Makale

Sende mi gülyağı şişelerini devirdin?

Sende mi gülyağı şişelerini devirdin?
Dr. Mehmet Önder


Geçen sayımızla başladığımız Mesnevî hikâyelerine bu sayımızda da devam ediyor ve Mesnevi’nin birinci cildinden güzel bir hikâyeyi daha sizlere sunuyoruz...


Vaktiyle aktarın biri, dükkânında çok sevdiği bir papağanı besler. Güzel papağan, gülyağı şişeleriyle dolu dükkânın bir köşesinde, gelen giden müşterilere dil dökmekte, onları eğlendirmektedir.
Bir gün aktar, papağanı dükkânda bırakarak evine gider. O sırada, fare peşinden koşan bir kedi, dükkâna girer. Papağan, kedinin kendisini kapmak üzere dükkâna girdiğini sanarak, can havliyle yerinden fırlar ve rafa atlar, atlar ama, gülyağı şişelerini de sangı r-şungur devirir. Derken korkuyla ikinci, oradan üçüncü rafa atlar. Bütün şişeler tuz buz olur. Dükkân gülyağı kokusuyla dolar.
Biraz sonra, aktar evinden dükkânına gelir. Kepenkleri kaldırınca bir de ne görsün, her taraf darmadağın.. Bütün şişeler kırılmış, özene bezene hazırladığı canım gülyağları yerlere dökülmüş. Zavallı papağan ise, bir köşede, korkudan tiril tiril titremekte... Aktar, durumu görünce fena halde kızar. Bu işi, papağandan başka kim yapar diye düşünerek, zavallıyı yakalar, başlar dövmeye.. Papağan dayağı yer ama, o günden sonra da, pısırık, korkak bir hayvan olur. Üzüntüsünden dili tutulur, tüyleri dökülmeye başlar.
Aktarın öfkesi, kızgınlığı geçmiştir artık.. Sevgili papağanının dilinin tutulduğunu, tüylerinin döküldüğünü görünce de son derece pişman olur, doktorlara başvurur, türlü ilâçlar yapar, fakat nafile.. Hiçbiri kâr etmez.. Zavallı papağan hem lâl (tat), hem kel. Adamcağız bakar ki, olacak gibi değil, papağanı kendi haline bırakıverir.
Aradan aylar geçer. Birgün, dükkânın önünden başı tas gibi çıplak, saçları dökülmüş bir adam geçer. Papağan bu tüysüz adamı görünce, kendi kendine: (Bu da bizden...) diye düşünür, şöyle bir silkinir, saçsız başını kanadının altından çıkararak dile gelir. Adama:
— Hey ahbap.. Başın niye kel? Yoksa, sen de benim gibi gülyağı şişelerini mi devirdin?
Diye seslenir.
MESNEVİ: - Temiz kişilerin işini kendi işine kıyas etme. Arslan anlamına gelen Farsça (şîr) kelimesi ile süt anlamına gelen (şîr) aynı yazılırsa da ayrı ayrı şeylerdir. Düşün ki, her iki arı da aynı çiçeği emerler. Fakat birinden bal, diğerinden zehir meydana gelir. Her iki kamış da bir sulakta büyür. Fakat birinin içi boş, diğerinin içi şeker doludur.. (Beyit: 263-270)