Makale

ES’AD B. ZÜRÂRE

Mehmet Mahfuz SÖYLEMEZ / Ankara Ü. İlahiyat Fak. Arş. Gör.

ES’AD B. ZÜRÂRE

Es’ad b. Zürâre, Hazrec Kabilesi’nin Malik b. Nec- car koluna mensuptu.1 Cahiliye döneminde Allah’ın bir olduğuna ve putların insanlara fayda ya da zarar veremeyeceğine inanmaktaydı. Ebu’l- Heysem Malik b. Tayyihân ile bir araya gelir, Tevhid inancını konuşurlardı. İslâm dinini kabul ettikten sonra da Ebu’l-Heysem Malik b. Tayyihân ile görüştüğünde ona, müslüman olduğunu ve peygamberimizin İslam hakkındaki sözlerini anlatıp İslam’a davet etti.2 Ebu’l-Heysem Malik b.Tayyihân da onun bu çağrısı üzerine Islâm dinini seçmiş ve müslüman olmuştu.
Müslüman olduktan sonra Islâm dinini yaymaya çalışan Es’ad b. Zürâre, ertesi yıl altı kişi ile beraber Resulüllah’la Akabe’de, bir araya geldiler ve ona, “Allah’a şirk koşmayacaklarına, hırsızlık yapmayacaklarına, zina yapmayacaklarına, evlatlarını öldürmeyeceklerine, kimseye iftira etmeyeceklerine ve marufta Resulüllah’a isyan etmeyeceklerine" dair biat ettiler. Resulüllah’a: Bunu yaparsak bize ne var dediklerinde Re- sulüllah: “Bunu yaparsanız size cennet ve zafer vardır.” diye buyurdu.3
Birinci Akabe olarak adlandırılan bu görüşmeden sonra Resu- lüllah tarafından müslümanlara Kur’an ve Islâm dinini öğretmek üzere Medine’ye gönderilen Mus’ab b. Umeyr’i kendi evinde ağırlayan ve onun en büyük destekçisi olan Es’ad b. Zürâre, onunla beraber Medine’de ev ev gezer, Islâm dinini yaymaya çalışırdı. Onların bu gayretleri sonucunda, içlerinde Medine’nin ileri gelenlerinden olan Sa’d b. Muaz ve Useyd b. Hudayr’ın da bulunduğu pek çok Medineli müslüman oldu.
Es’ad b. Zürâre, Birinci ve İkinci Akabe Biatlarına kabilesinin temsilcisi olarak katıldı. Hz. Ab- bas’ın, İkinci Akabe Biatı’nda Me- dinelilerden Peygamberi koruyup onu aldatmayacakları ve yarı yolda bırakmayacaklarına dair taahhüt almak istemesi üzerine onun yapmış olduğu aşağıdaki konuşma Islâm dinine bağlılığının güzel bir göstergesidir.
“Ya Rasulallah! Her çağrının yumuşak veya sert bir üslubu vardır. Bugün senin yaptığın davet insanların yüzünü ekşitecek, onlara ağır gelebilecek bir çağrıdır. Sen bizi dinimizi terkederek, senin dinine tabi olmaya çağırıyorsun ki, oldukça ağır olmasına rağmen biz, onu kabul ettik. Bizi, yakınlarımız ve akrabalarımızla aramızda var olan bütün bağları kesmeye çağırdın. Çok zor olmasına rağmen bunu da kabul ettik. Bizler yurdumuzda izzetli ve her türlü saldırıdan korunmuş kimseleriz. Kavmi tarafından, hatta amcaları tarafından dahi ölüm ile tehdit edilmekte olan birini, kendimizden başka hiç kimsenin başımıza geçmeye göz dikelmeyeceği bir topluluk olmamıza rağmen senin liderliğini kabul ettik. Biz senin Allah’tan getirdiklerine inanarak ve gönüllerimize yerleşmiş olan bir bilgi ile onaylayarak sana biat edeceğiz. Biz Rabbimize, senin Rabbine biat edeceğiz. Allah bizim destekleyicimiz olacaktır. Biz bütün varlığımızla seninle beraber olacağız. Kendimizi, evlatlarımızı ve ailemizi koruduğumuz her şeyden seni de koruyacağız. Eğer biz bu ahdimizi bozarsak, Allah’ın ahdini bozan bedbaht kimselerden olmuş olalım. Ya Resulallah, bu sana karşı bağlılık yeminimizdir. Yardımına sığınılacak olan ancak Allah’tır.”
Sonra Hz. Abbas’a dönerek:
“Ey Allah Resulünün önünde konuşarak bize söz dokunduran! Biz yakın, uzak bütün akrabalarımızla bağlarımızı kopararak, onun Allah Resulü olduğuna, Allah’ın ona vahiy gönderdiğine, onun asla yalancı olmadığına, getirdiği Kur’an’ın insan sözü olmadığına şahadet ettik. Resulüllah hakkında bizden seni tatmin edecek olan teminatı alma isteğine gelince; Resulüllah için bizden istediğin teminatı al” dedi. Sonra Resulüllah’a “Ey Allah’ın Resulü, bizden kendin ve Rabbin için istediğin şartı koş” dedi.
Kaynaklarımızın bazılarında, Cuma namazının ilk defa onun tarafından Medine’de kıldırıldığı bildirilmektedir. Resulüllah’ın Medine’ye gelişinden önce bir mescit inşa etmiş ve burada farz namazları kıldırmıştı. Resulüllah da Medine’ye geldiğinde bir süre için bu mescidi kullandı. Bu mescid inşa edilen ilk mescid olarak bilinmektedir.4
Hicretten yedi ay sonra difteri hastalığına yakalanarak Sevvâl ayında vefat etmiş, Bakî mezarlığına defnedilmiştir. Müslüman olarak Bakî mezarlığına defnedilen ilk şahıstır.5
Hiç oğlu olmayan Es’ad b. Zü- râre’nin, Fureya, Kebşe ve Habi- be adında üç kızı vardı. Vefat edince kızları, kendisinin vasiyeti üzerine Resulüllah’ın aile fertleri arasına yerleştiler ve onun tarafından bakıldılar.6
Resulüllah’ın tayin ettiği kabile temsilcisi oniki nakipten biri olan Es’ad b. Zürâre, Neccaroğulları’nın nakibi idi. Resulüllah, onu, yası en küçük olmasına rağmen diğer nakiplere lider olarak yani Nakibu’l-Nukaba olarak atadı. Vefat ettiğinde Neccaroğulları kabilesi Resulüllah’a “Bizim nakibimiz vefat etti bize bir yenisini seç” dediklerinde Resulüllah; "Siz benim dayılarımsanız, ben sizdenim ve ben sizin nakibinizim" diyerek onlara yeni bir nakip belirlemedi.7
Es’ad b. Zürare kısa bir ömür yaşamış olmasına rağmen Islâm’a büyük hizmetlerde bulundu. Allah kendisinden razı olsun.


