Makale

Tavaf bilinci ve adabı

Tavaf bilinci ve adabı

Selva Özelbaş
İstanbul-Üsküdar Vaizi
Tavaf
Tavaf, bir şeyin çevresinde dolaşmak, dönmek demektir. İbadet anlamında ise tavaf, Hacerü’l-Esved’in bulunduğu köşeden veya hizasından başlayıp, Kâbe’nin etrafında yedi defa dönmektir.
Tavaf bilinci
Kâbe’yi tavaf Allah’ın emridir. Allah, Hz. İbrahim’den insanları hacca davet etmesini; onların kirlerini gidermelerini ve Kâbe’yi tavaf etmelerini istemiştir. (Hac, 22/29.) Hacıların kirlerini gidermelerinden maksat, genel olarak bütün bedenî kirlerden arınmalarıdır. "Eski evi tavaf etsinler" demek, Kâbe’nin etrafını dolaşsınlar demektir ki, bir defa dolaşmaya "şavt" denir. Bir tavaf, yedi şavttan ibarettir. Adına "Tavaf-ı ifada -Ziyaret tavafı-" denilen tavaf haccın en önemli iki rüknünden biridir ki, şavtlarından dördü farz, üçü vaciptir. Ayrıca Kâbe’ye ilk varıldığında yapılan tavafa "Tavaf-ı kudüm", ayrılırken ya da farz tavaftan sonra yapılan en son tavafa da "Veda tavafı" denir.
Tavaf kelimesi Kâbe’nin etrafındaki dönüşle özdeşleşmiş bir kelime olmakla birlikte aslında tavaf, kâinatın ibadeti, meleklerin tesbihidir. Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de,"Yedi gök, yer ve bunların içinde bulunanlar, Allah’ı tesbih ederler. O’nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir varlık yoktur." buyurmaktadır (İsra, 17/44.) Gerçekten de kâinattaki her şey bir yörünge etrafında dönmekte ve âdeta tavaf etmektedirler ki, atomun en küçük parçalarının çekirdeğin etrafında dönüşü ve gezegenlerin bir yörünge etrafında dönüşleri buna örnektir. Nitekim Kur’an’da Güneş ve Ay’ın bir yörüngede döndükleri ifade edilmektedir. (Yasin, 36/40.) Kâinattaki varlıkların bu dönüşü Allah’a itaatin ve boyun eğişin bir simgesi olarak yorumlanmaktadır. İnsan denen varlık da, Kur’an’da temelleri Allah tarafından konulduğu (Bakara, 2/127.) ifade edilen ilk ev (Âl-i İmran, 3/96.) Kâbe’nin etrafındaki tavafı ile bütün varlıklarla birlikte bu itaate ve dönüşe iştirak etmektedir.
Tavaf meleklerin ibadetidir. Büyük muhaddis Ezrakî’nin Kâbe ve Mekke tarihi hakkında yazdığı eserinde belirttiği gibi, Allah meleklerin tavaf etmesi için önce Arşın altında Beyt-i Mamur’u yarattı. Melekler bu beyti tavaf ederlerdi. Yer ehlinin tavaf etmesi için de Cenab-ı Allah meleklerden bir kısmını yeryüzüne göndererek onlara, bir beyt yapmalarını emir buyurdu. Melekler de bu emri yerine getirdiler. Beytullah tamamlandıktan sonra Cenab-ı Allah yer ehline, gök ehlinin Beyt-i Mamur’u tavaf ettikleri gibi bu Beyt’i tavaf etmelerini emretmiştir.
Tavaf bir kelime ve bir söz olmanın dışında bir davranıştır, anlamlı bir yürüyüş ve duruştur. Kulun Rabbine itaatini, boyun eğişini temsil eden bir eylemdir. Kâbe’nin etrafında gerçekleştirilen Yedi defa dönüş adedi çokluğu ve sonsuzluğu ifade eder. Mümin de Kâbe’yi tavaf ederken aslında bu ucu bucağı olmayan sonsuzluğa uzanan bir duruşa ve yürüyüşe niyet etmektedir. Mümin tavaf yürüyüşü esnasında Peygamberimiz’in atası Hz. İbrahim’in izine rastlar ve Kur’an’ın ifadesi ile makamına uğrar ve tarihe gözleri ile de tanıklık eder.
Kâbe’yi tavaf büyük sevabı olan bir ibadettir. Abdullah ibn Ömer, "Ben Rasulüllah (s.a.s.)’ın şöyle buyurduğunu işittim: "Kim Kâbe’yi tavaf eder ve (tavaftan sonra) iki rekât namaz kılarsa bir rakabe (köle veya cariye) azat etmiş gibi sevabı olur." (İbn Mace, Sünen, Kitabü’l Menasik, Had. No: 2956.) " der.
