Makale

ÇOCUKLARIMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZ

HAYATİ OTYAKMAZ

ÇOCUKLARIMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZ

Çocuklarımız, “dünya hayatının süsü” (El-Kehf:46); “Kalbin meyvesi" (Deylemî, Muhtâr’ul- Ehaais, s. 156); gözün nûru, gönlün neş’esi, ömrün sevinci, hayatın imtihanı (El-Enfâl, 29; Et-Teğâbün, 15) ve Allah’ın en büyük armağanıdır. Hayat, onlarla tatlı ve bereketlidir. Gönül, onlarla mutlu ve huzurludur. Yarınlar onlarındır. Çocuklar güle benzerler-, rengârenk açmış çiçekleri andırırlar.
Geleceğin teminatı çocuklardır. Ancak, bütün bunlar, çocuklarımıza güzel terbiye verdiğimiz takdirde ge- çerlidir. Çocuklarımıza dinî ve millî değerlerimizi öğretemediğimiz sürece ise-, dünyamız perişan, gönül buruk, kalb mahzun, göz yaşlı, hayat harap, İstikbâl karanlık ve ahiretimiz hüsrandır. Çünkü Müslüman, çocuğunun yetiştirilmesi ve terbiyesinden mes’uldür.
Allah Teâlâ, Et-Tahrîm sûresi ayet; 6’da meâlen şöyle buyurmuştur:
“Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk- çocuğunuzu öyle bir ateşten koruyunuz ki, onun yakacağı insanlarla taşlardır. (O ateşin) üzerinde öyle melekler vardır ki, çok sert, çok kuvvetlidirler. Allah, kendilerine ne emretti ise, O’na isyan etmezler ve emredildikleri şeyi yaparlar.”
O halde, çocuklarımızı ateşten korumanın yolu nedir? Onlara karşı görevlerimiz nelerdir?
Yukarıda geçen âyet-i kerîmenin gelişinden sonra Hz. Ömer (r.a.), Peygamber Efendimize (s.a.s.) şöyle sormuştun
“- Ya Rasûlallah! Biz, kendi nefeslerimizi, Allah ve Rasûlü’nün emirlerine iaat ederek, yasaklarından kaçınarak koruyabiliriz. Fakat, hanım ve çocuklarımızı ateşten nasıl koruyabiliriz?”
Kâinatın Efendisi Peygamberimiz (s.a.s.) şu cevabı vermişlerdin “Allah’ın emrettiği şeyleri onlara emreder, yasakladığını yasaklarsınız. Bu tutumunuz onlan korumak olur."
Peygamber Efendimiz: “Ey çocuklarım! Namazınıza, orucunuza, zekatınıza, fakirinize, yetiminize, komşularınıza dikkat edin. Onları gözetin.” şeklinde öğüt veren kişi içinde: “Allah o kişiyi mes’ut etsin” buyurmuşlardır.

