Makale

Kazvin'li ile Dövmeci

Kazvin’li ile Döğmeci

Mehmet Önder

Kazvinliler’in eski bir âdetidir. Vücutlarına, kol ve omuzlarına iğne ile mavi döğmeler yaptırırlar. Bir gün bir Kazvinli döğmeciye gider:
- Göğsüme bir döğme yap. Fakat canımı acıtma... der. Döğmeci:
- Peki ne resmi döğeyim?..
- Benim burcum aslan. Kükremiş bir aslan resmi döğ. Gayret et, döğmeyi adamakıllı yap..
Döğmeci:
- Peki!, diyerek iğneyi Kazvinli’nin göğsüne saplamaya başlar. Canı acıyan Kazvinli:
- Aman usta... Ne yapıyorsun, canımı yaktın!, diye bağırır.
Gönlü ışık yaratmayı, ışık vermeyi öğrenmiş olan
- Ne yapacağım, aslan döğ dedin, onun resmini yapıyorum.
- Neresinden başladın?
- Kuyruğundan..
- Bırak şu kuyruğunu, canım acıyor. Benim aslanım kuyruksuz olsun.
Usta yine "peki!" diyerek döğmeye başlar. Kazvinli.
- Aman canımı yaktın. Burası neresi?
- Kulağı.
- Bırak kulaksız olsun. Orasını da yapma.
Döğmeci, resmin bir başka yerinden başlar. Kazvinli yine feryadı basar.
- Neresini doğuyorsun?
- Gövdesini..
- Bırak benim aslanım gövdesiz olsun. Fena acıyor. Neredeyse bayılacağım...
Döğmeci dayanamaz:
- Ben senin gibi adam görmedim. Kuyruksuz, kulaksız, gövdesiz aslanı kim gördü? Allah böyle aslan yaratmamıştır. Haydi işine git...
Ve Kazvinli’yi dükkânından kovar...
MESNEVİ: - Kardeş, iğne yarasına sab-reyle ki, kâfir nefsinin iğnesinden kurtula-sın.
Varlıklarından kurtulmuş olanlara felek, güneş de, ay da secde eder.
Vücudunda nefsi ölen kişinin fermanına güneş de, bulut da tâbidir.
Gönlü ışık yakmayı, ışık vermeyi öğrenmiş olan kişiyi güneş bile yakamaz (Beyit : 3003-3006).
Varlığını o varlığı meydana getirenin varlığında, bakırı asit içinde eritir, yok eder gibi erit de altın ol.
Sen, sıkı sıkıya (ben) e (biz) e yapışmış, (yokluğa ve birliğe ulaşmamış) sın: Bütün bu bozuk - düzen işler, bütün bu perişanlıklar, ikilikten meydana çıkıyor... (Beyit : 3011 - 3012).