Makale

RAMAZAN AYI VE ORUÇ

MEHMET SÖNMEZOGLU / Gölyaka Müftüsü

RAMAZAN AYI VE ORUÇ

Ramazan, ayların sultanının adı, bin ay (83 yıl)’dan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’ni içinde bulunduran mübarek bir ay. Peygamberimiz bu aya ümmeti Muhammedin ayı diyor. Evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan azat olma ayı. Müslümanların hasad mevsimi, Cenab-ı Allah’a kullukta sebat edenlerin mükafatını alacağı bir ay. Yüce Allah’ın tarifi ile "insanlara doğru yolu gösteren, hak ile batılın arasını ayıran, hidayet kaynağı Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu ay.”"1 Kendisine erişip şartları haiz olanlara oruç tutmanın farz olduğu mübarek ay. Bu mübarek ayı hakkıyla tanımak her müslümanın görevi olmalıdır. Bu sebeble ramazan ayının mana ve önemini anlamaya çalışalım:
Ramazan’ın kelime manası hakkında iki görüş vardın Mücahitten rivayet edilen birinci görüşe göre-, Ramazan Allah’ın isimlerinden bir isimdir. “Ramazan ayı” demek "Allah’ın ayı” demektir ki, bir hadisi şerifte şöyle buyurulmuştur. “Ramazan geldi, Ramazan gitti, demeyiniz, Ramazan ayı geldi Ramazan ayı gitti deyiniz. Çünkü Ramazan Allah’ın isimlerinden bir isimdir.”2 ikinci bir görüşe göre ise Ramazan da Recep ve Şaban gibi hususi aya verilen bir isimdir. Bu ismin ifade ettiği manalara gelince:
1- İmam Halil’den nakledildiğine göre, Ramazan yaz sonunda güz mevsiminin başında yağan ve yeryüzünü tozdan temizleyen yağmur manasınadır. Bu yağmurun yeryüzünü yıkadığı gibi ramazan ayında da mü’minlerin günahları yıkanır ve kalpleri temizlenir.
2- Çoğunluğun görüşüne göre ise Ramazan “Ramaz” kelimesinden alınmıştır. “Ramaz” ise güneşin şiddetli sıcağından taşların kızması demektir. Çünkü bu ayda açlık ve susuzluğun harareti çokça hissedilir veya orucun hararetiyle günahlar yakılır.
3- Kılıcın namlusunu veya ok demirini inceltip keskinleştirmek için iki taş arasına koyup döğmektir.
Ramazan ilahi isimlerden bir isim olarak oruç ayı, ilahi bir aydır. Kısaca ramazan temizlik, yanmak ve keskinlik manalarını taşır ve bunlardan maksat da günahların yanması ve Allah’a yaklaşmasıdır. Ramazan ayının birinci özelliği, Kur’an-ı Kerim’in bu ayda indirilmiş olmasıdır. Bunda üç mana vardın
a) Kur’an ramazan ayının Kadir Gecesi denilen mübarek bir gecesinde dünya semasına, Beyt-i Ma’mura bir defada bir bütün olarak indirilmiş daha sonra yirmiüç senede parça parça yeryüzüne indirilmiştir.
b) Kur’an bu ayda indirilmeye başlandı demektir. Hira Mağarası’nda “Yaratan Rabbinin adıyla oku3 mealindeki ilk ayetin Peygamberimize inişi ramazanı şerifin kadir gecesin dedir.
c) Kur’an bu ayda inmiştir ve bu aya şeref vermiştir. Kur’an’da ramazandan başka Allah tarafından övülmüş bir ay yoktur.
Hz. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz de bu ayın hususiyetlerini şu şekilde anlatmaktadır:
- “Ümmetime ramazan ayında beş şey verilmiştir ki, bunlar benden önceki hiçbir peygambere verilmemiştir.
1- Ramazan ayının ilk gecesi olunca Allah (c.c.) ümmetine (Rahmet nazarıyla) bakar. Allah bir kimseye rahmet nazarıyla bakarsa ona ebedi olarak azap etmez.
2- Ramazan akşamlarında oruçluların ağızlarının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.
3- Melekler her gün ve gece onlara istiğfar ederler, bağışlanmalarını dilerler.
4- Allah (c.c.) cennetine emredip: "Kullarım için hazırlanıp süslen, onların dünya meşakkatlerinden kurtulup benim yurduma ve ihsanıma istirahat için gelmeleri yaklaştı.” buyurur.
5- Ramazan ın son gecesi olunca, Allah hepsini bağışlar. Nitekim bir işte çalışan işçiler, çalışıp işlerini bitirince kendilerine ücretleri tam olarak öde
nir.”4 buyurdu.
