Makale

FATİH’İN İLMİ ve SİYASİ DEHASI

Mustafa BEKTAŞOĞLU

FATİH’İN İLMİ ve SİYASİ DEHASI

Mayıs 1998 gününün İstanbul’un Fethi’nin 545. yıl dönümü münasebetiyle-, Peygamber (s.a.s.)’in müjdesine nail olan, bu eşsiz zaferin, eşsiz komutanı Fatih Sultan Mehmed’in, İlmî ve siyasî yönünü ele alacağız. Fâtih’i Fâtih yapan maddî ve manevî etkenler nelerdir? O’nun bu başarıları tesadüfen miydi? İmparatorlukları dize getirmedeki güç ve kuvvetini ne ile izah etmek gerekir? Bunların cevaplarını o günün ilim ve iklim perdesini aralayıp bulmaya çalışacağız.
Fatih adıyla anılan ve tarihe geçen Türkler’in tarih boyunca yetiştirdikleri dünya çapındaki şahsiyetlerin şüphesiz en büyüklerinden biri olan, beşer tarihinin pek mümtaz ve müstesna siması II. Sultan Mehmed, Osmanlı hükümdarları içinde hem en büyük asker, hem en büyük devlet adamı, hem de en büyük âlim olanıdır. Fatih’i başkalarıyla kıyaslama yapmadan kendi özelliği ile başbaşa bırakmak, kimseyle mukayese etmemek doğru olur. Bazı tarihçiler onu, dünya tarihinin en büyük şahsiyeti olarak ileri sürmüşlerdir. Yaptığı akıl almaz işlerle Batı Türkleri’nin asırlar sürecek olan refah ve saadetini hazırlamış, gelecek nesiller tarafından, hiç kimseye nasip olmayan bir ta’zim ve tekrim dairesi içinde anılmıştır.
20’den fazla devleti ve bu arada 3 imparatorluğu tarih ve siyasî coğrafya sahnesinden silen Fatih Sultan Mehmed, fetihlerinin yanı sıra, iktisada ve bayındırlığa da son derece ehemmiyet vermiştir. Ege’yi ve Karadeniz’i Türk iç denizi haline sokan ve Boğazlar Rejimi’ni kuran Fatih’tir. Her sene, en son keşiflere göre Türk ordusunun silahlarını yeniletmiştir. 25 kadar devletle tek başına savaşıp hepsine başeğdirmesi, onun siyasî dehasını taçlandırmıştır. Kendi adıyla anılan Kanunname’si ile de devlet teşkilatında mühim bir hamle yapmıştır. Asırlarca yaşayacak olan birçok devlet müessesesi, Fatih devrinde ve çoğu kez onun tarafından ve onun himmetiyle kurulmuştur.’”
1451 de yirmi bir yaşında Osmanlı hükümdarı olan Fatih, İstanbul’u fethedip bin üç yüzyıllık Doğu Roma İmparatorluğu’nu ortadan kaldırarak bihakkın Fatih ün- vanını aldığı gibi yüksek kabiliyet ve dehasıyla dost ve düşmana kudretini teslim ettirmiş büyük bir devlet başkanıdır.
Fatih Sultan Mehmed, 1481 tarihine kadar otuz sene padişah olarak görev yapmış, bizzat yirmi beş seferde de bulunmuştur. Mevcut Osmanlı mülküne on sekiz iklim daha katmıştır. Bosna da dahil olmak üzere Balkanları tamamen fethetmiştir. İrade sahibi, temkinli ve verdiği kararı mutlak tatbik eden bir şahsiyetti. Hissiyatını gizlemeyi bilir, yapacağı seferleri tatbik sahasına koyuncaya kadar gizli tutar ve sonra maksadını birdenbire meydana kordu-, bu yüzden düşmanlarını şaşırtarak bir senede birkaç zafere birden nail olurdu. Harpte cesurdu-, icabında ve bir tehlike vukuunda mağlubiyeti önlemek için ileri atılır, askere cesaret verirdi. Yerinde soğukkanlılığını ve itidalini de muhafaza etmesini bilirdi.2
Fetih sırasında 21 yaşında olan Zorro Dolfin, Fatih’i şu satırlarla tavsif etmektedir: "Nadiren güler. Zekâsı daimi bir çalışma halindedir. Çok çömerttir. Fakat projelerinde çok inatçı ve her işte fevkalâde atılgan ve cüretkârdır. Soğuğa, sıcağa, açlığa, susuzluğa mütehammildir. Kesin konuşur. Kimseden çekinmez. Zevk ve sefadan uzaktır. Roma tarihi, başka tarihler, Laerce, Herodot, Tite-Live, Quinte-Curse, Papalar’ın, Almanya imparatorlarının, Fransa ve Lombardiya kralların vak’a-nüvisleri, okuduğu tarihler arasındadır. İtalya’nın coğrafyasını, bütün teferruatıyla bilir. Avrupa’daki bütün hükümetleri tanır. Büyük bir Avrupa haritasını yanından eksik etmez. Askerî ve coğrafî ilimleri büyük bir zevkle etraflıca inceler, hakkında geniş bilgi edinir, hükmetmek arzusu ile yanardı131
Fatih Sultan Mehmed’in kuvvetli ve çok yönlü bir tahsili olduğu için matematik ve felsefeye çok önem verirdi. Bu bakımdan da açtırdığı medreselere arada bir uğrar ve ders dinlerdi. Yine böyle bir sırada, yanında sadrazam Mahmud Paşa ile Alaaddin Tusi’nin dersini dinlerken, Tusi’nin belâgatından o kadar kendinden geçmişti ki, sağa sola sallanır ve bazan da ayağa kalkarmış. Fatih, ilme o kadar meraklı idi ki, âlimlere huzurunda bazı konularda münazaralar yaptırır, hatta bu konuşmalara bazan kendisi de katılırdı. Böyle zamanlarda bir hükümdar değil de bir ilim adamı gibi hareket ederdi.1,1
Devrinde büyük âlimler yetişmiş, mühim eserler yazılmıştır. İstanbul Üniversitesi’nin de kurucusu olan Fatih, şâir ve güzel sanatlar ile edebiyata mensup, Arap ve Fars edebiyatlarını pek iyi bilen bir şahsiyet olması hasebiyle, devrinde ilmin ve sanatın hızla yükselebilmesi mümkün olmuştur. İstisnaî dehası sayesinde hızla devrinin bir çok ilmini öğrenmiş ve bir çoğunda âlim olmuş, hatta dehâ özelliği göstermiştir ’5I Yedi dil bildiği, beşi ile rahat konuştuğu da bunu gösterir.
