Makale

Birinci Meclis Döneminde Din Hizmetleri

Mehmet Bulut

Birinci Meclis Döneminde Din Hizmetleri


Türkiye Büyük Millet Meclisi

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışı ve Birinci Meclis’in siyasi faaliyetleri konusunda çok şey yazılmıştır ve yazılmaktadır. Ancak bu Meclis’in Türkiye’de din hizmetlerine olan katkıları konusunda yeterli araştırma yapıldığı söylenemez. Halbuki söz konusu Meclis’in din konusunda -kanaatimizce- şükranla yadedilmeye lâyık önemli hatıraları vardır ve günümüzde devlet hizmetinde bulunanların ve özellikle din hizmeti içerisinde olanların örnek alabilecekleri çok değerli icraat bulunmaktadır. Biz bu yazımızda birinci Meclis’in bünyesinde yer alan Şer’iye ve Evkat Vekâleti aracılığıyla yapılan din hizmetlerine kısaca temas etmek, konumuza geçmeden önce, bu Meclisi, orada bulunanların ifadeleriyle biraz tanıtmak istiyoruz:

"Altıyüz sene nesilden nesile İslâm bayraktarlığını yapan, dünyaya vahdaniyet akidesini ilân eden bir milletin temsilcilerinin buluştuğu yer..."

"Tarihten tevarüs ettiği muazzam değerleri, milletin üzerlerine yüklediği temsilciler topluluğu..."

"Sınıf ve meratibi-i içtimaiye hakimiyeti yerine kanun hakimiyetini, ilim ve çalışmanın faziletini ilân eden bir inancın hadimleri.."

"Türk Milletinin en hür, en serbest ve hiçbir tesir altında kalmayarak fikirlerin tam bir serbesti içerisinde ifade edildiği kürsüsü.."

"Seyyidü’l-kavmi hâdimuhum (milletin efendisi onlara hizmet edendir); millete efendilik yok, hâ-dimlik vardır; bu millete hizmet eden onun efendisi olur, anlayışının sahiplerinin meclisi..."

Şer’iye ve Evkaf Vekâleti:
TBMM’nin 23 Nisan 1920’de açılışından on gün sonra, yani 3 Mayıs 1920’de İcra Vekilleri Heyeti (Bakanlar Kurulu) oluşturuldu. Bu bakanlıklardan biri ve birinci sırada olanı "Şer’iye ve Evkaf Vekâleti"dir. Yine 26 Nisan 1920’de teşkil edilen on idari encümenden biri "Umûr-i Şer’iye ve Evkaf" adını taşımaktadır.

Millî Meclis Hükümetleri (Cumhu-riyet’ten önceki hükümetlere bu ad verilmektedir)’nin hepsinde yer alan Şer’iye Vekâleti, Türkiye’de din hizmetleri, din eğitimi, dini yayın ve vakıf hizmetleri görevini deruhte etmiştir, bu hizmetleriyle vekâlet, Osmanlı dönemindeki Şeyhülislâmlık (Bab-ı Meşihat) ile günümüzdeki Diyanet İşleri Başkanlığı arasında bir köprü mesabesindedir.
Milli Meclis’in bu vekâlete verdiği önemi, onu, bakanlıklar içinde ilk sıraya koymak suretiyle göstermiştir. Verilen değeri pekiştirmek için burada hemen belirtelim ki, Şer’iye vekillerinden Mustafa Fehmi Efendi, 25 Kasım 1920’de Meclis Reisi Mustafa Kemal Paşa’ya; Mustafa Fevzi Efendi de 9 şubat 1924de Reis-i Cumhur Gazi M.Kemal’in onayıyla Başvekil İsmet Paşa’ya vekâlet etmişlerdir. Öte yandan, bu dönemde, Meclis müzakerelerine en çok konu olan husus, cephe durumlarından sonra, Diyanet meseleleri olmuştur, diyebiliriz.

İlk dönem Meclisle din hizmeti ve din eğitimini deruhte eden Şer’iye Vekâleti’nin kurumları eylül 1922 tarihinde oluşturulmuş ve vekâletin asli görevleri bu tarihte yapılan bir müzakere sırasında "iftâ, kaza ve tedrisat" olarak özetlenmiştir. Bu sebepledir ki, zamanın şartlarını göz önünde bulundurup halkın dini meseleleri halletmek üzere bir "Fetva Heyeti’ oluşturulduğu gibi, Islâmî bilgileri en doğru şekilde ortaya koymak, çağın çözüm gerektiren problemlerine İslâm’ın görüşünü ilmî ölçüler içerisinde ortaya koymak, bu problemlerin hal çarelerini araştırıp sonuçlarını yayımlamak gibi önemli görevlerde bulunmak üzere bir "Tet-kikat ve Telifat-ı İslâmiye Heyeti" kurulmuştur. Medreselerin ve din eğitiminin idaresi için de "Tedrisat ve Teftişat Heyeti" meydana getirilmiştir.

