Makale

II. DİN SÛRASINA DOĞRU

RÖPORTAJ

II. DİN SÛRASINA DOĞRU

Röp: HARUN ÖZDEMİRCİ
Dini Yayınlar Dairesi Başkan

Diyanet İşleri Başkanlığımız ilkini 1993 yılında gerçekleştirdiği İkincisini de 23-27 Kasım 1998 tarihleri arasında gerçekletireceği 2. Din Şûrası ile ilgili hazırlıklarını sürdürmektedir. Hiç şüphesiz ki 1. Din Şûrası’nda olduğu gibi 2. Din Şûrası’nııı ülke insanımızın dini hayatına büyük katkıları olacaktır.
Bu nedenle; Birinci Din Şûrası’nın sonuçlarıyla ilgili olarak Diyanet İşleri Başkanımız Sayın Mehmet Nuri Yılmaz ve II. Din Şûrası Genel Sekreteri-Din İşleri Yüksek Üyesi-Şükrü Özbuğday ile de ikinci Din Şûrası hazırlıkları konusunda röportajlar yaptık. İlgiyle okuyacağınız kanaatinde olduğumuz sözkonusu röportajları yayınlıyoruz.

Diyanet İşleri Başkanı
Mehmet Nuri Yyılmaz
“Müslümanların günümüze hitap edecek dini bilgiye yeterince sahip olmamaları, İslami vahdeti tehdit altında bıraka cak sonuçları meydana getirebilmektedir. İşte, artık bilgi ve enformasyon çağı olarak isimlendirilen bu yeni dönemde yüce dinimizin insan mutluluğunu hedef alan mesajını topluma aktarmadaki üslûbu belirlemek ve gelişen dünyaya ayak uydurabilmek için gerekli usul ve metodu tespit etmek amacı ve yukardan beri özetlemeye çalıştığım karşı karşıya kaldığımız bu ve benzeri durumların Din Şûrası fikrinin oluşmasında son derece etkili olduğunu söyleyebilirim.”
• Sayın Başkanım! 30.04.1993 tarih ve 21567 sayılı Resmi Gaze- te’de yayımlanan Din Şûrası Tüzüğü gereğince I. Din Şûrası 1993 yılının 1-5 Kasım tarihleri arasında Ankara’da toplandı. Bu sene de İkincisinin hazırlıkları bitirilmek üzere. Diyanet İşleri Başkanlığının mevzuatında Din Şûrası’nın toplanması hükmü önce de mevcut idi. Ancak ilki zat-ı âlinizin üstün gayretleriyle gerçekleşebildi.
Sayın Başkanım! Din Şûrası fikri hangi ihtiyaçtan doğdu?
Bilindiği gibi Diyanet İşleri Başkanlığı, "İslâm Dini’nin İnançları İbadet ve ahlâk esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek"le görevli bir teşkilattır. Başkanlığımız Anayasa ve kanunla kendisine tevdi edilen bu görevi hizmet ağını her geçen gün genişleterek yürütmeye çalışmaktadır. Bilindiği gibi 20. yy ülkemizde ve dünyada süratli gelişme ve değişmelerin yaşandığı bir zaman dilimidir. Yeni bir yüzyıla hazırlandığımız şu dönemde dünya hızla küreselleşmiş, adeta bütün mesafeler kısalmış, uluslar ve insan toplulukları birbirlerini yakından etkiler hale gelmiştir.
Dünya tarım toplumu yapısını çok geride bırakmış, sanayi çağını tamamlamış, sanayi ötesi çağını yakalamış, bilgi çağından söz eder olmuştur. Bilgi ve enformasyon çağı olan yeni dönemde insanlığın sadece ferdi hürriyetler ve iktisadi refah temini ile yetinemeyeceği, ruh sağlığı, idelojik ve fikri tatmin, evrensel adalet ve benzeri kavramlara da yöneleceği kuvvetle muhtemeldir.
Batı ülkelerinde 19. asırda başlayan sosyoloji, din sosyolojisi, dinler tarihi ve sosyal antropoloji araştırmaları, dinlerin doğuşu, toplumdaki etkinliği ve sosyal müesseseler arasındaki yeri arasında köklü bilgilerin ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Pozitivizm cereyanı ve materyalist felsefi akımlar dinin geleceği ve kaynağı konusunda indî ve kavramsal kehanetlerde bulunurken din kurumu doğu blo- kunu oluşturan demirperde ülkelerinde bile yok edilememiş, bütün baskılara rağmen aile ve cemaat bünyesi içerisinde hayatiyetini sürdürmüştür.
