Makale

EĞİTİMİN HALKA UZANAN KOLLARI CAMİLER

EĞİTİMİN HALKA UZANAN KOLLARI
CAMİLER

Dr. Nevzat Y. AŞIKOGLU
A.Ü. İlahiyat Fakültesi Araştırma Görevlisi

19. ve 20. yüzyılda Eğitim bilimi konusunda pek çok gelişmeler olmuş, yeni anlayış ve yorumlar ortaya konulmuştur. Eğitimin, insan hayatının sadece belirli bir bölümünü, yani sadece çocukluk ve gençlik devresini ilgilendiren bir olay olmadığı vurgulanmış, insan hayatı boyunca farklı ölçülerde de devam ettiği üzerinde daha önemle durulmaya başlanmıştır. Bugün artık eğitim sadece yetişmekte olan genç nesle, kültürün ve diğer bazı bilgilerin kazandırılması olarak değil, yetişkinleri de kapsayan, her yaştaki insanı ilgilendiren bir faaliyet olarak algılanmaktadır.
Günümüzde artık örgün eğitim kurumlarında yürütülen eğitim faaliyeti yanısıra; kişilerin bilgi ve becerilerini geliştirmek, onların ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini sağlamak maksadıyla okul dışında yürütülen bir eğitim faaliyeti daha vardır ki, buna "Yaygın Eğitim" diyoruz(l).
Toplumların çeşitli zümrelerden ve kültür düzeyi farklı kişilerden oluştuğu bir gerçektir. Toplumu oluşturan kişiler arasındaki kültürel farklılaşmanın artması, toplumun birlik ve düzeninin sarsılmasına yol açar. Bu bakımdan yaygın eğitim yoluyla yürütülecek faaliyetler, toplumu oluşturan fertler arasındaki ortak duygu ve düşüncenin sağlanması ve bu düşüncenin sürekliliği için oldukça önem taşımaktadır.
Basın, Radyo, TV, kütüphaneler, halk eğitim merkezleri ve camiler, birer yaygın eğitim kurumu olarak büyük değere sahiptirler. Toplumları ayakta tutan unsurların başında birlik şuurunun olduğunu ve bu şuurun kaybolması durumunda sosyal çözülme ve dağılmanın kaçınılmaz olacağı fikrini (2) de dikkate alırsak; bu ve benzeri kurumlarda yürütülecek eğitim faaliyetlerinin, toplumda ortak şuurun oluşmasında çok önemli rol oynayabileceklerini belirtmek gerekir.
Halk eğitiminin ya da yaygın eğitimin, kültür değerlerinin korunması ve kişilerde sosyal şuurun uyanık tutulmasındaki önemini böylece ifade ettikten sonra, konuya kendi açımızdan, yani din eğitimi açısından bakmak istiyoruz.
Günümüzde yaygın din eğitimi veya yetişkinlere yönelik din eğitimi çalışmaları; kitaplar, basındaki dini yayınlar, sesli ve görüntülü yayınlar ve camilerdeki eğitim faaliyetleri ... olarak görülmektedir.
Bugün özellikle camilerin, eğitim kurumu olarak tarih içindeki fonksiyonlarını belirleyerek, günümüzde yaygın din eğitimi kurumu olarak caminin durumunun araştırılmasına, sosyal ve dini ihtiyaçlara ne ölçüde cevap verebildiklerinin ortaya konulmasına ihtiyaç vardır. Günümüzde cami eğitiminin (vaaz ve hutbelerin, diğer dini törenlerin), halk üzerindeki etkisinin tesbit edilmesi, camideki bu eğitimin verimini ve kalitesini artıracaktır. Çünkü camilerdeki eğitimin temel unsuru olan vaaz ve hutbelerin eğitim açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Sosyal ve dini ihtiyaçlara cevap veremeyen, toplumdan kopuk bir cami eğitiminden fayda sağlanamayacağı açıktır. Bu konuda bir Alman araştırmacısının yaptığı ve Türkiye’deki cuma hutbelerinin genel karakteristiğini belirleyici, dikkate değer bir araştırmanın bulunduğunu ifade etmek isteriz. Benzer nitelikli ve daha geniş kapsamlı çalışmaların Türk araştırıcılar tarafından da gerçekleştirilmesi ve camilerin yaygın eğitim içerisindeki fonksiyonlarının belirlenmesine şiddetle ihtiyaç vardır.
İslâm tarihi boyunca okuma yazma öğreten küttablar, medreseler, kütüphaneler ve camiler birer öğretim kurumu olarak faaliyet göstermişlerdir. Bunlar arasında camilerin ayrı bir önemi vardır.
Peygamberimizin Medine’ye hicretinden sonra yapılan ilk Mescid’te eğitim öğretim için "Suffa" adıyla bir bölüm ayrılmıştır. Ayrıca peygamberimizin camide Kur’an ayetlerini okuyup açıklaması cami öğretiminde bir gelenek olmuş, vaaz ve hutbeler şeklinde bütün camilerde uygulanmıştır.