Yine Selman (r.a.)in naklettiği bir hadis-i şerifte Şaban ayının son gününde Rasûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştun - “Ey insanlar! Sizi büyük ve mübarek bir ay gölgeledi. O ay içerisinde bir gece vardır ki, bin aydan hayırlıdır. O öyle bir aydır ki, Allah gündüz orucunu farz, gece ibadetini nafile kıldı. O ay içerisinde bir hayır işleyen diğer aylarda bir farz işlemiş gibi olur. O ayda bir farz işleyen diğer aylarda yetmişbin farz işlemiş gibi olur. O, sabır ayıdır. Sabrın sevabı ise cennettir. O yardımlaşma ayıdır. O ayda mü’minin rızkı bereketlenir. Ramazanda kim bir oruçluyu iftar ettirirse, bu günahlarının bağışlanmasına, cehennemden azad olmasına sebep olur ve oruçlunun sevabından hiçbir şey eksiltilmeksizin onun sevabı kadar sevap alır.” Ashap:
- “Ya Rasûlallah, hepimiz oruçluyu iftar ettirecek bir şey bulamıyoruz.” dediklerinde şöyle buyurdu.
- “Allah bu sevabı oruçluyu bir hurma ile veya bir içim su, yahut bir yudum süt karışığı ile iftar ettirene de verir. Ramazan ayı öyle bir aydır ki, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluştur. Bu ayda hiçmetçisinin yükünü hafifleteni, Allah bağışlar ve cehennemden kurtarır. Ramazan ayında şu dört şeyi çok yapınız. Bunlardan ikisini yapmakla Rabbinizi razı edersiniz, diğer ikisini yapmaktan da müstağni sayılmazsınız. Rabbinizi razı edeceğiniz iki haslet şunlardır:
1- Allah’tan başka hiçbir ilah olmadığına şehadet getirmek,
2- Allah’ı anıp istiğfar etmek.
Müstağni olmadığınız iki haslete gelince-,
1- Allah’tan cenneti istersiniz.
2- Cehennemden O’na sığınırsınız.
“Kim bir oruçluya su verirse, Allah da ona havzından öyle bir şerbet verir ki, artık cennete girinceye kadar hiç susamaz.’"5
Görüldüğü gibi ramazan ayı bağışlanma ayıdır. Ramazan ayının en büyük özelliklerinden biri olan oruç, dinin en büyük esaslarından biridir. Nefs-i emmare dediğimiz kötülüğe götüren nefs bu mücahede ile terbiye edilir. Fenalığa açılan hırslar bununla sakinleştirilir. Hayatın lezzetini, iradenin kıymetini tattıran en güzel bir haslettir. Fakat insanoğluna ilahi emirlerin en meşakkatlisi gibi görülür. Bunun için ila hi hikmet gereği önce namaz sonra zekat üçüncü olarak da en zor olan oruç farz kılınmıştır. Aynı şekilde İslâm’ın esaslarını bildiren hadis-i şerifte de kolaydan zor olana doğru bu sıra takip edilerek "İslâm Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet, namazı kılmak, zekat vermek, oruç tutmak ve beyti haccetmektir." şeklinde buyurul- muştur.
Orucun farz kılınmasının asıl hikmeti ise ilahi emre teslim olmak, kulluk zevkini tatmak, ruhu riya kirlerinden temizleyip ihlası kuvvetlendirmek, kendini bizzat ilahi korumaya tevdi etmek için nefisle mücadele etmektir. Zira Cenab-ı Allah bir hadis-i kudside “Oruç Benim içindir, onun mükafatını ancak Ben veririm.” buyurmuştur. Kısaca ramazan
Kur’an ve oruç ayıdır. Bir taraftan oruçla nefsin kötü sıfatlarını yakıp onu temizlerken diğer taraftan ilahi bir nur olan Kur’an ile hayatımızı aydınlatmak için bize tanınmış en büyük bir fırsattır.’6
Türkçe "oruç” kelimesiyle ifade edilen "savım” kelimesinin lügat manası kişinin kendisini yemekten, içmekten, konuşmaktan, yürümekten ve hareket etmekten men edip alıkoyması demektir. Oruçla kişi kulu olduğu Allah için yiyip içmeden ve şehevi davranışlardan kendisini alıkoymakta ve sabır göstermektedir. Oruçla ruhu incelen müslüman Kur’an’a sarılmakla da Allah’a daha fazla yaklaşır. Hz. Peygamber (s.a.s.) Kur’an okumayı Allah’ü Teala ile konuşmak diye yorumluyor. Biz de hem oruç tutarak hem de Kur’an okuyarak bu saadeti elde etmeye çalışmalı mukabelelere devam etmeliyiz. Peygaberimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır: “Bir kavim ki Allah’ın mescitlerinden birinde Allah’ın kelamı olan Kur’an’ı okuyup dinlemek, O’nun müzakeresini ve dersini yapmak üzere otururlarsa, onları melekler kanatlarıyla gölgeler ve onlar böyle bir zikri bırakıp da başka bir söze dalmadıkça (yani dünya lakırtıla- rıyla bu güzelliği bozmadıkça) onların üzerine sekinet iner, onları rahmet kaplar.
