Makale

İslam'da Çevre Bilinci

İslam’da Çevre Bilinci


Doç. Dr. Hüseyin ALGÜL
Uludağ Üniv. İlahiyat Fak. Öğretim Üyesi.


Yüce Allah, kâinatta her şeyi bir ölçüye göre yaratmıştır. Göklere ve yeryüzüne baktığımız zaman yaratılıştaki mükemmel denge, ölçü ve düzeni görürüz. Bu konuda Kur’an’ı,
Kerim’de şöyle buyurulur:
“Biz her şeyi bir ölçüye göre yarattık.” (1)
“O’nun katında herşey ölçü iledir.” (2)
“Göğü Allah yükseltti ve dengeyi O koydu.” (3)
Uçsuz bucaksız kâinat içinde dünyamız da bu İlâhî ölçü dairesinde yerini almıştır. Bize düşen, bu denge ve ölçüyü korumak ve dünyamızı en güzel bir şekilde îmar etmektir
Nitekim Rahman sûresinde yaratılıştaki denge ve ölçüye değindikten sonra “Sakın, dengeyi bozmayın” (4) denilmektedir. Bu İlâhî uyarıya dikkat edilmez ve ölçüyü bozucu kötü işler yapılırsa evrende insanları rahatsız edici gelişmeler olabilir. Kara ve denizlerde denge bozulur. (5) k Çevre şartları, yaşamaca elverişli olmaktan çıkar.
Nitekim günümüzde bütün dünyada insanların yaptığı birtakım yanlış ve zararlı işler- den dolayı çevrede bozulmalar baş göstermiştir. Sanayi atıklarının bilinçsizce nehir ve denizlere akıtılması, sahillerin güzelliğine son verdiği gibi besin değeri yüksek olan balıkları da zehirlemiştir. Ormanların, ölçüsüzce kesilmesi ve yangınlarla yok edilmesi ekolojik dengeyi bozmuştur. O bölgelerin güzellik kaynağı olan hayvanlar ve kuşlar ya ölmüşler, ya da yaşayabilecekleri başka yerlere göç etmişlerdir. Ormanın beslediği güzel çiçeklerin yok olması ile arıcılık ve balcılık büyük zarar görmüştür. Ayrıca, bitki örtüsünün bu tahribatı sonunda ortaya çıkan erozyon ile toprakların en verimli kısımları sel sularıyla akıp gitmiştir.
İslam dini, kâinatta var olan her şeyi bir değer olarak kabul eder ve ona sahip çıkılmasını ister. Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de çeşitli bitki ve hayvan türlerine yemin ediyor, arıya vahyettiğini söylüyor. Cennetin tasvirini yaparken de “Altından ırmaklar akan cennet bahçelerinden ve leziz meyvelerden” bahsediyor. Bu anlamda İslam çevreciliğinin metafizik temelini bitkilere, hayvanlara ve çevredeki ekolojik dengeye Allah rızası için değer vermek teşkil ediyor. Müslüman, çevrede gördüğü her şeye önem vermek ve büyük bir sorumluluk anlayışı içinde onlara karşı görevlerini yerine getirmek mecburiyetindedir. Çünkü Allah Te- alâ, tabiattaki her şeyi insanın yararına vermiştir. Müslüman, bunun bilincindedir. Bu nedenle çevredeki dengeyi korumanın sevap olduğuna, dengeyi bozacak davranışlarda bulunmanın ise günah olduğuna inanır.
Esasen, bütün müslümanların kıblesi olan Kâbe çevresinin “Haram” statüsünde olması ve haram sınırları içinde her çeşit bitki koparmak veya kesmenin, aynı zamanda hayvan öldürmenin yasaklanması Hz. Muhammed (s.a.s.)’in sağlığında Medine ve Taif civarının sit alanı ve millî park ilân edilmesi, ormanlarda kuşların çiftleşme mevsiminde avlanma yasağı konulması, Asr-ı Saadet’ten bize kadar ulaşan güzel örneklerdir. Yine Hz. Peygamber,Medine dışında Ensar’a ait bir bölgeyi koruma altına almış ve orası herkesin gezinip dinlenebileceği bir park, bir yeşil alan haline gelmiştir. Bu bölgeye ormanlık alan anlamında “el- Ğâbe” denilmiştir.
Hz. Muhammed (s.a.v.), çeşitli tavsiyeleriyle müslümanlar- da çevre bilinci uyandırmak istemiştir. Kuru ve çorak bir araziyi işe yarar hâle getirene Cenab-ı Hakk’ın mükâfat vereceğini, insan ve hayvanlardan yararlanan oldukça da o araziyi verimli hâle getirene sadaka sevabı yazılacağını (6) müjdelemiştir. “Bir serçeyi haksız yere öldürenden kıyamet gününde Allah Teâlâ’nın hesap soracağım” (7), “kuşların yuvalarının bozulmaması, yumurta ve yavrulara zarar verilmemesi” (8) gerektiğini belirtmiştir. “Evlerimizin etrafını, meydanları, sokak ve mahalleleri temiz tutmak icabettiğini (9), yollarda ve insanların yaşadığı diğer yerlerde onlara zarar veren şeylerin yok edilmesini” (10) hatırlatmıştır. “İnsanların gelip geçeceği ve dinlenmek için gideceği yerleri pisleyenlerin lânetli kişiler olduğunu” (11) bildirmiştir.
Netice olarak Yüce Allah dünyayı biz insanlara emanet etmiştir. Dünya bizim barınağımız, gezindiğimiz, yiyeceklerimizi karşıladığımız, dinlendiğimiz, ibadet ettiğimiz bir yerdir. Ondan yararlanabiliriz. Ama zarar veremeyiz. Aksine dünyamızı îmarla, çevremizi güzelleştirmekle görevliyiz. Bütün insanlık aynı sorumluluk bilinci içinde yaşarsa evlâtlarımıza her yönüyle daha güzel bir çevre, her yönüyle daha huzurlu bir dünya bırakabiliriz.

1) Kamer, 49
2) Ra’d, 8
3) Rahman, 7
4) Rahman, 8
5) Rum, 41
6) Feyzü’l-Kadîr, II, 39
7) Darımî, 11,11
8) ebu Davud, Cenaiz, 1
9) Keşfü’l-hafâ, 1,224
10) Müslim,îman, 12; et-Tergib, III, 618
11) Müslim, Tahare, 20; et-Tac. 1.93.