Camiler, tarih içinde her zaman bir kültür merkezi gibi faaliyet göstermişler, halkın, dini bilgiler yanısıra kültür alış-verişinde bulunduğu yerler olmuşlardır. Zaman içinde camiler o kadar önemli hale gelmişlerdir ki, yeni kurulacak olan yerleşim merkezlerinde önce cami yeri belirlenmiş, (4) sonra şehrin diğer kısım-lan onun çevresine kurulmuştur.
Günümüzde de caminin sosyal hayattaki rolü büyüktür, özellikle kırsal kesimde halka duyurulması gereken şeyler camiden veya cami minaresinden duyurulur. Halk bir problemle karşılaştığında onun dini yönünü camideki din görevlisine sorar. Sosyal dayanışmayı gerektiren konularda din görevlilerinin yardımı istenir.
Camideki eğitimin, toplumu oluşturan kişiler arasındaki kültürel bütünlüğün sağlanmasında da rolü büyüktür. Çünkü cami eğitimine, yaşlı-genç, çalı-şan-işsiz her gruptan insan katılmaktadır.
İsmail Hakkı Baltacıoğlu da, caminin sosyal ve kültürel hayatımızdaki önemine işaret etmiş ve şöyle demiştir: "...Cami, namaz kılmak için müslümanların toplanacağı bir yerdir. Cami bir toplaktır. O kadarla da değil; Türk camisi, Türk kültür ve geleneklerinin kaynaştığı verdir." (5)
Türkiye’deki camileri düşünürsek, en uzak köşelere kadar yayılmış binlerce cami ve binlerce din görevlisi en az haftada bir defa vaaz ve hutbelerle halka hitap etmektedirler.
1988 yılı rakamlarına göre Türkiye’de yaklaşık 63.000 cami bulunmaktadır. (6) Her camiye cuma namazı için haftada bir defa ortalama 150-200 kişinin geldiğini düşünürsek yaklaşık 10 milyon kişi her hafta cami eğitiminden geçmektedir. Bu durum caminin yaygın eğitimdeki yerini ve önemini herhalde daha iyi ortaya koymaktadır.
Örgün eğitimde verilen bilgilerin kalıcı olabilmesi için yaygın eğitim çalışmalarıyla desteklenmesi gerekmektedir. Din eğitimi açısından da okul ve camideki eğitim birbirini tamamlamak durumundadır. Bu bakımdan da cami eğitiminin araştırılması ve daha verimli olabilmesi için neler yapılabileceğinin tesbiti gereklidir.
Cami tarih içinde de bir eğitim kurumu olarak faaliyetini sürdürmüştür. Çünkü yaptığı eğitim genel olarak yetişkinlere yöneliktir. Batı ülkelerinde yapılan araştırmalar, yetişkinlerin de öğrenmeye yatkın olduklarını ve öğrenme konusunda katı bir tutum içinde olmadıklarını göstermiştir. (7) Önemli olan öğrenmeye hazır oluş derecesidir.
Müslüman toplumlar için cami, halk eğitimi konusunda büyük bir imkana sahiptir. Çünkü camiye gelenler oraya kendi istekleriyle gelmektedirler ve kendilerine verilecek her türlü bilgiyi almaya hazırdırlar. Camilerde yürütülen yaygın din eğitiminden istenilen verimin elde edilebilmesi için, Camide eğitim alan kişilerin sosyal ve psikolojik ihtiyaçlarının belirlenmesi, cami eğitimi konusunda düşüncelerinin öğrenilmesi, önem taşımaktadır. Camilerdeki yaygın eğitim faaliyetlerinden söz ederken özellikle yaz aylarında isteğe bağlı olarak açılan yaz Kur’an kurslarına da dikkat çekmek yerinde olur. Kur’an öğrenmenin İslâm kültüründe oldukça önemli bir yeri vardır. Bu nedenle çocuklarına Kur’an okumayı öğretmek isteyen aileler, onları okul dışı zamanlarında ve yaz aylarında mescidlere göndermekte ve Kur’an’ın orjinal metninin okumayı öğrenmelerini istemektedirler.
Kaynaklar:
(1) Bkz. Abdullah NfŞANCI, "Milli Eğilim Sistemi içerisinde Yaygın Eğitim " Milli Eğitim ve Din eğitimi - İlmi Seminer - s. 130 vd. ist 1981; Milli Eğitim İstatistikleri, Yaygın Eğitim (1982-1983) DİE Yayını, s. VII, Ank 1985.
(2) Bkz.: Amiran KURTKAN, Eğitim Yoluyla Kalkınmanın Esasları, s. 186-194, ist. 1982.
(3) Sabine PRATOR, Türkische Freitagspredigten, Berlin, 1985.
(4) ismet KAYAOĞLU, Islam Kurumları Tarihi, Ank. 1980, s. 117.
(5) ismail Hakkı BALTACIOĞLU, "Dine Doğru" A.Ü.f.F. Dergisi, C. I-IV. 1957, s. 57.
(6) Bkz: Yusuf Ziya ÖZCAN, "Ülkemizdeki Cami Sayılar^ Üzerine Sayısal Bir inceleme", İslâmî Araştırmalar Dergisi, Cilt 4, Sayı 1, Ocak 1990, s. 6.
(7) Bkz. John LOWE, Dünyada Yetişkin Eğitimine Toplu Bakış, (Çev.
Turhan OĞUZHAN) UNESCO Türkive Milli Komisyonu Yay. s. 55, Ank. 1985.
***

