Makale

74. Kuruluş Yıldönümünde DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

BAŞYAZI

MEHMET NURİ YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

74. Kuruluş Yıldönümünde
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI

Diyanet işleri Başkanlığı; bir Cumhuriyet müessesesi olarak 3 Mart 1924 yılında kuruldu. Bilindiği gibi, bu yıl Cumhuriyetimizin kuruluşunun da 75. yılıdır. Bu vesile ile, Başkanlığımızın Cumhuriyetle yaşıt ve Cumhuriyet döneminin en eski ve köklü bir kuruluşu olduğunu bir kez daha hatırlatmamız gerekiyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı; Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetlerinde, 1920-1924 yılları arasında Bakanlık olarak temsil edilmiş olan Şer’iyye ve Evkaf Vekâleti yerine ikame edilmiş bir kuruluştur. Söz konusu Vekaleti lağvedip Diyanet işleri Reisliği’ ni kuran kanunun gerekçesinde, din ve orduyu politika dışında tutmanın zarureti üzerinde durulmuştur. Bu cümleden olarak mesela-, politik bir nedenle veya bir vekalette ortaya çıkan bir yolsuzluk sonucunda düşen Kabine ile birlikte dinin, din hizmetlerinin ve din görevlilerinin temsilcisi durumundaki Şer’iyye Vekili’ nin de düşmesi, dine karşı bir saygısızlık addedilmiştir.
Başkanlığımız; Cumhuriyetin mimarları tarafından "Cumhuriyetin Makamında belli bir misyon ve amaçla tesis edildi. 0 da; İslam’ın inanç ve ibadetleriyle ilgili işleri yürütmek, cami ve mescidlerin idaresine bakmak. Ancak, gelişen tolum- da ortaya çıkan yeni ihtiyaçlara paralel olarak, Başkanlığın ve mensuplarının hizmet alanlarının da kemiyet ve keyfiyet açısından gelişmesi tabii idi. Nitekim pratikte de böyle olmuştur. Kuruluşundan günümüze kadar statüsünde, mevzuatında önemli gelişmeler olmuş; buna paralel olarak bir taraftan personel sayısı artarken, bir taraftan da halka götürülen din hizmetinin kalitesi yükselmiştir ve yükselmeye devam etmektedir.
1965 yılına geldiğimizde Başkanlığın en önemli 1 teşkilat kanunu olan 633 sayılı "Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun” kabul edilmiş, bu kanunun, kuruluş amacını ifade eden birinci maddesiyle, teşkilat çok mühim bir misyon ve görevi artık "yasal’ olarak üstlenmiştin Toplumu din konusunda aydınlatmak... Bu amacın gerçekleştirilmesi; çok şümullü, çok yönlü bir din ve irşad hizmetini gerektiriyor. Bu hizmetin gerektiği şekilde yürütülebilmesi için yeterli maddi desteğe ihtiyaç vardı. Bu noktada necip milletimizin hasbi gayretlerini anmak üzerimize bir vecibedir. Bu millet, kendisinin ve çocuklarının dini cehalet içinde kalmaması, İslam’ın insanlığa bahşettiği yüce değerlerle mücehhez olması, ülkemizi maddi ve manevi yönden kalkındıracak dengeli, gayretli ve fedakar insanların yetişmesi için bütün imkanlarını sebil etti. Yurtiçi ve yurtdışında Cami yapımı, Kur’an Kursu inşa edilmesi gibi resmi bütçe ile karşılanamayan hizmetlerimize katkıda bulunmak üzere Türkiye Diyanet Vakfı’nın kurulması, bu gayretlerin semerelerinden sadece birisidir.
Din hizmeti; Allah Resulü’nden günümüze kadar kesintisiz yerine getirilmiştir. Özellikle Müslüman Türk milleti; Yüce Dinimizin insanlığın dünya ve ahiret mutluluğunu amaçlayan ölümsüz prensiplerini tebliğ etmede eşsiz gayretler ve fedakârlıklar göstermiştir. Hatta, millet olarak topyekûn hayat-memat mücadelesi verdiğimiz Milli mücadele yıllarında bile, bütün maddi- manevi imkansızlıklara rağmen bu hizmet, canla başla yerine getirilmeye çalışılmıştır. Hiçbir dönemde din hizmeti askıya alınmamış, devamlılığı sürekli temin