(1) Ibn Hisam, es-Siretu’n-Nebeviy- ye, (thk. İbrahim el-Ebyarî), Beyrut, 1971, II, 71; Ibn Sa’d, Tabakâtu’i-Kub- râ, Beyrut, I, 218; III, 448; Ibn Abdil- berr, istiâb, (Isâbe’nin hamisinde), Beyrut, 1328, I, 80; Ibn Hacer, el-isabe, Beyrut, 1328, I, 34; Semsuddin Mu- hammed b. Ahmed b. Osman ez-Zehe- bî, Siyer E’lâmu’n-Nubelâ, [thk. Hüseyin
el-Esed), Beyrut, 1985, I, 299.
(2) Ibn Hisâm, II. 71, 73, 86; Ibn Sa’d, III, 608-609; Ibn Abdilberr, I, 80;
(3) Ibn Hisam, II, 433; Ibn Sa’d, I, 220; Ahmed b. Yahya el-Belâzurî, En- sâbu’l Esrâf, (thk. Muhammed Hami- dullah), Kahire, ?, I, 239; ez-Zehebî, Siyer, I, 300.
(4) Ibn Sa’d, I, 220, 239; el-Belâzurî, I, 266; ez-Zehebî, Siyer, I, 302.
(5) Ibn Sa’d, III, 611; el-Belazurî, I, 243; Ibn Abdilberre, I, 83; Ibn Hacer, I, 34; ez-Zehebî, Siyer, I, 300.
(6) Ibn Sa’d, III, 610; Ibn Hacer, I, 34; ez-Zehebî, Siyer, I, 303.
(7) Ibn Hisam, II, 507, 508; Ibn Sa’d, III, 613; el-Belâzurî, I, 243; Ibn Hacer, I, 34; ez-Zehebî, Siyer, I, 300.