RÖPORTAJ:
İlhami AYRANCI

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Eğitimi Dairesi Başkanı Şükrü ÖZTÜRK İle


Sayın hocam, 1994 - 1995 Eğitim • Öğretim yıkımı başlaması münasebetiyle Dergimizin bu sayısını "Eğilim " konusuna ayırdık.
Bize Din Eğitiminin insan hayatındaki yeri ve önemini anlatır mısınız?
İnsanoğlu din duygusu ile bezenmiş olarak yaratılmıştır. Diğer bir ifadeyle din duygusu insanda fıtridir. Yaratılıştan var olan bu duygunun yüzeye çıkması ve gelişmesi eğitim ile mümkündür.
Dinin ne anlama geldiği, dini kaidelerin ve dinin gayesinin ne olduğu v.s. gibi konuların öğrenilmesi de öğretimle mümkündür.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.as)’in bu düşüncelerimizi teyid eder mahiyetteki hadisi şerifini irdelersek bunu daha iyi kavramış oluruz. Peygamberimiz (s.a.s) şöyle buyurmaktadır: "Her doğan çocuk İslâm fıtratı üzerine doğar, sonra anne-babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yaparlar."
Demek ki, İslâm fıtratı üzerine doğan insanoğlu, daha sonra ana kucağında, aile ocağında başlayan eğitim ile dini yönden gelişmekte ve şahsiyeti oluşmadadır. Nitekim Hristiyan yuvasında dünyaya göz açan çocuk, Hıristiyanlığın bir ilkesi gereği vaftiz edilmek, İslâm yuvasında doğan çocuğun kulağına ezan okunmak suretiyle fıtraten var olan din duygusunun eğitilmesi ve geliştirilmesi süreci başlamaktadır. Daha sonra anne kucağında ninnilerle Allah mefhumu şuur altına yerleştirilmekte, aile ocağında dini ve aldaki kurallar yaşanarak şahsiyetinin oluşması sağlanmaktadır.
İnsanoğlu için; yemek, içmek ve hava soluyup vermek nasıl fıtri ve zaruri bir ihtiyaç ise, din duygusu ve olgusu da fıtri ve zaruri bir ihtiyaçtır.
Hal böyle olunca, insanın bu fıtri ve zaruri ihtiyacının karşılanması; doğumu ile başlayan, anne kucağında ninnilerle devam ederi, aile ocağında gelişerek yoğrulan çocuğun, okul safhasında ve sosyal hayat içerisinde dini yönden bilgilendirilmesi ve eğitilmesi ile mümkün olacağı da bir gerçektir.
Bu kısa açıklamalardan sonra "Din Eğitimi" nin insan hayatındaki yeri ve öneminin fert bazında ne derece ehemmiyete haiz olduğunu kavramış oluruz sanıyorum.
Konuya bir de sosyal açıdan bakalım. Tabi burada dinin anlamının, gayesinin ve hedefinin ne olduğunu iyi anlamak gerekir. İnsanın, toplumun, milletin ve beşeriyetin inkişafında etkin rol oynayan yasa ve kuralları ortaya koyan diıı imanda doğuştan var olan asil duyguları gün yüzüne çıkarmakla ve beslemektedir.
