Makale

Erdemli Toplumun İnşası ve Din

Başyazı

Erdemli Toplumun İnşası ve Din

Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

Türkistanlı ünlü İslâm filozofu Farabi. asırlar önce kaleme aldığı El-Medinetü’l Fadıla isimli eserinde erdemli toplumu bilgi ve hikmet toplumu olarak tanımlamaktadır. Farabi şöyle der: " Erdem savılacak şey. yardımlaşmadır. İnsanlar kötülük için de yardımlaşabilirler. Ancak halkı gerçek mutluluğa ulaştıracak hususlarda yardımlaşan kent, erdemli kenttir. Mutluluğa ulaşmak için yardımlaşan toplum, erdemli toplumdur."
Türk asıllı bu filozofumuzun erdemli toplumun ayırt edici niteliği olarak tek başına bilgiyi yeterli görmeyip, bilgiyle birlikte hikmeti de lüzumlu görmesi dikkat çekicidir. Farabi’nin bu toplum tasarısı, aynı zamanda, ait olduğu insanı merkeze alan kültür ve medeniyet temeli ile, 18’inci yüzyıldan itibaren dünyayı etkisi altına alan aydınlanma düşüncesine ait insanı nesnelleştiren ve hakikat kaygısından yoksun enformasyonu öne çıkaran yaklaşım arasındaki temel farka da işaret etmektedir. Farabi’yi besleyen damarın, insana varoluş amacına uygun olarak madde ve mana dengesi içinde ele alan İslâm vahyi olduğunda kuşku yoktur.
Erdem, ahlâkî değerlerle yüklü hayırseverlik, yardımlaşma, dayanışma, alçakgönüllülük. doğruluk ve hayâ gibi yüce meziyetlerin genel adı olarak tarif edilmektedir. Erdemli olmak, bir insan için iman. İlim, irfan ve ahlâk bakımından olgunluğun yüksek mertebesine ulaşmak demektir. Erdemli toplum da en basit tanımıyla, erdemli kişilerden müteşekkil bir toplumdur. Bu toplum madde ile mana arasındaki dengeyi kurmuş, hayatın nihai anlamı ve öresi için perspektifini geliştirmiş ahlâkî değerleri yaşama geçirmiş bir topluluktur. Kur’an, yeryüzünde varoluş amacına uygun erdemli, örnek bir toplumu inşa etme sorumluluğunu, böyle bir amacı gerçekleştirebilecek donanımla yaratılan ve vahiyle kılavuzluk edilen Müslümanlara yüklemiştir. Kur’an’da İslâm toplununum marufu (insan fıtratına yabancı olmayanı) yayan, münkerden (insan doğasına ters düşen eylem ve düşüncelerden) de alıkoyan seçkin bir ümmet olarak tasvir edilmesinin anlamı budur.
Farabi’nin de ifade ettiği gibi erdemli toplumun en önemli özelliği fertlerinin birbirleriyle sürekli hayır yarışında olmasıdır. Buradaki hayır, mutlak anlamda olup, Kur’an’da sıkça kullanılan intak kavramından tutun: toplumdaki kötülüklerin, gayri ahlâkî davranışların, istismarların ve yolsuzlukların önlenmesine kadar uzanan her türlü gayreti içine almaktadır.
İslâm vahyinin inşa etmeyi amaçladığı erdemli toplumun fertleri, dayanışmanın en güzel örneklerini sergiler. Onlar keder ve sevinçlerin paylaşıldıkça artıp veya azalacağının bilincindedirler. Çünkü onların zihin formadan, "kendiniz için istediğinizi, din kardeşiniz için de istemedikçe gerçek mü’min olamazsınız” (Buhari. İman, 7) buyuran, Hz. Peygamber tarafından biçimlendirilmiştir.
Erdemli toplumun fertleri, söylem ve eylem birliği içinde olan ve toplumu güvenini kazanan kimselerdir. Onların en önemli özelliklerinden biri de, hayâ (utanma) duygusuna sahip olmalarıdır. Haya duygusu yaratılmışların içinde yalnızca insanlara bahşedilmiş bir duygudur. İnsan kaynaklı kötülüklerin çoğunun geri planında, hayâ duygusunun zayıflaması gibi bir sebep yatmaktadır. Uz. Peygamber’in. “eğer hayâ duygusundan yoksun isen, dilediğini yap” ifadesi (Buhârî, Enbiya, 54), bu gerçeğe işaret etmektedir. Haya, insanın yüce Yaratıcı ile kendisine saygısının bir tezahürüdür. İnsanlardaki hayâ duygularının güçlenmesi, günümüzde sıkça şikayet ettiğimiz kötülüklerin, arsızlıkların ve yolsuzlukların da azalmasına vesile olacaktır. Toplum olarak hayâ duygusunun geliştirilmesine yönelik sistematik stratejiler geliştiremem isek, erdemli toplum karşıtlarına da boşluk bırakmış oluruz. Bu ise, kendi ellerimizle kendi sonumuzun hazırlanması demektir.
Kuşkusuz erdemli toplumun inşası çileli bir uğraşıdır. Ancak bu uğur da herkesin üzerine düşeni yapması, özellikle din görevlilerimizin bu ideale ulaşmada omuzlarında önemli misyonları taşıdıklarının bilincinde olmaları gerekir. Din adamlarımızın materyalizm, hedonizm (hazcılık) ve Makyavelizm’in (çıkarcılık, fırsatçılık) hüküm sürdüğü günümüz dünyasında, insanımıza erdemli olmanın müşahhas örneklerini sunmak durumundadırlar. Bu işin ne kadar zor olduğu malumdur. Ancak erdeme varoluş önemi atfeden bizler. her şeye rağmen insanın ve erdemin gücüne olan sağlam inancımızı, haykırmak durumundayız. Değerler krizi geçiren lopluma bundan çıkış yolunu hazırlayabilecek tek çözümün, erdeme yapılacak çağrı olacağına inancım tamdır.
Gelecek sayıda buluşmak ümidiyle.