edilmiştir. İhtiyaç duyulan hizmetlerin rahat ve eksiksiz bir şekilde yerine getirilebilmesi için çağın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde Başkanlığımızın yeni bir teşkilat kanununa kavuşturulması, mevzuatının çağdaş ihtiyaçlara göre yeniden dizayn edilmesi şarttır. Halkın dini ihtiyaçlarını daha mükemmel karşılayabilmenin, verilen hizmetleri daha ileri noktalara götürebilmenin bir gereğidir bu. Hizmet alanları oldukça genişlemiş ve sürekli genişleyen bir teşkilatı, 1965’de çıkartılan bir yasa ile arzu edilen şekilde idare etmenin ve tatminkar bir din hizmeti sunmanın zorluğu açıktır.
Ülkemizde din hizmetlerini ve irşad faaliyetlerini organize eden Diyanet işleri Başkanlığı gibi bir teşkilata olan ihtiyacı izaha kalkışmak bile gereksizdir. "Diyanet olsun mu olmasın mı? Kaldırılsın mı kaldırılmasın mı?” Devlete bağlı kalsın mı kalmasın mı?” tartışmalarını gündemimizden çıkarmak zorundayız. 74 yıllık bir tecrübenin, bu tartışmaların gereksiz olduğunu ortaya koyması açısından yeterli olduğu kanaatindeyiz. Halkın son derece önem verdiği bu teşkilat; devlet bünyesinde hayatî fonksiyonlar yerine getiren önemli bir organdır. Devletle Millet arasında önemli bir köprü, önemli bir bağdır. Dolayısıyla halkın daha çok din hizmeti, daha çok irşad hizmeti beklentisi karşısında ayak sürümeye devam etmek; bizi ileriye değil, geriye götürür.
Bu vesile ile şunu da özellikle belirtmekte yarar görmekteyim: "Din konusunda herkesin kendini yetkili görüp görüş serdetmeye kalkması” alışkanlığından vazgeçilmelidir. Çünkü din; gerçekten ihtisas ve yetkiyi gerektiren hassas bir konudur. Bu hususlarda yegane referansımız, yetkili bir kurum olarak Diyanet olmalıdır. Böyle- ce sun’i ve gereksiz tartışmaların ortaya çıkması önlenecek, halkın zihni bulandırılmayacaktır. Dinin fert ve toplum üzerinde müspet tezahürünü ortaya çıkarabilmek, dini bütünlük ve milli birliğimizi pekiştirerek devam ettirebilmek için buna şiddetle ihtiyaç vardır. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki, tarihi süreç içinde, bu teşkilatın İslam’ın ruhuna ve onun evrensel mesajına aykırı hiç bir yorumu, karar ve icraatı olmamıştır. Bundan sonra da olmayacaktır. Bu güne kadar olduğu gibi bundan böyle de halkımız bu güzide teşkilatımıza güvenmeye devam etmeli, O’nun aleyhindeki gerçekdışı ve maksatlı beyanlara itibar etmemelidir. Başkanlık olarak; köyüne, mahallesine, mezrasına varıncaya kadar bütün yurt genelinde ve Amerika’dan Japonya’ya varıncaya kadar 50 civarında ülke ve özerk bölgede, Anayasamızda belirlenen ilkeler doğrultusunda, milletçe dayanışmayı ve bütünleşmeyi amaç edinerek, her türlü siyasi gerçek dini bilgileri halkımıza, vatandaş ve soydaşlarımıza anlatmak; İslam’ın güzel ahlak sistemi içinde yer alan kardeşlik, sevgi, saygı, hoşgörü, yardımlaşma, dayanışma, kaynaşma, milli birlik, dini bütünlük, fedakarlık, vatan ve millet sevgisi, temel insan hakları gibi kutsal değerleri benimsetmek, her türlü zararlı alışkanlık ve kötülüklerden insanlarımızı uzaklaştırmak, halkımızı iyiye ve güzele yönlendirici, aydınlatıcı ve yol gösterici mahiyette rehberlikte bulunmak; hep temel ölçülerimiz ve şiarımız olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
Başkanlığımızın 74. kuruluş yıldönümünde bu teşkilatta görev yapmış olanlardan ahirete intikal edenleri hayırla yad ediyor, onlara Cenab-ı Hak’tan rahmet diliyorum. Emeklilerimize sıhhat ve afiyet içinde mesut ömürler, görevde olan bütün mesai arkadaşlarıma da çalışmalarında başarılar temenni ediyorum. ♦