Bu anlamda, din sahası sadece insanoğlunun ruhimi yönüne ve uhrevi hayatına hasredilemez. Onun başlıca ilgisi, daha ziyade, yasamakta olduğumuz bu hayatladır. Öyleki insan, dinin öngördüğü erdemli yaşama tam sayesinde, daha yüce bir hayal şuuruna erebilmektedir.
Keza, milletlerin uygarlık tarihine bakarsak; Din, iman toplumunu bozulmadan ve helake sürüklemeden tekrar tekrar kurtaran bir uygarlık keyfiyetini mümkün hale getirmiştir. Bu da, din olgusunun iyi kavranması, gaye ve hedeflerinin gerçekleştirilmesi yönünde gereken adımların atılması ve çalmaların sarfedilınesi ile mümkün olacaktır. Tabii bütün bu sözkonusu edilenlerin de bir eğitim ve öğretim vetiresinden sonra gerçekleşeceği aşikârdır.
Öyleyse, ister fert bazında olsun, isler toplum bazında olsun "Din Eğitimi"nin önem ve zarureti tartışma götürmez bir şekilde kaimi edilmelidir.
Peki efendim, Başkanlığımızın bu alandaki çalışmalarından da bahsedebilir misiniz?
Başkanlığımızın yürütmekte olduğu eğitim hizmetleri; halka açık konferanslar, okul çocukları için yaz kursları, basılı, sesli ve görüntülü yayın faaliyetleri halk tarafından sorulan dini soruların cevaplandırılması, ceza ve tutukevlerin-deki irşad hizmetleri...
Başkanlığın sunduğu yaygın din eğitimi faaliyetleri dışındaki eğitim faaliyetlerini de genel olarak şöyle ifade edebiliriz.

CAMİLERDE YÜRÜTÜLEN YAYGIN EĞİTİM
Camiler, ibadet yeri olma özelliği yanında din eğiliminin temel konulan olan; iman, ibadet, ahlak gibi insanın ruhen ve bedenen işlendiği, bir bakıma halk eğitiminin en geniş biçimde yapıldığı, toplu eğilim merkezlerinin başında gelmektedir. Toplumun dini ihtiyaçlarının karşılanmasında birlik ve benzerliğin pekiştirilmesinde ve imanların birbirleriyle kaynaşmasında camiler müstesna bir fonksiyon icra etmektedir. Bilindiği gibi ülkemizin bütün yerleşim birimlerine yayılan ve topluma etkin din hizmeti vermek durumunda olan Diyanet İşleri Başkanlığının hizmet (dunlarının tamamına yakınını camiler oluşturmaktadır.
Bu gün camilerimiz; cuma ve boynun hutbeleri, va’zlar, Kur’an-ı Kerim ve dini bilgiler öğretimi ile toplum için yaygın din eğitimi kurumlarının başında gelmektedir. Toplumumuzun içinde bulunduğu ruhi, manevî ve aldaki bunalımlar ortamında hutbe ve va’zların önemi günden güne artmaktadır.
Zira hutbeler ve Vaz’larda kitleler uyarılmakla, insanların kalp ve kafa gözleri açılmakla, inanç dünyasına açılan pencereleri aralanmaktadır. İnançlı kişilerin, hayra, iyiye, doğruya, güzele, fazilete, karşılıklı sevgi, saygı ve güven ortamına sevkedilmeleri, hutbe ve va’zların manevi etkinliği ile kolayca sağlanabilmekledir. Bu nedenlerle ccvnilerde verilen din hizmetleri her zammı olduğu gibi önemini günümüzde de devam ettirmektedir.