Söz konusu Vekâlet’in üstleneceği hizmetler özellikle 24 Ağustos- 3 Eylül 1922 tarihlerinde bu Vekâlet’in bütçesinin müzakeresi sırasında çok detaylı olarak tartışılmış, kısa ve uzun vadeli projeler teklif edilmiştir.

Din Hizmetleri

Şer’iye Vekâleti’nin esas görevlerinden birinin iftâ olduğunu yukarıda söylemiştik. Bu amaçla oluşturulan Fetva Heyeti, yalnız sorulan soruları cevaplamakla kalmamış, Şer’iye vekillerinden Abdullah Azmi Efendi’nin ifadesiyle, "..Fıkh-ı cehlimizin zamanın icabatına göre tecelli ve inkişâfını, diğer tabirle ezmine ve emkinenin, ahval ve âdâtın tağyi-riyle tehaddüs eden şuûn ve hadi-sâtın Fıkh-ı İslâmiyeye tatbikini temini yegâne vasıta olan vüce bir heyet.." olarak kabul edilmiştir. Heyetin kurulmasından kısa bir müddet sonra, Kitabu’n-Nikâh ve’t-Talâk’ın telif edilmeye başlandığını, ayrıca Muhîtu’l-Fetavâ’yı neşretme hazırlığı yapıldığını öğreniyoruz.

Savaş yıllarında cami ve mescid-ler bakımsızlıktan harabe hale gelmiştir. Vekâlet, mabedleri bu durumdan kurtarmak için seferber olacaktır. Cami görevlilerine, geçimlerini temin edebilecek bir ücret verilmek suretiyle onların başka şeylerle meşgul olmaması ve böylece cami hizmetlerinin aksatılmaması teklif edilecektir.
Mebusların arzu ettiği şudur: Marufu emir, münkeri nehiy görevini üstlenecek görevliler, halkı tenvir edebilecek meziyetlere kavuşturulmalıdır. Sözgelimi, cuma günü hatip, hutbesini, o haftaki vukuatı cemaata beyan edebilecek bir tarzda hazırla-yabilmelidir. Hutbelere önem verilmeli; daha önceleri yapıldığı gibi, büyük camilerde, hutbede işlenen konu cumadan sonra vaaz şeklinde istenmelidir. Cami hizmetleri öyle düzenli bir hale gelmeli ki, "Şeri’iye Vekili, muhatabına,’ işte size hutbe, işte size nazif bir cami; yine de gelmezseniz kabahati size hamledeceğim’ diyebilsin".

Din Eğitimi

Birinci Meclis ve bu Meclis’in Seriye Vekâleti, din eğitimi ve eğitim kurumlarına oldukça sıcak bir ilgi göstermiştir. Savaş yıllarında bile eğitim öğretim meselesine gereken ihtimam gösterilmiştir.

Bilindiği gibi, ülkemiz için 1912-1922 arası peşpeşe savaşların yaşandığı sıkıntılı ve elemli yıllardır. Her vatan evlâdı gibi çok sayıda din âlimi, medrese hocası, yetişkin çağdaki medrese öğrencisi, cami görevlisi savaşlara iştirak etmiş ve sonuçta birçoğu şehit olmuştur. Haliyle ülke sathında çok yerde minareler ezansız, mihraplar imamsız, medreseler hocasız ve öğrencisiz kalmıştır. Bu durum din hizmetleri alanında büyük boşlukların doğmasına sebep olmuştur. Bir yandan yetişme çağındaki çocuklar ve gençler eğitimden yoksun kalırken, diğer yandan cami hizmetlerini ifa edebilecek eleman sıkıntısı çekilmiştir. Buna paralel olarak birçok cami, mescid ve medrese harabe haline gelmiştir.

İşte, Milli Mücadele’nin en çetin günlerinde, ..Türk İstiklâl Savaşının amansız devam ettiği bir sırada, eğitim ihtiyacı gözden uzak tutulmamış, cami hizmetleri ve bu hizmetlere kaynaklık eden eğitim öğretim müesseselerinin durumu ihmal edilmemiştir. Öğretmen ve öğrencilerin askerlik tecilleriyle ilgili olarak çıkarılan kanun kapsamına medrese mensupları da dahil edilmiştir. Bütün menfi ahvale rağmen, o "hayat-memat" günlerinde medreselerdeki gerilemeyi, düşüşü önlemek ve bunları ıslah etmek için TBMM, 8 Mayıs 1337 (1921) tarih ve 835 numaralı "Meda-ris-i İlmiye Nizâmnâmesini çıkarmış ve takibini de Şer’iye Vekâletine vermiştir. Meclis, bu nizamname ile ülkede yaygın bir şekilde bulunan ilmiye medreselerini ıslah cihetine gitmiştir. Bu takdire şayan gayret, Meclis tutanaklarında şöyle yer almıştır

"Son senelerin zaruretleri sonucu hemen hemen yıkılma tehlikelerine maruz kalmış olan İlmiye medreseleri, Büyük Millet Meclisi’nin şükrana değer gözetimiyle tadil ve zamanın icap ve halkın ihtiyaçlarına göre mümkün mertebe ıslah edilerek yeniden ihya edilmiş ve bu suretle halkın dini konularda maruz kaldığı çöküntü ve gafletin önüne geçilmek istenmiştir."

