sağlam yapmayan, zamanında işleri yetiştirmeyen ve sanatının hakkını vermeyen bireylerden meydana gelen toplumlarda düzen bozulur, huzur kalmaz. Bunun için Peygamberimiz:
"İnsan, elinin emeğinden daha hayırlı bir rızık yememiştir. Allah’ın peygamberi Davud (a.s.) da kendi elinin emeğini yerdi." (Riyazü’s-Salihîn Tere. c. 1; s. 559) Bunun için işçi işinin hakkını, işveren de işçinin hakkını tam vermelidir.
Ticaret hayatında doğruluk ve dürüstlüğe önem verilmelidir. Yanlış ölçüp-tartmalar asla olmamalıdır. Müşteri asla kandırılma- malıdır.
Komşuluk ilişkileri iyi kurulmalıdır. Komşu incitilmemelidir. Komşular birbirine destek olmalı ve iyi geçinmelidir. Bu konuda Peygamberimiz:
"Allah’a ve ahiret gününe inananlar, komşusuna eziyet etmesin, Allah’a ve ahiret gününe imanı olan misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe iman etmiş olanlar, ya hayır söylesinler, ya da sussunlar." (Riyazü’s-Salihîn Tere. c. 1, s. 343)
insan hakları devamlı gözetil- melidir. Kul hakkının affedilmeyeceği iyi bilinmelidir. Şehitlik mertebesine erişen bir kimsenin bütün günahları affedildiği halde, kul hakkı affedilmemektedir.
Küçüklere sevgi, büyüklere saygı gösterilmelidir. Bilhassa anne-baba asla incitilmemelidir. Büyüklere ve öğretmenlere saygılı olmalıdır. Çocuklar, büyüklerinden sevgi ve ilgi beklemektedirler. Büyükler, küçüklerine bu sevgi ve ilgiyi devamlı göstermelidirler. Komşulara, arkadaşlara, akrabalara, misafire ve tüm insanlara bu saygı-sevgi gösterilmelidir. Aile bireyleri arasında bu sevgi ve saygı devamlı olmalıdır.
Müslüman özü, sözü ve davranışları birbirine uygun olan kimsedir. Bunun için söz ve davranışlar birbirine uymalıdır. Konuşunca doğruyu konuşur ve asla yalan söylemez.
Müslüman, sözüyle ve davranışlarıyla başkasına zarar vermeyen kimsedir. Kendisine nasıl davranılmasını istiyorsa, başkalarına da öyle davranır. Söz verdiğinde de sözünü yerine getirir.
Müslüman, "İnsanların en hayırlısı insanlara en faydalı olandır." (250 Hadis, DIB yayını, s.121) sözünü kendisine rehber edinir. Müslüman başkalarına zarar değil, ancak fayda verir.
Doğruluk, adalet, temizlik, çalışkanlık, sabır, şükür, hoşgörü, hüsnüzan, cömertlik, yardım severlik, tevazu, ağırbaşlılık, emanete riayet, vefa, hoş geçimli olmak, iyilik yapmak, kanunlara itaat gibi erdemlilikler, ahlâklı insanların vasıflandır.
Yalan, hile, dedikodu, iftira, gıybet, kin, haset, kötü düşünce, tembellik, başkalarına zarar vermek gibi vasıflar, ahlâklı bir kimsede bulunamaz.
Müslüman, iyilikleri yapar, kötülüklerden sakınır. Başkalarına asla zarar vermez. Başkalarıyla hoş geçinen ve kendisiyle hoş geçinilen kişidir.
Sonuç olarak, dindar insanın ahlâklı olması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Eğer kişi ibadetlerini yerine getirdiği halde, dininin gerektirdiği şekilde ahlâklı olamıyorsa, ibadetlerinin sıhhatini test etmesi lâzımdır. Çünkü ibadetler insanı her türlü kötülükten men eder ve ahlâklı olmayı gerektirir. Sözün kısası "dindarlık ahlâklılık" demektir. Islâm dini de güzel ahlâktan ibarettir.