KUR’AN KURSLARINDA YÜRÜTÜLEN
EĞİTİM- ÖĞRETİM
Kur’an kursları, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın topluma vermekte olduğu hizmet halkasında camilerden hemen sonra yer alır. Bu kurslar, inananların, Allah Kelamı Kur’an-ı Kerim’i öğrenme ve hıfzetme ihtiyacından doğmuş, toplum hayatımızda ki önemli fonksiyonlarını sürdüre gelmiş dini eğitim ve öğretim kurumlarıdır.
Devletin destek ve imkânlarından yeterince yararlanamayan Kur’an kurslarımız, daim ziyade halkımızın kurduğu demek ve vakıfların maddi yardımları ile açılmakta ve kıl imkanlarla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürmeye çalışmaktadırlar.
Kur’an kurslarının gayesi, arzu eden vatandaşlara; Kur’an-ı Kerim’i usulüne uygun olarak, yüzünden okumayı öğretmek,
Okumayı sağlayıcı bilgileri (tecvid, tashihi huruf ve talim) uygulamalı olarak öğretmek,
İbadetler için gerekli sure, ayet ve duaları doğru olarak ezberletmek ve bunların meallerini öğretmek, hafızlık yaptırmak, İslâm dininin inanç, ibadet ve ahlak esasları ile Peygamberimizin hayatı ve örnek ahlakı (sireti) hakkında özlü bilgiler vermek

EĞİTİM MERKEZLERİNDE YÜRÜTÜLEN HİZMETİÇİ EĞİTİM-ÖĞRETİM
Başkanlığımız, çeşitli hizmet kademelerinde görev yapan personelinin hizmette verimliliklerini artırmak, bilgi, beceriye tutum yönünden istenilen seviyeye ulaştırılmasını sağlamak, özellikle vatandaşlarımıza doğrudan muhatap olan ve onlarla iç içe bulutum, milli birlik ve beraberliğe hizmet eden, vatandaşların dini vecibelerini yerine getirmelerine yardımcı olan ve bu konuda kendilerine rehberlik eden, çağın gelişen ve değişen toplum ihtiyaçlarına manevi yönden cevap verebilen din hizmetleri sınıfında çalışan Vaizler, Kur’an Kursu Öğreticileri, İmam-Hatipler ve Müezzin-Kayyımların eğilimlerine önem verilmekledir.

Başkanlığımız bu eğilim faaliyetlerim, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nıın 214 ncü maddesine dayanılarak hazırlanan, 14 Haziran 1984 tarihinde yürürlüğe giren "Hizmetiçi Eğilim Yönetmeliği" ile Din İşleri Yüksek Kurulu’nun 11,10.1984 gün ve 105 nolu kararı ile uygulamaya konulan Müfredat Programlarımı göre su eğitim merkezlerinde yapmaktadır:
1. Antalya H. Mehmet Gebizli Eğilim Merkezi. (100 kapasiteli)
2. Bolu Eğitim Merkezi (100 kapasiteli)
3. Elazığ Harput Eğitim Merkezi. (200 kapasiteli)
4. İstanbul Haseki Eğilim Merkezi. (60 kapasiteli)
5. Konya Selçuk Eğitim Merkezi. (40 kapasiteli)
6. Kastamonu Eğ ilim Merkezi. (200 kapasiteli)
7. Manisa M. Salih Okutkan Eğitim Merkezi. (120 kapasiteli)
8. Bolu Akçakoca Süha Güven Eğilim Merkezi. (120 kapasiteli)