İletişim ve yayın araçlarının kültür değişimi konusunda bütün imkanlarıyla kullanılmış olmasına rağmen toplumda dinin ve inancın yok edilmeyişi; din, fıtrat ve insan arasındaki sıkı bağlantıyı bir kez daha ortaya koymaktadır. Son Peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)’e tebliğ edilmiş olan İslâm Dini 15. asırdan beri kendisine intisap eden fert ve toplulukları derinden etkilemekte, mensuplarını tevhitçi ve bütüncül hayat anlayışı doğrultusunda tabii-fıtri kıymet hükümleriyle şuurlandırmaktadır.
Son yıllarda hızla artan ihtida ve Hakk’a yöneliş hareketlerinde bunun psikolojik ve deruni boyutlarını tesbit ediyoruz.
• Sayın Başkan! Bin yıldır İslâm dininin en dinamik gücünü temsil eden İslâm kültür ve medeniyetlerine damgasını vuran milletimizin yaptığınız bu dünya değerlendirilmesi içerisindeki yeri ve katkıları neler olmuştur? Bu Şûra fikri sözko- nusu katkılann bir sonucu mudur?
Sizin de belirttiğiniz gibi, bin küsür yıldan beri İslâm dininin en dinamik gücünü temsil eden milletimiz, bugün dünyada varolan İslam Kültür ve medeniyetine gerçekten damgasını vurmuştur. Kendi özelliklerini İslam kültürü ile kaynaştırarak yeni ve sağlam bir model oluşturmuştur. Çin şeddinden Adriyatik sahiline kadar bütün toplumlar bu bütüncül kültürel yapının temel özelliklerini taşımaktadır.
Bütün bu perspektif içerisinde dünyanın durumu şöyle özetlenebilin 19. yy.da ortaya çıkan ve bütün dünyayı etkisi altına alan materyalist düşünce, 20. yy.lın ikinci yarısından itibaren etkisini kaybetmeye başlamış ve insanlık 21. yy. la hazırlanırken manevi değerler önem kazanmış bulunmaktadır.
İletişim teknolojisinde sağlanan baş döndürücü gelişmelerle bütün dünyada ilahi ve beşeri kaynaklı din mensupları medya dediğimiz basın-yayın organlarında azami derecede istifade etmeye başlamışlardır. Bu teşkilatlar manevi duygulara yönelen insanlığa, barış ve esenlik dini olan İslam’ı şiddet ve şiddeti temsil eden bir din olarak gösterme gayreti içerisine girmişlerdir.
Bu olumsuz gelişmeler karşısında günümüz müslümanlarının ellerinde Kur’an-ı Kerim, Hz. Muhammed’in sünneti ve karşılarında olmak üzere bekleyen kainat kitabı olmasına rağmen farklı anlayışlara sahip olduğu görülmektedir. Bu farklılıklar ıçtihadi olmaktan ziyade, kültürel, siyasi, ekonomik ve etnik nitelikteki İslam dışı sebeplerin sonucudur.
Bununla beraber müslümanların günümüze hitap edecek dini bilgiye yeterince sahip olmamaları, İslamı vahdeti tehdit altında bırakacak sonuçları meydana getirebilmektedir. İşte, artık bilgi ve enformasyon çağı olarak isimlendirilen bu yeni dönemde yüce dinimizin insan mutluluğunu hedef alan mesajını topluma aktarmadaki üslûbu belirlemek ve gelişen dünyaya ayak uydurabilmek için gerekli usul ve metodu tesbit etmek amacı ve yukardan beri özetlemeye çalıştığım karşı karşıya kaldığımız bu ve benzeri durumların Din Şûrası fikrinin oluşmasında son derece etkili olduğunu söyleyebilirim.
• Sayın Başkanım! 1993 yılının 15 Kasım tarihleri arasında yapılan 1. Din Şûrası’nda bu hedeflere yönelik hangi kararlar alındı? Bugüne kadar geçen süre içerisinde Başkanlık olarak neler yapıldı?
1. Din Şûrası sonunda 37 adet istişari mahiyette kararlar alınmıştır. Hemen şunu söylemeliyim ki, Din Şûrasında alınan kararlar istişari mahiyettedir, tavsiye niteliği taşımaktadır. Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak da bir kitapçık halinde basılmış bulunan bu kararların o günden bugüne bir çoğu Başkanlığımızca uygulanmıştır.
• Sayın Başkanım! Uygulanan bu kararlardan bazı örnekler verebilir misiniz?