Diğer taraftan yine bu yıllarda Da-rulhilafe medreselerinin sayılarının çoğalması için gayret sarfedilmiştir. Burada hemen belirtelim ki Meclis’in medreseler konusundaki bu jesti, Anadolu’da memnuniyet doğurmuş, Halkın Millî Meclis’e olan güveni pekişmiştir.

Meclis müzakerelerinde, din hizmetleri gibi, din eğitimi ve medreseler konusu da kapsamlı olarak müzakere edilmiştir. Bu müzakerelerde müsbet ve manevî ilimleri özümsemiş bir neslin, maddi ve manevî yönden tatmin edilmiş bir din hizmetlisi ordusunun iştiyakı dile getirilmiştir. Bu "yeniden doğuş" sırasında Müslüman Türk halkına Asr-ı Saadet müslümanlığını öğretip o müslümanlığı yaşatmak için tek çıkar yol olarak, madde ve mananın bütünleştiği bir eğitim-öğretim sisteminin oluşturulması gösterilmiştir. Öyle ki, cephedeki düşmanla savaşı zaferle noktaladıktan sonra, öteki düşman cehalete ancak bu suretle "ilân-ı harp" edilecekti! Mektep ve medreselerde din ilimleri ve müsbet bilimler dengeli bir şekilde yer alacak; her iki kurumda okuyan gençler, aralarında çekişmeye, ihtilâfa, birbirlerini hor görmelere son vereceklerdi! Müslüman Türk’ün gönlündeki müreffeh toplum, kalkınmış bir ülke bu yolla oluşturulacaktı. Bu nitelikteki Türk toplumu aynı inancı taşıyan diğer ülkelere de rehber olacaktı!

Dini Yayın

Şer’iye Vekâleti’nin üstlendiği görevlerden biri de halkı dinî konularda aydınlatmak üzere dinî eserler hazırlatıp yayınlamak olmuştur. Vekâletin bu hizmeti şöyle ifade edilmiştir:"... TBMM, Cihan-ı İslâm’ın pişvası olmak itibariyle Şer’iye Vekâleti bütün müslümanların merci-i dinîsi olduğunu takdir ve bu noktaya bir ehemmiyet-i mahsusa atfetmektedir....."

"... Hakaik-i dinîye ve maâli-yi is-lâmiyenin ulviyetini ve bilcümle ih-tiyacat-ı beşeriyeyi kâfil bir kanun-i fıtrî olduğunu herkese tanıtmak için lâzım gelen tetkikat, telifat ve neşriyatı temin eylemek Şer’iye Vekâleti’nin en müfîd ve en feyiz-nâk bir vazifesidir."
"Fakat bu öyle meseledir ki, ilim ye ihtisasa tevakkuf eder. Hikmet-i İslâmiyeye ve asrî cereyanlara vakıf, Şark’ı ve Garb’ı anlar ulemanın kârıdır..."

Bu temenniler doğrultusunda Vekâlet bünyesinde "Tetkikat ve Teli-fat-ı İslâmiye Heyeti" adıyla on kişiden oluşan bir kurul seçilmesi kararlaştırılmış ve yayın hizmetleri için bütçeden özel ödenek ayrılmıştır. Söz-konusu heyet, hazırlanan bir talimatname çerçevesinde hızlı bir çalışma içerisine girmiş ve 1922-1923 arası, 15 ay gibi kısa sayılabilecek bir süre içinde on adet eser neşredebilmiştir. Yazımızın hacmini daha fazla genişletmemek için bu eserler hakkında burada malumat veremiyoruz.

Yazımızı özetlersek, Ankara’da 1920’de açılan Millî Meclis, kabinesinde yer verdiği Şer’iye ve Evkaf Vekâleti aracılığıyla din hizmetleri alanında, saygıyla yadedilmeye değer faaliyetlerde bulunmuş ve günümüz nesline önemli hatıralar bırakmıştır.

Devlet idaresinde görev alan herkesin ve bu arada ülkemizde din hizmetlerini resmen üstlenmiş Diyanet İşleri Başkanlığı idarecilerinin bu çalışmalardan istifade edebileceği çok şey olduğu kanaatindeyiz.

(’) Bu yazıda yer alan bilgilerin kaynaktan taralımızdan hazırlanan "Birinci ve ikinci TBMM’lerinde Din Eğitimi, Din Hizmetleri ve Dini Yayın Konula-nnda Yapılan Müzakereler" adlı çalışmamızda vardır.