Eğitim hizmetlerini geliştirerek yaygınlaştırmak için Doğu Anadolu ve Karadeniz illerindeki personelin eğitim ihtiyacına cevap vermek, idari ve mali yönden Başkanlığın yükünü hafifletmek amacıyla 1990 ydı Devlet Yatırımı kapsamına alınan Erzurum Merkez ve Trabzon Akçcuduü Darıca Eğitim Merkezlerinin yapımı da devam etmektedir.
Bütün bu çalışmalar sizce yeterli mi? Geliştirilerek daha verimli hale getirilebilmesi için neler yapılabilir?
Mevcut imkânlar ölçüsünde Başkanlığımızca yürütülen eğitim hizmetlerinin yeterli olduğunu söylemek mümkün değildir.
Başkanlığımızın ifa etmekte olduğu bütün hu eğitim hizmetlerinin, arzu edilen hedeflere yönelik ve maksatlara uygun etkili ve verimli bir şekilde gerçekleştirilebilmesi, iyi bir planlama ve organizasyon yanında, Başkanlığa sağlanan imkanlara ve mevcut elemanların nitelik ve nicelik yönünden elverişli ve yeterli olmasına bağlıdır. Yeterli sayıda ve arzu edilen vasıfla eleman yoksa, hizmetlerin gerektirdiği maddi imkanlar, fiziki mekanlar yeterli değilse, beklenilen ve olması gereken neticelere ulaşılamaz
Başkanlığın mevcud personeline göre eğitim merkezleri sayı ve kapasite açısından yeterli değildir. Ayrıca, tahsis edilen ödeneğin yeterli ölçüde olmayışı ve zamanında kullanılabilir hale gelmemesi de mevcud kapasitenin kullanılmasına imkan vermemekledir. Mevcud eğitim merkezlerinin sayıca az oluşu, devletçe hu amaçla tahsis edilen ödeneklerin yetersizliği ve imkanlarının kısıtlı oluşu gibi nedenlerle eğitim faaliyetleri istenilen ölçüde gerçekleştirilememektedir.
Bu sebeple, şu hususların dikkate alınmasının ve gereğinin yapılmasının ülkemizin ve milletimizin faydasına olacağına inanıyorum:
Dini ve milli hayatımız bakımından halkımızın dini eğitimi için fevkalade önemli bir fonksiyonu bulunan cami hizmetleri içerisinde eğitici rolü olan hutbe ve va’zların daha etkin ve faydalı hale getirilmesi gerekmekledir.
Kur’an kurslarındaki eğitini ve öğretimin, günümüzün gelişen ve değişen şartlan ve ihtiyaçları gözönünde bulundurularak yeniden ele alınması ve geliştirilmesi gerekmekledir.
Bugünkü Kur’an kursları iki kategoriye ayrılabilir:
Yaz kursları ile Akşam kurslarının yanında herkese açık, günün belli saatlerinde ders okuma imkanı olan kursa devemi için formalitesi çok olmayan kurslar.
Diyanet Kur’an Eğilim Merkezleri adı allında faaliyet gösterecek kurslar.
Diyanet Kur’an Eğitim Merkezleri, zorunlu temel eğitimin 2000yılına kadar 8, ondan sonra da 11 yıla çıkarılması plan ve çalışmaları çerçevesinde, 3 yıl süreli eğitim verecek kurumlar olarak düşünülmektedir.
Sözünü etliğim Diyanet Kur’an Eğitim Merkezlerinde hafızlık ve Kur’an Öğretimi yanında Milli Eğitim Bakanlığı’nın öngöreceği, onaylayacağı, gözetim ve denetimini yapacağı öğretim programlarına göre genel kültür derslerinin de dengeli sayılması ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olacaktır.
Büyük insem kitlelerine hitap ederek yaygın din eğitiminde büyük bir fonksiyona sahip olan din görevlileri hızla değişen toplumun dini ihtiyaçlarını çağın şartlarına uygun olarak karşılayabilmede belli bir seviyeyi yakalamak zorundadır. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın tüm hizmet (alanlarında görev alacak ve halen görev ifa etmekte olan personelin hizmet öncesi ve hizmetiçi eğitim kursları yoluyla nitelik yönünden daim verimli ve faydalı hizmetler verecek Me getirilmesi gerekmektedir. Bunun için de öncelikle eğitim ödeneklerinin ihtiyaca göre artırılması, eğitim merkezleri binalarının fiziki yönden geliştirilmesi ve yenilenmesi, araç-gereçlerinin değiştirilmesi ve günün şanlarına uygun hale getirilmesi, özellikle yatakhanelerin ıslah edilmesi gerekmektedir.
Eğitim merkezi öğretmenlerinin bilgi ve görgülerini artırmak gayesiyle yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerinin düzenlenmesi, bu öğretmenlerin maddi yönden takviye edilmesi ve eğilim merkezi öğretmenliğinin cazip hale getirilmesi hizmetlerdeki verim açısından çok faydalı olacaktır.
Görevlilerin mahallinde eğitimine çalışılmakta ise de, yeterli olmamaktadır. Bu sebeple, gerekli şanlar hazırlanmak kaydı ile görevlilerin mahallinde eğitilmesine de önem verilmelidir.