Onları melekler çepeçevre kuşatıp yaptıklarını hayranlıkla seyrederler ve Allah mukarrebin meleklerine onlardan övgüyle bahseder."
Ebu Hureyre (r.a.)’ın bildirdiğine göre Resülüllah (s.a.s.) şöyle buyurdu: “Allah (cc.) buyurdu ki: "Ade- moğlunun her ameli kendisi içindir, yalnız oruç hariç. Çünkü o benim içindir. Onun mükafatını da ben vereceğim. Oruç bir kalkandır. Sizden biri oruçlu olduğu günde edebe aykırı bir söz söylemesin, bağırıp çağırmasın. Şayet biri ona kötü söyler veya kendisiyle dövüşürse "Ben oruçluyum, ben oruçluyum” desin, (ona uymasın) Muhammed’i irade ve kudretiyle yaşatan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağzının kokusu, Allah katında misk kokusundan daha iyidir. Oruçlu için ferahlanacağı iki sevinç anı vardın
1- İftar ettiği zaman (açlıktan kurtulduğu için) sevinir.
2- Rabbine kavuştuğu zaman orucunun sevabıyla (alacağı mükafattan dolayı) sevinir.7
Yine İbn-i Ömer (r.a.)’ın rivayet ettiğine göre Resûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: Allah katında ameller yedi çeşittir. İki tanesi (cenneti ve cehennemi) vacip kılar. İki tanesi kadar kendisine sevap verilir. Bir amel vardır ki, on misli sevap verilir, bir amel vardır ki yediyüz misli sevap verilir ve bir amel de vardır ki, onu işleyenin sevabını ancak Allah (cc.) bilir. Vacip kılınan iki amel şunlardır: “Kim Allah’a ihlasla ibadet edip hiçbir şeyi ortak koşmayarak kavuşursa kendine cennet vacip olur. Allah’a şirk koşarak kavuşan kimseye de cehenneme girmesi vacip olur.” “Kim bir kötülük işlerse karşılığını görür, kim bir iyilik yapmayı isterse yapamazsa karşılığı verilir. Kim bir iyilik işlerse on misli karşılığı verilir. Kim malını Allah yolunda tasadduk ederse tasadduk ettiği şeyin mükafatı kat kat artırılır. Bir dirhem yediyüz misline kadar artırılır-, bir dinar yediyüz misline kadar artırılır. Oruç ise Allah -Azze ve celle- içindir. Bu nedenle oruç tutanın sevabını, Allah (cc)’dan başka hiçbir kimse bilemez.8
Hz. Ömer’in oğlu Abdullah (r.a.) Resül-i Ekrem (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: “Kur’an ve oruç kıyamet gününde kula şefaat eder. Oruç, Rabbim, onu yemeden ve şehevi arzulardan alıkoydum. Onun için bana şefaat hakkı tanı der. Kur’an da onu gece uykusuz bıraktım, (geceleri senin rızan için) uykusunu terke- derek beni okudu. Bu sebeple ona şefaat etmeme izin ver der. Resûlüllah (s.a.s.): "Bu ikisi şefaat ederler" buyurdu.9
Sa’d oğlu Sehl’in bildirdiğine göre orucun ilahi mükafatıyla ilgili mübarek bir sözünde Resûlüllah (s.a.s.) şöyle buyurmuştun “Cennette bir kapı vardır ki, ona “Reyyan" denilir. O kapıdan kıyamet gününde ancak oruç tutanlar girerler. Onlardan başka hiç kimse giremez. Oruç tutanlar cennete girdiklerinde bu kapı kapanır hiçbir kimse oradan giremez.” “Bu kapıdan giren ebedi olarak susamaz.""10
Bir müslüman ramazan ayının kıymetini idrak ederek bu ayı değerlendirmeye çalışmalı, ihlaslı bir şekilde oruç tutmalı, Cenab-ı Allah’a çokça tevbe etmeli, O’na iltica etmeli, Kur’an-ı Kerim’i çokça okumalı, Kur’an okunan yerlere gitmeli, sadaka ve yardım konusunda uyanık olmalı, Hz. Peygamberi hatırlamalı ona çokça salat ve selam getirmelidir. Teravih namazını kılma konusunda gayret göstermeli hepsini kılmaya çalışmalıdır. Anne ve babasının duasını alacak şekilde çalışmalı, çevresine her konuda ramazan ayının hususiyetlerini şahsında hissettirmelidir. ♦

(1) Bakara Suresi, Ayet: 185.
(2) Beyhaki.
(3) Alak Suresi, Ayet: 1.
(4) Tergib ve Terhib c.2 Shf: 425/7.
(5) A.G.E.: C.2, Shf. 430/13.
(6) Hak dini Kur’an dili. M. Hamdi YAZIR, shf.628.
(7) Tergib ve Terhib c.2 Shf: 404/2.
(8) A.G.E. c.2 405/2.
(9) A.G.E. C.2 412/15.
(10) A.G.E. C.2 409/9.