Makale

İSLAM’DA EVLENMENİN ÖNEMİ

İSLAM’DA
EVLENMENİN
ÖNEMİ

Prof. Dr. Talat SAKALLI
S.D.Ü. İlahiyat Fak.

Dinin genel amaçlarından biri de nesli korumaktır. Neslin korunması da öncelikle insanların çoğalması ile mümkündür. Doğup büyüyen bu nesil manen ve maddeten sağlamlığı, sağlıklılığı ve değerlere olan bağlılığı ile kemalini tamamlar. Böylece insan nesli bir yandan çoğalırken, öbür taraftan din sayesinde insan haysiyet ve şerefine uygun bir olgunluk, ahiret yurdunda mutluluk, dünya hayatında zindelik; ve nihai amaç olan Allah rızasına kavuşmanın bahtiyarlığını kazanır. “Yaratıkların en şereflisi olan insan” bu niteliği ile de diğer canlılardan ayrılır ve onlardan üstünlük arzeder.
Sözü edilen bu şeref ve fazilet ise ancak ve ancak meşru olan evlilikle mümkündür. Evliliğin temeli de nikah akdidir. Nikah ise dinimizde, belli şartları taşıyan ve sadece insan cinsinden olmak şartıyla bir erkek ve bir kadının şahitler huzurunda, tesir ve telkin altında kalmadan açık beyanları ve bu beyanlarının, içinde yaşadığı topluma ilanları ve resmi kayıt ile yapılır.
Allah Teâlâ Kuı’an-ı Kerim’de “Size helal olan kadınlardan...1 nikahlayın, buyururken evlilikte adaleti emretmekte, diğer birlikteliklerde olamayacak insana mahsus bir özelliğe işaret etmektedir. Öbür taraftan “içinizden bekar olanları... evlendirin.”’2’ buyurarak, hitaba ehil ve mükellef olan insanın karşı cinsle evlenebileceğine işaret etmektedir. Elbette evlilik bir bitki ve hayvan üremesinden de farklı olacaktır. Çünkü Cenab-ı Hak insanı duygu, heyecan, sevgi, akıl... gibi nimetlerle donatarak, evliliğin de karşılıklı rıza ve sevgi üzerine bina edilmesini sünnetullah olarak koymuştur. Bu şekliyle evlilik, hayvanlarda ortak olan mücerret şehevî duyguların tatmininden ibaret kalmamaktadır. Onun için Peygamberimiz (s.a.s.) “Dul kadın nikah istediğini açıkça beyan etmedikçe nikahlanamaz, aynı şekilde izni olmadıkça bakire de nikahlanamaz.” buyurmuştur. Sahabe “Ya Rasûlallah (bakire açıkça ben evlenmek istiyorum diyemez) onun izni nasıldır?” diye sorunca, Hz. Peygamber “Onun izni susmasıdır.” 131 buyurmuşlardır. Hatta babaları tarafından zorla evlendirilen genç kızların nikahları Hz. Peygamber tarafından iptal edilmiştir. Bu muhtevadaki örnekler evlilikte sevgi olmasının en güzel delilleridir. Zira zorbalığa dayanan bir evlilik, insanın dünyasını zindan, ahiretini cehenneme çevirebilir. Bunun için evlenecek eşte aranan vasıflar “kadının malı, soyu güzelliği ve dini” sayılırken, Hz. Peygamber özellikle dini güzel olanı tavsiye eder. 151 Yine sahabiye, Kureyş kadınlarını nikahlamalarını tavsiye ederken, sebep olarak yine o kadınların sevgi ve muhabbet esasına dayalı özelliklerini açıklar: Zira onlar küçüklüklerinde çocuklarına çok şefkatli ve beylerinin mallarını harcama ve infakta saçıp savurmaktan şiddetle çekinir ve onu korurlar.161 Demek ki, evlenecek kadın veya erkeğin kaışısındakinde arayacağı özelliklerde bunlar da bulunmalıdır.
