Makale

Gelin Saflarımızı Sıklaştıralım

Mehmet Erdoğan

Gelin Saflarımızı
Sıklaştıralım

Cami toplanma yeridir; ulvî bir sefere hazırlık için toplanılan yer. Yolculuk nereye? Aşka, huzura ve ebediyete... Toplanma yeridir, çünkü dağınıklığın, parçalılığın giderildiği, parçaların birleştirildiği bir mekândır camiler.
Cami tevhidin müesses kalesidir. Şirkin, çokluğun, ayrılığın tevhide dönüştürüldüğü bir mekteptir camiler. Orada müminler topluluğu, cemaat, yani yüce yaratıcının inanmış kulları omuz omuzadır. Bireyler, farklı diller, farklı renkler, farklı sınıflar vs. yoktur. Doğum ve ölümde eşitlenen bütün farklılıklar camide bir sese ve bilince kavuşur: Allahu Ekber, Allahu Ekber... Günde beş defa yinelenen bir çağrıdır bu. Tevhidin sesi ve çağrısı! İşte bu ses, camide talim edilir ve orada kıyama, rükûa ve secdeye dönüşür.
Cami sosyal hayatın merkezî bir kurumudur. İslam medeniyetinin şehirlerinde caddeler ve sokaklar camiye açılır. Yollar onunla tevhide dönüşür. Cami, bütün yolların kesiştiği bir havzadır. Hayat suyunun, öz suyun, kandığımız suyun, yıkandığımız/arındığımız suyun toplandığı bir havza. Yolların toplandığı ve sonra tekrar çoğaldığı bu evrensel mekânlar geçmişle geleceği, doğumla ölümü, fizikle metafiziği kubbesinin altında toplar. Bir anlamda şehirlerin akciğeridir onlar; şehirler camilerle soluk alıp verir!
Camiler ihtişamın ve tevazuun, birey ve cemaat olmanın, dünya ve ukbanın, aklın ve gönlün, sessizliğin ve ritmin kesiştiği, buluştuğu huzur mekânıdır. Ayrıca camiler İslâm kültür ve medeniyetinin gönül sarayıdır. Şehirlerin en mümtaz yerlerinde inşa edilen camiler, âdeta onların mührüdür. Taş ve ahşap, camilerde sanki dans eder. Nesilden nesile aktarılan bir İlâhi bestesi olur. Süsleme sanatı ise saltanatına burada kavuşur. Bu yönüyle camiler albenili bir nazenin ve dildadedir.
Camiler Müslüman toplumların sosyal hayatının kalbi mesabesindedir. Düğün, sünnet ve ölüm gibi insan hayatının büyük dönemeçlerinde yollar buradan geçer. Akraba ve komşular, birleşen hayatlara duayla tanıklık eder. Allah’ın eli aşkla ve duayla temeli atılan ailelerin üzerinde olur. Bedeni kutsallaştırmadan erilliğe varoluşsal bir anlam kazandıran sünnet merasimleri, özünde bir cami şenliğidir. Vuslata kavuşan ruhların dualarla uğurlandığı yer olan camiler, Allah’ın dünyadaki beytinden uh- revî âlemine yolculuk durağıdır. Salâların aşk, hasret, çağrılış kokan tılsımından gökyüzüne doğru yükselen ruhların son durağıdır onlar.
Hutbelerle, vaazlarla aydınlanır zihinler; mevlitlerle, İlâhilerle, dualarla aydınlanır gönüller; ezanlarla, salâlarla silinir kulakların pası!
Din görevlisine gelince onlar, bu mekânların gönüllü neferi, gülistanın bülbülleridir. Sevgi, bilgi ve ibadet mekânı olan camilerimizin vefakâr, cefakâr ve fedakâr kahramanları olan din görevlileri, özünde peygamber vârisidir.
İslam’da, diğer inanç sistemlerinde olduğu gibi din adamı sınıfı yoktur. Yani din hizmetleri bir sınıfsal kast hizmeti olarak verilmemektedir. Din hizmeti veren insanlar, bütün resmî hüviyetlerine rağmen bunu önce inanç şuuruyla benimsemektedir. Çünkü din hizmeti çok yönlü bir eğitim hizmeti olarak ele alınmaktadır. Tarih boyunca hep böyle olagelmiştir. Ahilik kurumu bunun en somut örneklerinden biridir.
Yeryüzü Müslümana mescit kılınmıştır. Bu, ibadet kavramının mekânı aşan boyutuna işaret eder. Cami ise kıyamın, rükûun ve secdenin bir’leştirilmesi, bütünleştirilmesi demektir. Din görevlisi, bu ulvî eylemin rehberi ve öncüsüdür.
Kürsüsü bilgi, minberi haber, mihrabı aşk merkezi olan bu yüce mekânlar yeryüzünde Allah’ın birer evidir. Gelin, Allah’ın evinde saflarımızı sıklaştıralım. Doğru bilgiyi, güvenilir haberi ve İlâhî aşkı birlikte kuşanalım. Camiye karşı yüzümüz olsun, sonunda nasılsa yolumuz oraya düşecektir!