Makale

İSEDAK

TÜRKİYE İSLÂM
DAYANIŞMASINA EV SAHİPLİĞİ YAPIYOR..
BU EV SAHİPLİĞİ YARIN BAŞKA ALANLARI DA KAPSAYACAK..

Emrullah SEZER

İSEDAK
(İSLÂM KONFERANSI EKONOMİK VE TİCARİ İŞBİRLİĞİ DAİMİ KOMİTESİ)

İslâm ülkeleri, uzunca bir dönem birbirlerinden kopuk, yönlerini farklı blok ve dengelere istikametlendirerek yaşadılar. Son 20 yıldan buyana ise kendi millî politikalarını sürdürmekle birlikte ekonomik ve kültürel işbirliği teşkilâtları kurdular.
İşte bu işbirliği teşkilâtlarından biri, ekonomik amaçlı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK)...
İSEDAK’ın Başkanı Türkiye Cumhurbaşkanı, Başkanvekili Türkiye Başbakanı, Bakanlar toplantısı Başkanı ise ekonomiden sorumlu Türk Bakan..
İslâm Ülkeleri arasında ekonomik ve ticarî işbirliğini sağlamak üzere bir "Daimî komite" kurulması İslâm Konferansı’nın 1981 yılında Taif’te yapılan 3’üncü zirvesinde kanunlaştırılmış.
1984 Yılında Kazablanka’da yapılan 4. İslâm Zirve Konferansında teşkilâtın başına Türkiye Cumhur-başkanının getirilmesi ve aynı yıl İstanbul’da yapılan ilk toplantısı ile faaliyete başlamış..
İSEDAK’ın 1981’deki kararında üye sayısı 15 ile sınırlı idi. Ancak İstanbul’da yapılan ilk toplantıya, islâm Konferansı Teşkilâtı’na üye bütün ülkeler davet edildi ve İSEDAK üyeliğinin teşkilâta üye bütün islâm Ülkelerine teşmil edilmesi kararı alındı. Bu karar ise 1987 yılında yapılan İslâm Zirve Konferansında, İslâm Ülkeleri Devlet Başkanları tarafından onaylandı,

GÖREVİ

İSEDAK, 1984 yılında İstanbul’da yapılan ilk toplantısında bir "Eylem Planı" oluşturdu ve kabul etti. Buna göre, islâm Konferansı teşkilâtına üye ülkeler arasında ekonomik işbirliğinin artırılması çalışmaları yapılacak ve bu faaliyetler bir "Eylem Planı" çerçevesinde gerçekleştirilecek.
Eylem Planı’nın 6 sektörü ihtiva eden faaliyetleri 1990 yılına kadar öncelikli işbirliği alanları olarak ka-bul edilmiştir. Bu alanlar ticaret, sanayi, gıda güvenliği ve tanmsal kalkınma, ulaştırma ve haberleşme, enerji alanlarıdır.
İSEDAK’ın Kasım 1984, Mart 1986, Eylül 1987, Eylül 1988 ve Eylül 1989 aylannda İstanbul’da ya-pılan toplantılarında Eylem Planı’nın öncelikli alanları olan ticaret, sanayi, gıda güvenliği ve tanmsal kalkınma, ulaştırma, haberleşme ve enerji konularında yeni çalışmalar başlatılmıştır. "Ticari işbirliği "ni güçlendirmeye yönelik projeler birinci toplantıdan itibaren İSEDAK’ ın gündemini oluştururken, diğer alanlarla ilgili projeler İSEDAK toplantılarıyla birlikte yapılan bakanlar toplantılarına konu teşkil etmiştir

BİR PRATİK SONUÇ


Birinci toplantıda gündeme alınan İslâm Kalkınma Bankası bünyesinde bir "Orta vadeli Dış Ticaret Finansmanı Mekanizması" kurulması projesi ile ilgili gerekli çalışmalar, adı geçen Banka tarafından sonuçlandırılmış ve proje, 1987 yılı sonu itibariyle uygulanmaya başlamıştır. Bu pratik sonuç, İSEDAK’ın İslâm Konferansı Teşkilâtı içindeki prestij ve saygınlığını artıran önemli bir gelişme olmuştur.
Gündemde bulunan diğer projeler;
1. Bölgesel bir ihracaat kredi sigortası sistemi kurulması.
2. çok taraflı bir kliring birliği kurulması.
3. Tercihli bir ticaret sistemi kurulması.
4. Bir ticaret enformasyon ağı kurulması.
5. Ticareti engelleyen standartların armonizasyonudur.

Bu projelerle ilgili çalışmalar, İslâm Kalkınma Bankası, İslâm Ticareti Geliştirme Merkezi ve Türk Standardlar Enstitüsü tarafından halen sürdürülmektedir.

