Makale

RAMAZAN CAMİLERİ

Arif YEĞİN
RAMAZAN CAMİLERİ

İlk bakışta, bir devrik cümle görünümü veren yazı baslığı, sakın sizleri yanıltmasın. Bu baslık düşünülerek, bilerek seçilmiştir.
Bilindiği gibi ülkelerin dini kimliklerini ortaya koyan en somut örnekler, hiç şüphesiz o ülkelerin dini yapılarıdır.
Hiç tanımadığınız yabancı bir ülkeye ilk ayak bastığınızda, eğer sizi devasa kiliseler ve katedraller karşılıyorsa, bilirsiniz ki bir Hristiyan ülkeyi ziyaret etmektesiniz. Aynı şekilde ilk defa gördüğünüz ülke şayet bir Müslüman ülke ise; gözünüze çarpan ilk yapılar, camiler ve onla-
Bir Müslüman ülke olarak milletimiz, tarihi boyunca camilerle âdeta etle-kemik gibi bir münasebet içinde olmuştur. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin bugün hâlâ ayakta kalan camileri, türbeleri en müstesna örnekleri teşkil etmektedirler.
Cumhuriyet dönemimizde de gerek yurt içinde, gerekse yurt dışında çok sayıda cami inşa edilmiştir. Halen yurdumuzda yılda yaklaşık 1000-1500 arasında cami inşa edilmektedir. Yurt dışındaki çalışan işçi yurttaşlarımızın kendilerine gelir gelmez ilk düşündükleri şey, hemen bölgelerine bir cami inşa etmektir.
Kısaca camiler, tarihimiz ve kültürümüzün vaz geçilmez kutsal bir emaneti gibidirler.
Nitekim, Sütçü imam’ın Fransızlara karsı takındığı kahramanca tavır ilk defa Kahramanmaraş’taki bir camide filizlenmiştir. Aynı şekilde istiklâl Marşı’mızın yazanı Mehmet Akif ERSOY da, istiklâl Savaşımızda, milletimizi bir ülkü etrafında toplama mücadelesini, Kastamonu ilimizdeki Nasrullah Camii’nde başlatmıştır.
İşte yakın tarihimizden arzetmeye çalıştığımız bu unutulmaz olaylara mekanlık eden camilerimiz Ramazan ayında bir başka güzelliğe bürünürler.
Halkımız arasında 11 ayın sultanı olarak adlandırılan Ramazan ayının, en yoğun duygularla hissedilip yaşandığı yerler camilerimizdir. Çünkü bu ayda camiler, kulların 5 vakit namaz görevine ilaveten kıldıkları teravih namazları yanısıra, yalnız Ramazan ayına mahsus olmak üzere okunan mukabelelerle ayrı bir canlılık ve sosyal karakter kazanırlar.
Baba ile oğulun, dede ile torunun, namaza ilk başlayanlarla, kıdemlilerin harman olduğu bir cemaatın iştirakiyle birlikte kılınan teravih namazlarının, manevî hazzını, ancak bu zevki tadanlar bilir.
Hele çift minareli camilerin şerefeleri arasında, her biri, bir İslâmî emri içeren veya hatırlatan camilerin gerdanlıkları mesabesindeki mahyalar, Müslümanların, Ramazan ayına ait unutulmaz tiryakiliklerindendir.
Gün ortasında, genellikle ikindi namazlarını müteakip güzel sesli hâfızlarca okunan Peygamber sünneti mukabeleler, meraklıları ve takipçileri için manevi bir zemin hazırlarlar.
Keza iftarların hemen sonrasında, teravih namazı öncesi yapılan milli birliğimizi pekiştirici va’z ve nasilatlar, o gün tutulan oruçların manevi bir mükâfaatı gibidirler.
Hasılı bütün bu dini etkinliklere mekan olan camilerimiz, Ramazan ayında; "Allah’ın mescidlerini ancak Ona iman edenler imar eder." mealindeki ayeti celilenin işaret ettiği manevî zenginliğe ve güzelliğe kavuşurlar.
Ne yazık ki Ramazan ayının sona ermesiyle birlikte camilerimizdeki bu güzellik ve zenginlik adeta ruhun bedeni terketmesi gibi yerini bir sessizlik ve hüzne terkeder.
İste ramazan ayının sona ermesiyle, .şimdilerde yaşanan hüzün gibi’..,.
Allah hepimizi, eskilerin deyimiyle “an Karibüz zaman (en kısa zamanda] tekrar o Ramazan camilerinin zenginliğine kavuştursun!