Hemen birkaçını ifade edeyim.-
1. Din Şûrası’nda Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde çeşitli uzmanlık dallarının sağladığı bilgi ve belgeleri toplayacak dokümantasyon merkezi kurulması fikri doğmuştur. Biz, Başkanlık olarak ülkenin sosyal, psikolojik, etnolojik, etnografik, antropolojik özelliklerine, İslâm ülkelerindeki ve batıdaki İslâmiyetle ilgili araştırmalara kolayca ulaşılabilecek ve geniş çaplı belgeler ve dokümanlar elde edebilecek kısa adı, AR-GED olan Araştırma Geliştirme Merkezimizi kurarak faaliyete geçirmiş durumdayız.
Yine Şûra’da karara bağlanan dini alanda bilgi açığının kapatılabilmesi için Başkanlığımız ile İlahiyat Fakülteleri ve Milli Eğitim Bakanlığının ilgili daireleri arasında işbirliği sağlanmış, sürekli bilgi alışverişi toplantıları düzenlenmiştir. Bu cümleden olarak yıllık veya üç- beş yıllık faaliyetlerin değerlendirilmesi için gerekli tedbirler alınmış ve alınmaya devam etmektedir.
Şûra kararları çerçevesinde Başkanlık olarak il ve ilçe merkezlerimizde ilmi konferans, sohbet ve tartışmalar düzenlenmektedir. Bu hizmetlerin yürütülmesinde tanınmış ilim, din ve sanat adamlarından istifade edilmektedir.
Halen Başkanlığımızca yürütülmekte olan basılı-sesli ve görüntülü yayın çalışmalarımızın daha da geliştirilip yeterli hale getirilmesi ile ilgili olarak halkımızın ısrarlı talepleri de dikkate alınarak yeni bir Kur’an-ı Kerim, meal ve tefsiri hazırlanmasına başlanılmıştır. İslâmi ilimlerde uzman bilim adamlarından oluşan bir heyetçe yürütülen bu çalışmalar hızla devam etmektedir.
Günümüzde sesli ve görüntülü yayınların kamuoyunu aydınlatmadaki mühim tesiri karşısında Başkanlığın özel radyo televizyon yayınına başlamasının zarureti 1. Din Şûrası’nda da vurgulanmıştır. Bu nedenle-, TRT ile bir protokol imzalanmış, bu protokol gereği TRT 4. kanalda cumartesi akşamları Başkanlığımızca hazırlanan iki saatlik Diyanet Saati programı yayınlanmaya başlanmıştır. Söz konusu bu program yine TRT ile yapılan görüşmeler neticesinde, TRT İnt, Avrasya ve TRT 2 GAP kanallarında da periyodik olarak yayınlanmaktadır. Ayrıca GAP TV ve TRT İnt için dini içerikli drama ve belgesel filimlerin hazırlanması faaliyetlerimiz de hızla devam etmektedir.
Bunlar 1. Din Şûrası sonuçlarıyla ilgili gerçekleştirdiğimiz faaliyetlerden sadece bir kaçıdır.
• Sayın Başkanım! Verdiğiniz bilgilerden Din Şûralarının düzenlenmesi kadar sonuçlarının yerine getirilmesi konusunda da oldukça hassas devrandığınız görülmektedir. Bu çerçevede bu sene 23-27 Kasım tarihleri arasında gerçekleştirilecek olan
11. Din Şûrası’nda da beklentilerinizi de öğrenebilir miyiz?
II. Din Şûrası’nda yurt içi ve yurt dışından toplam 200’ün üzerinde bilim ve din adamı, dinler arası diyalog, din eğitimi, dini konularda toplumun aydınlatılması ve dinin farklı yorumlanmasından kaynaklanan problemler ve çözüm yollan konularında fikir ve düşüncelerini ifade edecekler ve bunlar müzakere edilip karara bağlanacaktır. Dolayısıyla, küreselleşen ve 21. yy.la hazırlanan dünyada II. Din Şûrası’nda tartışılacak bu konular, Müs- lümanlar için hayati önem taşımaktadır.
Ümit ediyorum ki; Şûra’dan çıkacak kararlar başta Başkanlığımız ve Başkanlığımızın hizmetleri olmak üzere tüm İslâm âlemine ışık tutacak, insanların barış ve hoşgörü içinde yaşamalarına katkı sağlayacaktır.
• Sayın Başkanım! Verdiğiniz çok kıymetli bilgiler için zât-ı âlinize şükranlarımı sunuyor, şûra’nın hayırlara vesile olmasını diliyorum.
Ben teşekkür ederim.