Makale

Aile Gerçeği Ve Toplum Çekirdeği

Aile Gerçeği Ve Toplum Çekirdeği

Kemal CENGİZ
Bolvadin Müftüsü

Aile, milletlerin temelini teşkil eder. İnsanlık tarihinin en eski toplum kurumu- dur. Aile hayatı,
İktisadî ve İçtimaî sebeplerle tarih boyunca genişlemiş, daralmış, anlayış değiştirmiş; ama daima varolagelmiştir01.
Gerek toplum, gerekse millet oluşumunun, fertlerin varlığı ile vücud bulduğu gerçeğinden hareketle dinimiz, temiz bir toplum ve onurlu bir millet için huzurlu bir aileyi esas almıştır. Bu nedenle İslam Aile Hukuku ile ilgili esaslar, temel kaynak olan Kur’an’da, teferruat derecesinde yer almıştır. Böylece, aile bütünlüğünü sarsabilecek en ufak tehlikeler bile dikkate alınmıştır.
Gerçek şu ki, aile insan yapısının temel karakter olarak şekillendiği bir ahlâk ve seciyye müessesesidir. Faziletli bir fert olabilmenin ilk şekli ailede verilir. Aile, topraktan yaratılan insan çamurunun içinde pişerek verilen şeklin temelleştiği bir fazilet fırınıdır. Aile ocağında pişmemiş insan hamdır, tad vermez. Çiğliğinden çevresi rahatsız olur. Asâlet onuru insanlara aileden geçer. Bu duygu öyle bir fazilettir ki, aşılanmaz; kökten sürer. Soysuza dünyanın en güzel elbisesini de giydirseniz, yine de çıplaktır.
Ailede belli bir şekil ve karakter kazanmamış insan, silik şahsiyeti ile çürük malzeme gibidir. Böyle bir malzeme ile sağlam bir iş nasıl yapılamazsa, fıtraten bozuk fertler ile de temiz bir toplum ve asil bir millet oluşamaz.
Bu nedenle aileye, millet olarak arzuladığımız hedeflere bizi ulaştıracak vasıtaların tesis edildiği temel müessese olarak bakmalıyız. Öyle ki o bozuksa, hiçbir müessese sağlam çalışmaz:
"Biz ki her mevcûdu yıktık, gayesiz bir fikr ile.
Yıkmadık birşey bıraktık, sade bir şey: Aile.
Hangi bir bünyanı mahvettik de ıslâh eyledik?
İşte viran memleket, her yer delik, heryer deşik!
Bunların tamiri kâbil, olsa ciddiyet, sebât;
Lâkin, Allah etmesin, bir düşse şâyet ailât,
En kavî kollarla hatta kalkamaz, imkânı yok.
Kim ki "kalkar" der, onun zerre kadar iz’anı yok!"(2)
Ferdin cemiyetle bağını kuracak ve onu topluma hazırlayacak olan da ailedir. Hayata, gözlerini içinde açtığı aile yuvasının sıcaklığında göğermeden cemiyetin soğuk bağrında sokağa düşen ailesiz ferdin, toplumda tutunması mümkün değildir. Ailede huzuru tada- madan cemiyete karışan fert, huzurun değerini hiçbir zaman bilemez. Sinirleri savaş halinde olup ruhî ızdırap içinde kıvranırken, gözleri kin ve nefretle dolu böyle bir fert, cemiyet ve millet için asla huzur getiren bir âmil olamaz 0>. Nitekim günümüzde, çeşitli hastahane, klinik ve hapishanelere düşen yüzlerce, binlerce çocuk üzerinde yapılan çeşitli araştırmalar sonunda, bu çocuklarda görülen çeşitli tavır ve hareket bozukluklarının ve hatta suç işleme eğilimlerinin en mühim âmili olarak aile terbiyesinin, ev ve aile hayatının kötü şartları tesbit edilmiştir<4). Vakıa görüyoruz ki, toplumun huzurunu kaçıranların çoğu, huzursuz aile çocuklarıdır.
İnsan topluluklarını millet şuuru ile manalı bütünlük içinde bir arada görüntüleyen tablodaki güzellik, aile hayatımızın düzeninden gelmektedir. Eğer insanlar aile şeklinde ocaklanmasalardı, ortada sürü halinde bir toplum olurdu. İnsanları serserilikten sorumluluğa, hayatlarını da hayvanîlikten insaniliğe yücelten fazilet hissi, aile yuvasının saadetinde gelişir.
İnsanlardaki yurt sevgisi de, vatan aşkı da aile ortamında elde edilir. Ocaklanıp, obalanarak aile kurumlarıyla bir yerde karar kılmamış mekânız insan, vatansız insandır. Kendi canından, başka düşüneceği canları olmayan böylesi biri için millet sevgisi, vatan aşkı anlamsız şeylerdir. "Milletin nev-i beşer, vatanım ruy-i zemin"® anlayışındaki bu yamuk kafaları düzeltmek mümkün değildir. Bu nedenle, bir toplumun vatan ve millet bütünlüğü için, sarsılmaz bir aile yapısına sahip olması temel şartlardan biridir.
Aile, toplumun çekirdeğidir. Toprak ne kadar Gönenli olursa olsun, çürük çekirdeğin ürün kalitesi nasıl düşük oluyorsa, medeniyet ne kadar ileri olursa olsun, aile yapısı bozuk olan millet fertlerinde de fazilet hissi düşük olur.
Toplumun hücresi durumundaki ailede yapılacak her türlü değişme, toplumu esastan etkileyecektir. Tarımda mahsul çeşidi için bitkilerin tohum hücrelerinde testler yapıldığı gibi; toplumların sosyal değişimleri için de aile yapılarında yenilikler geliştirilmektedir. Bu nedenle, aile yapısında meydana gelecek değişimlerin amili yenilikler, bir laborant merakı ile, “B akalım ne olacak!” şeklinde değil; bir tabib ciddiyeti ile “Ya olmazsa” endişesi içinde düşünülmelidir.
Aile mevzuu millî karakter meselesidir. Bu konuda hassasiyeti olmayanların yaklaşımı ile konuyu ele almak, millet haysiyeti ile oynamaktır.

1) Dr. Hayrettin Karaman, Mukayeseli Islâm Hukuku, 1/223.
2) M.Akif Ersoy, Safahat, 225.
3) Prof. Seyyid Kutub, Cihan Sulhu ve Islâm, Trc./65.
4) Doç. Dr. İbrahim Canan, Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye, 380.
5) Prof. Dr. Süleyman Uludağ, Islâm’da lrşad,69.