Fatih’in geniş ve sağlam bir kültürü vardı. Devrinin âlimlerini ilim ve felsefe münazaralarına davet edecek ve kendi büyük hocalarını bu münazaralara hakem seçecek kadar ilim hareketlerine önem verirdi. Zengin kütüphanesinin mühim bir kısım kitapları yabancı dilde idi. Kütüphanesinde tarihe, matematiğe, astronomiye ait kitaplar vardı. İstanbul fethinde ve diğer savaşlarda kullanılan ağır toplarla havan toplarının ölçülerini bizzat tayin edecek kadar, devrinin balistik fennine vâkıf bulunuyordu. Hükümdarlık yıllarında kendilerinden ders almaya devam ettiği hocalarına gösterdiği saygı onun büyük hükümdarlığına yakışıyordu. Hocalarının kendisine sadece Mehmed demelerini ister-, hocası GürânPyi nerede görse elini öper, diğer hocası Molla Hüsrev’le camide bile karşılaşsa, onu, ayağa kalkarak selâmlardı.6
Fatih, hayatının sonuna kadar ilim adamlarına fevkalâde hürmet göstermiştir. Büyük âlim ve tıp bilgini Akşemseddin de Fatih’in hoca- larındandır. Fatih’ten 42 yaş büyük olan bu zat, İstanbul’un manevî fatihi sayılacak derecede Feth-i mü- ’ bin’i desteklemiştir. Bunlardan başka; Molla Hayreddin, Molla Zey- ‘ rek, İbnü Temcid, Vezir Hoca Yusuf Sinan Paşa, Vezir Ahmed Paşa, Çe- , lebizade Abdülkadir Âmidî, Hatip- zade Mehmed Efendi, Molla Ayaş Haşan Çelebi, Molla Sirâceddin Paşa, Müderris Kınalı Abdülkadir Ha- mîdî, Kazasker Hâcezade Musli- " huddin Mustafa Efendi, hocaları ’ arasındadır.7
Kendisi çok bilgili, aynı zamanda şâirdi. Serbest fikirli olup, taassubu yoktu. Bazen müşkül mevzular vermek suretiyle âlimlere risaleler yazdırır ve bunları tetkik ederdi. Farsça’dan ve Rumca’dan Arapça’ya tercüme edilmiş felsefî eserleri okur ve yanına davet ettiği âlimler ile düşüncelerini birbirlerine söylerdi. Batlamyos haritasını 1466 senesinde Filozof İvrokios’a tercüme ettirip haritadaki isimleri Arap (Türkçe) harfleriyle yazdırmıştır. 181 İlmî eserlerde herhangi din ve mezhebe mensup olursa olsun âlimleri himaye edip onlara eserler yazdırmıştır. Her nerede yüksek bir âlim duyarsa onu İstanbul’a getirmek için her fedakârlığı yapardı. Meşhur astronomi bilgini Ali Kuşçu, bunun zamanında İstanbul’a geldiği gibi Molla Cami’yi de davet etmişti. Meşhur İtalyan ressamı Belli- ni’yi İstanbul’a davet ederek kendi resmini yaptırmış ve büyük bir himaye görmüştür.’”9
Kendisi, her şehzadeye öğretilen Çağatay lehçesi ile Farsça, Arapça, Yunanca, Lâtince, Sırpça, İtalyanca ve İbrânî dilini öğrenmiştir. "10
Fatih Sultan Mehmed, İstanbul’u kültürel ve sosyal müessese- lerle süslemiş ve caminin yanına zamanın hukuk ve ilâhiyat fakültelerinden olan meşhur Sahn-ı Seman medreseleriyle, Tetimme medreselerini yaptırmıştır. "11 Fetihten sonra Müslüman ve Hristi- yan ilim ve fikir adamlarını bir bir araştırıp İstanbul’a getirterek bunları sur dahilinde iskân ettirdi. O sırada Cenevizlilerin elindeki Amasra’ya memurlar göndererek buradaki ilim ve fen adamlarını, sanat sahiplerini ve tüccarları İstanbul’a naklettirdi.
Cihana hükmeden, kabına sığmayan bu mümtaz şahsiyetin vefatı ne yazık ki elem verici olmuştur. Harp meydanlarında mağlup edilemeyen bu koca çınar, ihtida etmiş intibaını veren ve Yakup Paşa adını alan Venedikli hekim tarafından zehirlenerek öldürülmüştür.
Fatih, pek muhtemelen İtalya üzerine olacak büyük bir sefere çıkmak üzere son hazırlıklarını yapıyordu. Ölümüne sebep olacak hiçbir rahatsızlığı yoktu. Fakat ansızın şiddetle sancılandı ve 3 Mayıs 1481 Perşembe"12 günü öğleden sonra 50 yaşında "13 vefat etti.14 Şeyh Muslihuddin Mustafa Efendi, dünyayı titreten muhteşem hükümdarın cenaze namazını Fatih Camiinde kıldırdı."15’
Fatih, Venedik tarafından zehirlenerek öldürülmüştür sözü, bizle- re çok derin şeyler hatırlatıyor. Bu, Venedik’in padişahın şahsına yapılmış 15. ve sonuncu suikast olup, diğer 14’ü hedefine ulaşamamıştı. Venedik, son teşebbüsü, Fatih’in hususî hekimlerinden Venedikli bir Yahudi olup, guya, ihtida eden ve Yakup Paşa adını alan Maestro lacopo vasıtasıyla yapmıştı. Venedik, muvaffak olduğu takdirde laco- po’ya pek muazzam bir meblağ vadetmekle kalmıyor, lacopo’nun kendisi ve neslinden gelecek bütün ahfadı için Venedik vatandaşlık hukuku tanıyor, bunları Cumhuriyetin bütün vergi ve mükellefiyetlerinden muaf tutuyordu. Babinger’e göre Fatih, Üsküdar’a geçtiği gün yani 25 Nisan’da zehirlenmeye başlamış, sonra tedavi yapıldığı iddiasıyla zehrin dozu arttırılmıştır. Fatih’in ölümünü yakından bilen Aşık Paşazade, padişahın ciğerinin doğranarak kan kustuğunu yazmaktadır. Hakan’ın suikaste maruz kaldığı derhal anlaşılmış, Maestro lacopo, nâm-ı diğer Yakup Paşa, hükümdarın ölümünden az sonra Türk askeri tarafından parça parça edilmiş, muazzam paralara kavuşamamıştır."16’
Fatih’in ölümü bazı nedenlerle gizli tutularak, ancak on bir gün askerlerden saklanabildi. Fatih’in ölümünün saklanması ve heyecanlı durum nedeniyle cesedin ihmal edilerek koktuğu ve İstanbul muhafızı İshak Paşa’nın emriyle üzerine mum yakılarak cesedin bozulmaması için ilaçlandığına dair mühim bir vesikanın görüldüğünü tarihçilerimiz kayd etmektedir."17’
Bayrakların dalgalandığı, ezanların okunduğu aziz toprakları Türk milletine yâdigar eden fetihler Fatih’ini her zaman olduğu gibi rahmet ve minnetle yâd ediyor, milletçe ruhuna Fatihaları ikram ediyoruz.