ÇOCUKLARIMIZA KARŞI GÖREVLERİMİZİ ŞÖYLE ÖZETLEYEBİLİRİZ

1. Ana ve baba, çocuklarının her türlü ihtiyacını karşılayacaklardır: Onların yiyeceğini ve giyeceğini helalinden temin edecek, cimrilik ve israfa kaçmayacaklardır. Çocuklarının başka kimselerin eline bakmasını önleyecek, ihtiyaçları kadar harçlık vereceklerdir. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardın
“Bir adamın hayır yolunda harcadığı paranın en faziletlisi, aile fertlerine harcadığı paradır.”(1)
2. Ana ve baba, çocuklarının dinî ve millî, ahlakî terbiyelerini vereceklerdir: Önce Allah’ı ve Peygamberi, Kur’an’ı ve İslâm’ı tanıtacaklar ve belirli bir yaşa gelince ibadet etmeye alıştıracaklardır. İyi şeyleri yapmalarını, kötü şeylerden de uzak durmalarını tavsiye edeceklerdir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardın “Her çocuk, İslâm Dini’ni kabul edecek ruh ve vasat içerisinde yaratılmıştır. Ancak (kendi çevrelerinden ilhamlanan) ana-babalar çocuğu hristiyanlaştırır, yahudileştirir veya mecûsîleştirir”2’
“Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbiyeden daha üstün bir bağışta bulunmamıştır.”3
“Çocuklarınıza ikram (ve ihsan) ediniz. Terbiyelerine çok dikkat ediniz. onları güzel terbiye ediniz."4
“Çünkü onlar, Allah’ın size hediyesidir.”’5
“Yedi yaşındaki çocuklarınıza namaz ile emrediniz. On yaşına bastıkları halde kılmak istemezlerse onları te’dib ediniz. Kız ve erkek çocukların yataklarını ayırınız.”6
“Çocuklarınızı şu üç güzel haslet üzere yetiştiriniz: Peygamber sevgisi, O’nun Ehl-i Beyt’inin sevgisi ve Kur’an-ı Kerim okuma sevgisi”’7 Hz. Peygamberin üvey oğlu Ömer b. Ebu Seleme’nin rivayeti şöyledin “Ben Peygamber (s.a.s.)’in terbiyesinde yetişen bir çocuktum. Yemek yerken elim kabın her tarafına ulaşıyordu. Rasûl-i Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (s.a.s.) şöyle buyurdular:
“Ey çocuk! Besmele çek, sağ elinle ve (kabın) önünden ye.”
- Ben de bundan sonra bu tarzda yemeye devam ettim.1’
İmam Gazali (r.ah.) “İhya” isimli eserinde şöyle buyuruyor: “Çocuğu İslâm fıtratı üzerine yetiştirmek için ilk yapılacak şey; onun helâl lokma ile beslenmesidir."
Prof. Dr. Mazhar Osman şöyle demiştin “Mini mini bir kızı bebek gibi süslemek; yüzlerini, gözlerini, dudaklarını boyamak, parmaklarına, kulaklarına elmaslar takmak onları ahlâk ve faziletlerden uzaklaştırmaktır.”8
3. Ana ve baba çocuklarına güzel isim koyacak-, sevgi ve şefkat gösterecek, sünnet ettirecek, eğitim ve öğretimlerini yaptıracak, bir meslek sahibi olmalarını sağlayacak, yüzme ve atıcılık öğreteceklerdir. Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardın “Çocuğun anna-baba üzerindeki hakki: Güzel isim koyması, icab ediyorsa asil ve ahlâklı bir süt anneye vermesi, güzel ahlâkla yetiştirmesidir.”
4. Ana ve baba, çocuklarına daima güzel örnek olacaklardır-, Çocuklarının yanında kötü söz ve davranışlardan uzak kalacaklar, onlardan istediklerini önce kendileri yapacaklardın Mesela; çocuğuna namaz kıl deyip, kılmayan; camiye git deyip, gitmeyen; içki ve sigara içme deyip, kendisi içen bir ana ve babanın, çocuklarına verebileceği fazla bir şey olamaz.
Bunun içindir ki, Yüce Allah (c.c.) Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştun “Ey iman edenler! Yapmadığınız şeyi niçin söylüyorsunuz?”9’
Aile fertlerine namazı emret ve kendin de ona devam et. ”,10
5. Ana ve baba, çocuklarına adaletli davranacaklardın Çocuklar arasında kız-erkek ayırımı yapmadan-, sevgide, şefkatte, mükafatta eşit davranacak, birini diğerine üstün tutmayacaklardır.
Rasûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardın “Allah’dan korkunuz ve çocuklarınız arasında adaletli olunuz.11
“Sakın kız çocuklarını hor görmeyin.”
6. Ana ve baba, çocuklarını evlenme çağına gelince temiz ve faziletli bir eşle evlendireceklerdir. Eş seçimi yaparken, dindar, ahlâklı, bilgili, soylu olanları tercih edeceklerdir. Servet ve güzellik ön plana alınarak yapılan evliliklerin her zaman iyi neticeler vermediğini bileceklerdir.
O halde, çocuklarımızdan sevgi ve hürmet bekliyorsak, öldükten sonra bizi hayırla yâdedecek bir evlad istiyorsak, onlara karşı görevlerimizi yerine getirmeliyiz. Dinî ve ahlakî vazifelerini öğreterek yavrularımızı cehennem ateşinden korumalıyız. İslâm’ı güzel yaşayarak çocuklarımıza iyi örnek olmalıyız. Onların iyi arkadaş seçmelerini sağlamalıyız. Bizi ahi- rette kurtaracak bir eserimiz yoksa, yalancı dünyanın eserlerinin hiçbir değeri yoktur.
Kur’an-ı Kerim’de Cenab-ı Hakk şöyle buyuruyor:
“Biliniz ki, mallarınız ve çocuklarınız (sizin için) bir imtihandır. Büyük mükafât ise, Allah katindadır.”"12 Peygamber Efendimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: “İnsanoğlu öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak üç kimsenin (sevap defteri) kapanmaz. Sadaka-i Cariye (Cami, medrese, çeşme gibi kalıcı hayır eseri) bırakanlar; Hayırlı, faydalı ilim bırakanlar (dinî bir eser veya bilmî icat ve keşif yazan ve yapanlar); Anne ve babasına hayır dua eden (salih ve hayırlı) bir çocuk bırakan"13
Ne mutlu hayırlı evlada sahip olabilenlere!... ♦

(1) Riyâzü’s-Sâlihîn Tere Cilt-,1, Hadis NO: 288, Di
yanet Yayını.
(2) Buharî. Sahih, cilt-, 4, Hadis No: 664
(3) Tirmizî, Sünen, Cilt; 3, Hadis No; 2018.
(4) Seçme Hadisler, Diyanet Yayını, sh:29.
(5) Seçme Hadisler, Diyanet Yayını, sh:30.
(6) İmam Nevevî, R. Salihin, Cilt-, 1, Hadis No: 299
Diyanet Yayını.
(7) Kenzü’l-lrfan 1001 Hadis, sh: 179.
(8) Diyanet Çocuk Dergisi, Ocak, 1989, Sayı; 102.
(9) Saff Sûresi, Ayet; 2.
(10) Tâ-Hâ Sûresi, Ayet; 132.
(11) Taberani, Keşfü’l-Hafâ, cilt-, 1, Hadis No: 84.
(12) Enfâl Sûresi, Ayet; 28.
(13) Ö. Nasuhi BİLMEN, 500 Hadis (Hikmet Goncaları), Hadis No-, 67, Bilmen Yayınevi, İstanbul, 1989.