Makale

ANEMAS ZİNDANLARINDA BİR MABED: İVAZ EFENDİ CAMİİ

ANEMAS ZİNDANLARINDA BİR MABED:
İVAZ EFENDİ CAMİİ

Adem AĞAÇCIOĞLU

İstanbul Osmanlı döneminin muhteşem camileriyle dolu. Ama Fatih Ayvansaray da öyle bir camimiz var ki, konumu ile diğer camilerimizden farklı.
Kazasker İvaz Efendi tarafından (994/1585) Mimar Sinan’a yaptırılan İvaz Efendi Camii, diğer bir adıyla da Ayvansaray Camii, Bizans dönemine ait bir mahzen kalıntısı üzerine inşa edil miştir.
Cami, döneminin Osmanlı mimari tarzını halen daha üzerinde taşımaktadır. Duvarları kesme taş ve tuğla ile örülüdür. Altı desteğe oturtulan ana kubbe ve mihrap sofası ile beraber beş yarım kubbenin örttüğü cami, Osmanlı devrinin klasik devir eseridir. Camiyi üç taraftan U şeklinde saran ahşap son cemaat yeri re- vağı 1935’ten sonra yıkılmıştır. Minare kıble duvarının köşesine ayrı bir kütle olarak yerleştirilmiştir. Cami, mektep, medrese ve çeşmeden meydana gelen külliyeden, cami ve çeşme dışında bir eser kalmamıştır. Anadolu ve Rumeli Kazaskerliği yapmış olan Alanya’lı İvaz Efendi Hazire de (Mezarlıkta), caminin bahçesinde medfundur.
Anemas Zindanı, caminin İstanbul Surlarına bitişik olan ön bahçesindedir. Zindana düzgün ve geniş bir merdivenle inilir. İçerisi çok karanlık olduğundan ışıksız gezilemez. 3,75 X 9,50 m. boyutundadır. Üç kat halindeki zindan odalarında konik pencereler vardır. Anemas kulesi, İstanbul’daki Bizans surlarını koruyucu kulelerden biri; Eğrikapı’dan Haliç’e inen yolun sağındaki iki kuleden Haliç tarafında olanıdır. Bizans İmparatoru Aleksi- os Komnenos’a karşı ayaklanan Girit Kralı’nın birinci oğlu Mikhael Anemas, yakalandığı zaman buraya kapatıldığından kuleye Anemas adı verildi. Bundan sonra da kule yüksek rütbeli subaylar ve memurların tutuklandığı bir cezaevi oldu. Esas giriş yeri toprak altında kaldığı için, günümüzde kulenin içine girmek zordur.
Mahzenin, sonraları sarnıç olarak kullanıldığı, boru kalıntıları ve izlerinden anlaşılmaktadır.