İSEDAK VE ÇALIŞMA TARZI
14-16 KASIM 1984 tarihlerinde İstanbul’da yapılan birinci İSEDAK toplantısına, üye ülkelerin Ticaret ve Sanayi Bakanları davet edilmiş idi. İSEDAK böylece sadece ticari işbirliğini güçlendirmeyi ön planda tutan bir forum olarak çalışmalarına başlamıştı.
Birinci İSEDAK toplantısından sonra yapılan değerlendirme çalışmalarında ise İSEDAK’ın sadece ti-cari işbirliğine ilişkin konularla değil fakat "Eylem Planı"nda yer alan farklı alanlarla da iştigal eden, bu alanlardaki çalışmaları denetleyen ve koordine eden bir kurul olması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu karar uyarınca, 14-16 MART 1986 tarihlerinde yine İstanbul’da yapılan ikinci toplantıdan başlayarak, İSEDAK toplantılarına Ticaret Bakanlan yerine kendi ülkelerinde ekonominin bütününden sorumlu bakanlar davet edilmiştir.
Böylece, sadece "Ticari" işbirliği değil, daha geniş kapsamlı bir ekonomik işbirliği amaçlanmıştır.
45 İslâm Ülkesi arasında, bugüne kadar ihmal edilen iktisadî ve ticarî işbirliğini koordine etmek ve bu ülkelerin birbirlerine destek olmalarını sağlamak amacıyla kurulan "Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi" daha şimdiden pratik sonuçlarını vermeye başlamıştır.
Teşkilâta Türkiye’nin ev sahipliği yapması ve çalışmaların Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Bakanlar se-viyesinde Türk Yöneticilerince idare edilmesi, ülkemiz için-geçmiş yaraları da saran bir hayırlı gelişmedir.


İSLÂM’DA BÜTÜNLEŞME

ÇOK değil, 50 yıl kadar önce "Sadabad Paktı" imzalandığında, istiklâline sahip sadece üç İslâm ülkesi vardı. Bugün sayı 45’i bulmuş... Senegal’den Cezayir’e. Uzakdoğu’dan Türkiye’ye 45 ülke... Siyahı-beyazı, fakiri-zengmi... 150 bin nüfustan 150 milyon nüfusa 45 ayrı bayrak altında 1-1,5 milyar Müslüman...
Bir yönüyle sevindirici; 45 müstakil bayrak... Bir yandan düşündürücü 45 ayrı istikamet ve politika... Acaba niçin?...
İslâm ülkeleri dünyanın en stratejik bölgelerini ellerinde bulunduruyorlar... Asya ile Avrupa’nın, Asya ile Afrika’nın, eski medeniyetlerle yeni medeniyetlerin geçiş noktalarını. Ve ihtiyar arzın en zengin yeraltı kaynaklarını... Ne hikmetse!...
HİKMETİ şu ki, son ve hak din İslâm’ın cihanşümul mesajından dünyanın haberi olsun...
Fakat o ne, belki de dünyanın en ibtidaî, en bö-lük-pörçük görünüşü de bu bölgede... Akılalmaz
bir dağınıklık, tembellik, şahsiyetsizlik... Kavga, kıtal ve sonunda gülünçlük... Batı Bloku, Doğu Bloku, 3’üncü Dünya, tam bir yamalı bohça... Ne "İran-lrak" kördöğüşünden ibret; ne Afganistan işgali ile Filistin dramından ders; ne sanayi ötesi çağı yakalayıp artık çatıya çıkan "Batı" önünde utanç.. "Körfez krizi", bu utanmazlığın acı belgesi!. Hani bizim dinimiz son dindi? Hani bizim inançlarımız kâinatı kucaklayacak kadar vâsi idi? Hani medeniyette, insanlıkta çağı biz temsil edecektik? Bunları tahlil edip, düşünen kim, kabul eden nerde?
Kimimiz "Doğu" \ hayranı, kimimiz "Batı"... "Kurtuluşu ne Doğu’da arayınız, ne Batrda" diyen ilâhi buyruk nerde kaldı ?..
BU hayal kırıklıklarına rağmen bazı intibahlar da yok değil... İstiklâllerine yeni kavuşan genç İslâm devletlerinin zafer sarhoşluğu ile kanı-deli tutumlarında ağır-aksak bir duruşkunluk; yavaş ve aheste de olsa siyasî "birleşme" gayretleri; İslâm’ın çağları kuşatan mesajına kulak verme ihtiyacı; eğitim ve kültür alanındaki gelişmeler, bu uyanışın kırık-dökük emareleri...
Bu müsbet yaklaşımların güzel örnekleri de görülmeye başlandı. İşte Sayın Nevzat Yalçıntaş’ın ilk kaynaktan edindiği bir müşahedesi:
İngiltere’nin Riyad büyükelçisi, İngiliz yönetimi ve Batı meslektaşları gibi "Suudî-Türk yakınlaş-ması"ndan rahatsızdır. Suudî hükümet üyelerinden bazılarıyla bir sohbette sorar: "-Yahu Türkleri bu topraklardan çıkarmanızda size yardımcı olmadık mı? Nedir Türkler’le bu yeni samimiyetler, yeni yakınlaşmalar?"
HALEN de hükümet üyesi olan genç Suudili bakanın cevabı geçmişten ders almışlığın kâmil isbatı: "Evet Ekselans... Türkleri bu topraklardan İngiltere’nin yakın desteği ile kovduk... Fakat sizleri yakından tanıdıktan sonra, Türklerin kıymetini bir güzel anladık."
HELE şükür... Bu intibah bütün Müslümanlar’! sarmışsa, bütünleşmeye ne kaldı ?
"İslâm" ve "bütünleşme" âdeta müteradif iki kelime... İslâm alemindeki perişanlık, bu espriye ters tezahürlerin vebali olamaz mı?..


İSEDAK; “İslâm ülkeleri arasında ticaret, sanayi, gıda güvenliği, ziraî kalkınma,
enerji, ulaştırma ve haberleşme alanında işbirliği ve koordinasyonu sağlamak üzere kurulmuş bir teşkilât..”