Makale

Çocuk Eğitimi

Çocuk Eğitimi

Mehmet BULUT
Doktora Öğrencisi

Eğitim teorileri ve eğitim felsefesi, insanın, ilahi haberleri ve ilmi araştırmaların sonuçlarını yorumlama tarzına göre belirlenmiş; bunlara uygun olarak hazırlanan programlar ile eğitim faaliyetleri bir ilerleme kaydetmiştir. Eğitim alanında yapılan araştırmalardan bir kısmı anne-baba-çocuk ilişkilerini ve aile hayatının çocuklar üzerindeki etkilerini konu edinmiştir. Netice olarak çocukların yetişkinlerden etkilendikleri tespit edilmiştir.
"Çocuk yetiştirmek" üzerine pek çok yöntem ileri sürülmüştür. Bu konuda doğru kabul edilen ilkeler zamanla geçerliliğini kaybedebilmektedir. Değişmeyen bir ilke varsa o da, hiç bir yöntemin çocuktan önemli olmadığı gerçeğidir. Bu gerçek şöyle formülleştirilmektedir: "Çocuk disiplin için değil, disiplin çocuk içindir; yararlı olduğu sürece uygulanır.”
İdeallerin ve kültür birikiminin kişi ve toplum için büyük değeri vardır. Çocuk, birtakım değerlere sahip insanların yaşadığı dünyada doğar. Böyle bir ortamda, çocuktaki kabiliyetleri gözetmek gerekecektir. Çocuğun kabiliyetlerinin gelişmesi, onun kültüre yeni katkılarda bulunmasını sağlayacaktır.
Eğitim ve öğretimde okulun fonksiyonu malumdur. Ancak bu konuda okul, tek başına her şeyi halletmez. İnsanın karakterine bilgiler kadar duygular da tesir eder. Duygular ise insanda okul çağından önce de vardır. Bu, okul öncesi eğitimin, yani ailedeki eğitimin önemini ortaya koyar. Sağlam bir aile eğitimi, eğitimin temelini teşkil eder. Çünkü, sağlıklı bir toplumun oluşturulması, fertlerinin birbirlerine karşı duygularının küçük yaşlardan itibaren önemle geliştirilmesi ve yönlendirilmesiyle mümkündür. Çocuğun duyguları iyi yönlendirilirse, onun, başkalarına karşı olumlu davranışları teşvik, olumsuz davranışları engellenmiş olur.
Çocuğa güzel hasletler kazandırmak her ebeveynin görevi olmalıdır. Başkalarına yardım, cömertlik, tutumluluğa alıştırmak; iyiyi, güzeli, kutsalı koruma duygusunu geliştirmek... gibi. İnsan ilişkilerinde, sevgi-nefret, dostluk-düşmanlık, başarı-endişe duyguları yanyanadır. Dolayısıyla davranışların iyi olanları övülmeli, kötü olanları yerilmelidir.
Çocuklarda küçük yaştan itibaren kuvvetli bir rekabet duygusu vardır. Özellikle kendi aralarında bu duygu daha belirgindir. Çocuk başkalarıyla yarışa girmekle kendi kabiliyetini dener, kendini keşfetmesinde yararlı bir tecrübe kazanır.
Oyun, çocuk hayatının önemli bir parçasıdır. Çocuk için oyun bir eğlence değil, ciddi bir iştir.
Kurallara alışmalarında oyun önemli bir egzersizdir. Çocuklar, oynarken hayal güçlerini çalıştırırlar. Eşyayı kendi zihinlerindeki şekle sokar, canlandırır, konuşturur, hareket ettirir, onlardan yeni yeni bileşimler yaparlar. Altı yedi yaşlarından sonra artık iş, oyunun yerine geçmeye başlar. İşe alıştıkça, zevk alır, faydalı olma isteği artar. Dikkat edilmesi gereken şey, çocuğu doğru, iyi ve güzel olanı yapmaya yönlendirmektedir.
Çocuklar, belli yaştan sonra büyüklerinden birçok şeyi sorarak öğrenmek ister. Nereden, nasıl geldiklerini, Allah mefhumunu, cinsiyetle ilgili hususları sorarlar. Çocukların sorularını ciddiye almak, sorularını akıllarının alacağı şekillerde ve doğru olarak cevaplandırmak, gerçek dışı şeylere başvurmamak büyükler için önemli vazife olmalıdır. Belki herşey anlatılma- malıdır; ancak anlatılanlar dini ve akli gerçeklere ters düşmemelidir.
Din duygusu, çocuklarda çok erken yaşlarda belirmektedir. Allah, ahiret, cennet, cehennem, doğum, ölüm., v.b. şeyler çocukların merak edip öğrenmek istedikleri şeylerdir. Dini inançları, Allah ve ahiret inancını, doğru olarak öğretmek çok önemlidir. Bu da, büyüklerin bu bilgileri sağlam ve doğru olarak bilebilmelerine, bu bilgileri usulüne uygun çocuklarına aktarabilmelerine bağlıdır. İlk çocuk- lukda din, duygu yönü ile kuvvetlidir ve duygu yönü ile işlenmek durumundadır. Büyükler kendi inanmadıkları asılsız şeyleri çocuklara söylememelidirler. Kendi yapmadığı ibadetleri çocuktan istemek de onları yanlış sonuçlara götürebilmektedir.
Çocukları erken yaştan itibaren ibadete alıştırmak Peygamberimizin tavsiyesidir. Çocukların küçük yaşlarında ifa ettikleri namazları, oruçları, camiye gidişleri sonraki yaşamlarında önemli izler bırakabilmektedir. Bıkkınlık getirmeden, zor kullanmadan ibadete alıştırmaya dikkat edilmelidir.
Görgü kuralları usulüne uygun bir şekilde çocuklara benimsetil- melidir. Büyükler, evdeki hareketlerinde ölçülü olmalıdırlar. Çocukların tecessüslerini makul şekilde giderebilmelidir. Anne, baba ve büyüklerin odalarına girerken izin isteme alışkanlığı kazandırılmalıdır. Yemek yeme, büyüklerle oturma adabı öğretilmelidir.
Her durumda olduğu gibi, çocukları terbiyede de yumuşaklıkla muamele etmek esas olmalıdır. Yanlış davranışları mümkün olduğu kadar unutturarak iyi davranışlardan söz edilmelidir. Yerli yersiz dayak, terbiye edici olmaktan öte, çocukların itaatsiz olmalarına sebep olur. Kabahati devamlı yüzüne vurulan çocuk arsız olabilir.
Ceza uygulanırken de çocuğun terbiyesi gözetilmelidir. Uygulanan cezada esas amaç çocuğa af dilemeyi öğretebilmektir. Affedilme ümidini çocuk kaybetmemelidir.
Peygamberimiz çocukların aldatılmamasını öğütlemiştir. Çocuklara doğruluk ve doğru olmak aşılanmalıdır. Aldatılan insan, başkalarına güvenini kaybeder. Çocuk yalan söylüyorsa sebepleri araştırılıp ıslah çareleri bulunmalıdır.
Çocuğun düşe kalka büyüdüğü bir yerde doğrudur. Ancak çocuğun şikayetlerini ciddiye almak gerekir. Özellikle sağlıkları söz konusu olunca buna itina gösterilmelidir. Hiçbir meziyetin kazandırılması çocuğun sağlığından ve sıhhatinden önce gelemez.