Tavaf, Allah’ın Kur’an’da belirttiği "Hz. İbrahim’in makamının bulunduğu ve oraya giren herkesin emin olduğu mekân"da (Âl-i İmran, 3/97.) eda edilen bir ibadettir. "Lebbeyk Allahümme lebbeyk; buyur Allahım buyur emrine amadeyim." dedikten sonra kulun, Allah’ın huzurunda bu davete nail olduğu ilk noktadır. Yıllardır namazlarında yöneldiği, gözleri ile görmeyi hayal ettiği kıblesine vardığında nasıl vecde geldiğinin ifadesidir. Müminin her gün beş vakit namazında yöneldiği Kâbe’ye kavuştuğu zaman onun etrafında dönerek, âdeta kazandığı mükâfatın cevabını tavaf ile bulmasıdır.
Tavaf teslimiyetin simgesidir. Kâbe’nin etrafında dönen müminler tıpkı bir galaksinin milyarlarca yıldızla dönüşünü andıran bir manzara arz ederler. Tavaf eden Müslümanlar onun cazibesine kapılıp, büyük bir hazla dönen yıldızlar gibi Kâbe’nin etrafında dönerler. Her mümin bu manevi çekim alanında ilahî takdire boyun eğen her zerre gibi kendini akışa bırakır.
Kâbe’de tavaf, bir güç ve gösterinin simgesidir. Tavafta özellikle erkekler ilk üç şavtta çalımlı yürüyerek -remel- sağ omuzlarını açık –ıztıba- tutarlar. Bunun önemli bir nedeni vardır. Müslümanlar Medine’ye hicret ettikten sonra oranın iklimi onlara ağır gelmiş ve biraz zayıf düşmüşlerdi. Onların bu durumu müşrikler tarafından dile getirilince peygamberimiz müşriklere karşı güçlü görünmeleri için Müslümanlara, omuzlarını açık tutarak heybetli yürümelerini emretmiştir. Bundan anlıyoruz ki Müslümanların güçlü görünmeleri önemlidir özellikle de düşmanlarına karşı çok güçlü görünmeleri ve açık vermemeleri gerekmektedir. Gönümüzde de Müslümanlar bu güçlü duruşun yöntemlerini bulmalı ve bütün dünyaya bunu hissettirmelidirler.
Beytullah etrafındaki tavaf, namaz gibidir. Peygamberimiz İbn Abbas’tan gelen rivayette: "Beytullah etrafındaki tavaf, namaz gibidir." (Tirmizi, Hac, 112, (960); Nesai, Hac, 136, (5, 222)) buyurmuştur. Gerçekten de tavaf birçok yönlerden namaz gibidir. Tavafta da tıpkı namazda olduğu gibi hadesten ve necasetten taharet, setr-i avret şartları vardır ve bunlara önemle riayet etmek gerekmektedir.
Evet, tavaf tıpkı namaz gibidir. Fakat ondan farkı Müslüman namazda dünyanın bir ucundan Kâbe’ye yönelerek namaz kılabilirken, tavaf hemen Kâbe’nin etrafında, yanı başında ve sola alınarak etrafında dönmek şeklinde eda edilmektedir. İnsanın kâbesi ve Allah’ın nazargâhı olan kalp ile dinin kıblesi olan Kâbe tavaf esnasında karşı karşıya gelir. Hz. İbrahim ve Hz. İsmail’in Allah’ın evini, etrafında dönerek inşa ettikleri gibi mü’min de af dileyen tavafları ile gönül evini inşa eder.
Namaza duran Müslüman "Allahü Ekber" ile tahrimede bulunurken tavafta da ona benzer bir şekilde "Bismillah, Allahü Ekber" diyerek Haceru’l Esved’i istilam eder ve tavafa başlar. Tavafın namazdan farkı konuşulabilmesidir fakat Rasulüllah, "Kim tavaf sırasında konuşursa sadece hayır konuşsun." (Tirmizi, Hac, 112, (960); Nesai, Hac, 136, (5, 222)) buyurmuştur.
Tavaf Rabb’e yöneliştir. Âdeta meleklerle beraber oluş, onlarla beraber Allah’ı tesbih ediştir. Yeryüzüne indikten sonra Beyt-i Mamur’un özlemi ile Kâbe’yi tavaf eden Hz. Âdem ile beraber ve onun gibi tövbe ediştir. Aynı şekilde Kâbe’yi inşa eden Hz. İbrahim ve Hz. İsmail ile beraber oluş, onlarla el ele tutuş ve göz göze geliştir.
