Makale

FERT VE TOPLUM İÇİN DİNE VE DİN EĞİTİMİNE OLAN İHTİYAÇ

Şükrü ÖZTÜRK / Din Eğitimi Dairesi Başkanı

FERT VE TOPLUM İÇİN DİNE VE DİN EĞİTİMİNE OLAN İHTİYAÇ

Din, insan için fıtri bir ihtiyaçtır ve kaynağı ilahidir. Gayesi ise, insanların olgunlaşmasını, ahlâkının güzelleşmesini, ayrılıktan - gayrılıktan uzak olmalarını, bir arada huzur içinde yaşamalarını, öldükten sonra Allah’ın rızasına kavuşmalarını temin etmektir. Bir başka ifade ile dinin gayesi, insanların hem dünyada, hem de ahirette mutlu olmalarını sağlamaktır.
Yukarıda özetlenen dinin gayesi, Islâm dininde ise ideal noktaya ulaşmıştır. Çünkü Islâm dini, müslümanları; iyiye, güzele, hayıra, yardımlaşmaya, birliğe, sevmeye, hoşgörülü olmaya, insanlar ile iyi geçinmeye, haksızlık yapmaktan, zulüm etmekten, dargın durmaktan, insanların arasını açmaktan, fitne fesat çıkarmaktan, insanlar arasında kin ve nefret tohumları ekmekten, huzursuzluğa sebep olacak her türlü söz ve davranıştan uzaklaşmaya çağırmaktadır.
Görüldüğü gibi, insan davranışlarını ciddi bir şekilde kontrol edebilen, insanların bencil tutkularına gem vurabilen ve onların toplu halde yaşamalarını kolaylaştıran din, yerine başka bir şey ikame edilemeyecek kadar rakipsiz bir sosyal değerler bütünüdür. Bütün bunlar göstermektedir ki din, insanın olduğu kadar, toplumun da sosyal kontrolünü sağlayan en etkin vasıtalardan birisidir.
Güçlü bir manevi otorite olarak, ferdin, dolayısiyle toplumun davranışlarını kontrol edebilmesi ve onlara müsbet yönde etkili olabilmesi için, insan fıtratında var olan din duygusunun, duygu aşamasında kalmayıp olgu aşamasına intikali şarttır.
Bir toplumu millet yapan unsurlar arasında önemli bir yer işgal eden ve diğer unsurları da oldukça etkileyen dinin; sosyal ahlâkın şekillenmesinde, milli terbiyenin yönlenmesinde, milli örf ve adetlerin oluşmasında, milli birlik ve beraberliğin kurulmasında, kurulan birliğin devam ettirilmesinde, vatan, bayrak ve benzeri ortak milli duyguların canlanmasındaki rolü ve fonksiyonu aşikârdır. İnkârı da mümkün değildir.
Bütün bunların yanında, sosyal barışın tesisinde, yardımlaşma ve tesanüdün temininde çimento vazifesi gören, insan hayatının, dolayısıyla toplum hayatının her safhasında var olan ve etkisini gösteren dinin; fonksiyonunu müsbet yönde yapabilmesi, iyi anlaşılması, doğru yorumlanması, hurafelerden arındırılması ile mümkündür. Bu da ciddi ve sağlam bir din eğitimi ile gerçekleşir.
Bir toplumda, din gereği gibi ve doğru olarak öğretilmezse, bu sahada boşluklar bırakılırsa, birileri bırakılan boşlukları din adına yanlışlarla doldurur. O zaman toplumda din adına gruplaşmalar, bölünmeler başlar. Bu da o toplumda yaşayan insanların huzurunu bozar, rahatını kaçırır.
Dinini öğrenmek ve öğretmek dindar için sadece bir vazife değil, aynı zamanda bir haktır. Bu sebeple ;
- Hukuk açısından
- Felsefe açısından
- Sosyal açıdan
- Genel Eğitim açısından
- Milli birlik ve bütünlük açısından din eğitimine ihtiyaç vardır. Bu ihtiyacı karşılamak da devletin görevidir.
Devlet adına eğitim hizmetlerinin sorumluluğunu taşıyan bütün yetkililer, objektif olarak konuyu değerlendirmeli, milletimizin milli ve dini açıdan ihtiyacına cevap verecek ve milletimiz tarafından benimsenecek bir eğitim seferberliğini başlatmalıdırlar. Aksi takdirde sorumlular vebalden kurtulamaz.