1. ÖZTUNA, Yılmaz, Büyük Türkiye Tarihi, 2/471-472
2. UZUNÇARŞILI, Ord. Prof. İ. Hakkı, 2/144 145
3. ÖZTUNA, a.g.e., 2/465
4. KARAKAŞ, Mahmut, Müsbet İlimde Müslüman Âlimler, 8-9, Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara-1991
5. ÖZTUNA, a.g.e., 2/472
6. BANARLl, Nihat Sami, Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, 1/444
7. ÖZTUNA, a.g.e., 2/472-474
8. UZUNÇARŞILI, a.g.e., 2/145; TURAN, Prof. Osman, Türk cihan Hakimiyeti Mefküre- si Tarihi, 2/66
9. UZUNÇARŞILI, a.g.e., 2/145; TURAN, a.g.e., 2/66
10. ÖZTUNA, a.g.e. 2/471; UZUNÇARŞILI, a.g.e., 2/149; BANARLl, a.g.e., 1/144
11. UZUNÇARŞILI, a.g.e., 2/145
12. UZUNÇARŞILI’ya göre-, 4 Mayıs 1481 günü. a.g.e., 1/144
13. UZUNÇARŞILLya göre; 51 yaşında, a.g.e., 2/144
14. ÖZTUNA, a.g.e., 3/125
15. ÖZTUNA, a.g.e., 3/137
16. ÖZTUNA, a.g.e., 3/126
17. UZUNÇARŞILI, a.g.e., 2/144