Kâbe’de tavaf dünyanın her bir köşesinden gelen müminlerin hep beraber tek bir yürek olup bir olan Allah’a birlikte yönelişi, birlikte yürüyüşü anlamına gelmektedir. Dolayısıyla Kâbe’yi tavaf tevhidin simgesidir. Birlik ve beraberliğin ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Tavaf bütün müminlerin Allah’ın evinde ve onun huzurunda eşit muamele gördükleri bir ibadet şeklidir. Tavaf, kişinin ben olmaktan çıkıp biz olduğu ve müminler denizinde kaybolduğu bir zaman dilimidir.
Tavafın adabı
Tavaf, âlemleri yaratan, kıyamet gününün sahibi, kuvvet ve kudret elinde olan, sadece ve sadece kendisine hamd edilen Allah’ın yeryüzünde inşa ettiği Beyt’inin etrafında eda edilen bir ibadettir. Hac ve umre ibadetlerinin dışında da kullar sırf Allah’ın rızasını kazanmak için nafile tavaflar yapabilirler. Müslüman ister farz ister vacip ister sünnet ve nafile, hangi tavafı yapıyor olursa olsun tavaf esnasında Kâbe’nin hürmetine zarar vermeden ve edepli bir duruşla o kutsal mekânda var olmak durumundadır.
Allah (c.c.), Kur’an’da buyurduğu gibi, tavaf edenlere, rükû ve secde edenlere çok değer vermekte ve peygamberlerine, bu amaçla gelenler için Kâbe’yi temiz tutmalarını emretmektedir. (Hac, 22/26.) Bizler de Allah’ın peygamberine verdiği bu buyruğa Müslümanlar olarak itina göstermeli, tavaf ederken ve tavaf edenler için Allahın evini temiz tutmalıyız. Tavaf esnasında insanlara zarar verecek ve tavaf alanını kirletecek herhangi bir şeyi yerlere atmamaya özen göstermeliyiz.
Yine Kur’an-ı Kerim’de Allah (c.c.), oraya giren herkesin emin olduğunu beyan etmektedir. (Âl-i İmran, 3/97.) Bu durumda Müslüman tavaf ederken, Allah’ın emanındakilere karşı son derece saygılı davranmalı, tavaf etmekte olan hiçbir Müslüman kardeşini rahatsız etmemeli, incitici davranışlarda bulunmamalıdır. Tavaf alanında mutlaka yaşlı, hamile ve çocuklar gibi güçsüz ve zayıf insanlar bulunacaktır. Bütün bunları göz önünde bulundurarak tavaf edilmeli, tavafa giriş ve çıkışlarda usulüne uygun tarzda hareket edilmelidir.
Âlemlere rahmet olan peygamberimiz (s.a.s.) İbn-i Abbas’dan gelen rivayette: "Beytullah etrafındaki tavaf, namaz gibidir. Ancak bunda konuşabilirsiniz. Öyle ise, kim tavaf sırasında konuşursa sadece hayır konuşsun." (Tirmizi, Hac, 112, (960); Nesai, Hac, 136, (5, 222)) buyurmuştur. Bu da gösteriyor ki, tavafta her ne kadar konuşulabilirse de malayani ve boş konuşmalardan özellikle dedikodu ve benzeri konuşmalardan sakınmalı, tıpkı namazda olduğu gibi tavafta da huşu ve huduyu muhafaza etmelidir ki böylece yaptığımız tavaf, Rabbimizin hoşnut olacağı, kabul edeceği mebrur bir tavaf olsun.
Tavaf esnasında mümin dilini ve gönlünü dua ve tesbihatlarla, zikirlerle, tefekkürle meşgul etmeli, ezberinde olmasa da en saf ve temiz duygularla dilinin döndüğünce Rabbimize yalvararak tavaf etmeli. Çünkü Mescid-i Haram’da tavaf etmek, kulun Rabb’ine bu dünyada koşarak geldiği maddi boyutun en zirve noktasıdır. Mümin bu noktada gözünü Kâbe’ye dikmeli, zaman zaman dili susmalı gönlü konuşmalı, gönlü dile gelmeli, tefekkür boyutuyla mü’minler denizinde aşk ve vecde dalmalıdır.
Kâbe’yi tavaf esnasında özellikle kadınların izdihamdan uzak durmaya çalışmaları, dua ederken kendileri duyacak kadar kısık sesle okumaya özen göstermeleri edebe en uygun davranıştır.
Rabbim, Harem-i Şerif’te dua etmeyi ve oradaki en güzel dua olan makbul tavaflar yapmayı cümlemize nasip etsin.