Dinimiz evliliği ve evliliğin getirdiği neticeleri; başta çocuklar olmak üzere nikahla garanti altına almayı istemiştir. Bütün hukuk sistemleri de, aynı konuda hassastır. Nikahsız beraberliği “zina” kabul ederek, zinayı da en büyük günahlardan saymıştır. Dolayısıyla “benim özel hayatimdir” gibi savunmalar, içinde yaşamak zorunda olduğu topluma en azından saygısızlık, hatta sorumsuzluktur. Nesilleri karıştırarak, akraba, hatta kardeşlik ihlallerine sebep olan, yakın akraba evliliğine sebep olabileceği için özürlü, sakat veya hastalıklı nesillerin doğmasına imkan veren, çeşitli zührevî ve ruhî hastalıklara yol açan, dünya ve ahireti mahveden zina da yine nikah akdiyle büyük ölçüde ortadan kalkar. Dolayısıyla fertler sırf nefsanî istekleri ile çeşitli bahanelerle nikah dışı ilişkileri savunmaları, varlığını ve hayatiyetini borçlu olduğu toplumlarını dinamitlemeleri ve neticede kendilerini de mahvetmeleri demektir ki, din buna asla müsaade etmez. Çünkü din, canı da korumak içindir. Öbür taraftan evlilik dışı doğacak çocukların sosyal. kültürel ve ruhî açıdan yaşadıkları çöküntü apayrı bir dehşettir. Büyük ölçüde evlilik müessesesinin sarsıldığı Doğu ve Batı toplumlarında bile bu tür çocuklar, yöneticilerini derinden sarsmakta, suç işleyen çocukların daha çok bu çocuklar arasından çıkması da, bu devletleri 21. asra girerken evlilik müessesesine yeniden hayatiyet kazandırılması plan ve projelerini hayata geçirmeye zorlamaktadır.
Evlilik elbette sorumluluk getirir. İnsana birçok yük getirir. Mücadele yelpazesini çeşitlendirir. Maddî, manevî ağırlıklar bazen insanı her şeyden vaz geçirmeye kadar götürür. Bunlar çoğaltılabilir. Ama bir müslümana, başta Allah rızası olmak üzere birçok maddî, manevî hazzı, bu problemlerle mücadele azmi verir. Bütün eziyet ve sıkıntıları, evindeki tatlı bir sözle buhar olur uçar. Çektiği sıkıntılar çocuğun küçük bir cilvesi ile yok olur. Kucağına aldığı çocuğunun verdiği mutluluğu hiçbir şeyde bulup tadamaz. Herkesin gece evine çekildiği bir anda, bar, gazino... vs. de yalnızlığını gidermeye çalışanlara karşılık, evinde ailesiyle yediği yemeğin tadı, ertesi gün akşama kadar tatlı heyecan verir müslümana. Zira mutlu bir evlilik bütün saadetlerin müjdesidir.
Kısacası evlilik daima teşvik edilmelidir. Evlilik müessesesinin yıkılması toplumun bozulması, hatta neticede yok olması demektir. Zina, tecavüz gibi suçların çoğalmasına zemin hazırlanması demektir. Güzel Türkiyemizde şimdiye kadar aile yapısının sağlam olmasına bağlı pek görülmeyen uyuşturucu kullanımı, alkol ve alkole bağlı suçlar, çocuk suçları, her türlü cinsel sapıklık... gibi dinî ve insânî değer dinamiklerinin patlaması demektir. Aile bağlarının koruduğu birçok dînî ve vicdânî güzelliklerin yıkılması demektir. Büyük küçük herkesin birbirini tanımaması, anlayamaması hatta dinleyememesi demektir. Kısacası evlilik yok olursa her güzel şeyimizle yıkılır gideriz. Onun için gençleri ve dulları evlendirerek, tedbirler alalım. Bunun için vakıflar dernekler kuralım. İmkanlar hazırlayalım ki, geleceğimizi kurtaralım.

1) Nisa, 3.
2) Nur, 32.
3) Bııhari, Nikah, 42.
4) Bulıari, Nikah, 43.
5) Bııhari, Nikah, 16.
6) Fethu’l-Barî, X, 157.