Makale

SOSYAL GELİŞİM VE AİLE

SOSYAL GELİŞİM VE AİLE


Yıldız Kızılabdullah
Ankara Üniv. Ilâhiyat Fakültesi


Çocuğun sosyal gelişiminde ilk ve en önemli etki ve katkı aileden gelir. Çocuk aile içinde büyüklerini taklit ederek büyür. Aile, çocuğun ilk sosyal deneyimlerini edindiği yerdir. Çocuğa yöneltilen davranış ve ona karşı takınılan tavır, ilk yaşantıların örülmesinde büyük önem taşır. Ailenin sosyo-ekonomik ve kültürel durumu, eğitim yapısı ve içinde bulunduğu çevre koşullarına göre yetiştireceği çocuk yapısı da farklı olacaktır.
Çocuğun gelişiminde ailenin birçok rolü vardır:
Aile, çocuğun sosyalleşmesinde kabul görmüş davranış biçimlerini benimsemesinde ona rehberlik eder.
Çocuğa kendini güvende hissetmesi için gerekli ortamı oluşturur.
Çocuğun ilgi ve ihtiyaçlarına cevap verir. Çocuğun her ortamda başarılı olabilmesi için yeteneklerini geliştirmesine yardım eder. Aile, çocuğu kültürel gereksinimlerine göre biçimlendirir. Onu nesneler ve günlük etkinlikler dünyasına sokar. Çocuğa karşılıklı ilişkiler ortamında, kültürden büyük ölçüde etkilenmiş olan maddi, sosyal ve duygusal bir referans çerçevesi sunar. Böylece aile, çocuğu kendi türüne uygun bir yaşam içinde yer almaya ve belli bir kültüre yöneltir.
Ailede kendini güven içerisinde hisseden bir çocuk, sevildiğini ve kabul edildiğini anlar ve görür. Bu, onun yeteneklerini geliştirmesindeki en büyük etkendir. Ailede anne babası tarafından desteklenen, korunan, anlaşılmaya çalışılan çocuk sağlıklı bir cinsel kimliğe sahip olur. Çocuk ailedeki rollerini öğrenerek topluma daha çabuk ve daha sağlıklı bir şekilde uyum sağlar ve dayanışma duygusu gelişir. Ancak böyle bir durumda çocuğun anne ve babasının ilişkilerinin de sağlıklı ve uyum içinde olması gerekir. Çünkü çocuk ilk izlenimlerini onlardan alır.
Çocuğun sosyal gelişiminde ailenin önemini belirttikten sonra, anne babaların sağlıklı bir sosyal gelişim için kaçınmaları gereken bazı hususları belirtmekte fayda mülahaza ediyoruz:
Tutarsızlık ilkesi:
Çocuğun bir davranışını bugün kabul etmiyorsak yarın da etmemeliyiz. Örneğin, çocuğun evde yemeği nasıl i yediğine aldırmayan anne f baba dışarıda aynı duruma kızabilirler. Bu onlar için bir tutarsızlıktır. Yapılması gereken bu alışkanlığın çocuğa her zaman için kazandırılmasıdır. Sorunu sahiplenme ilkesi: Anne babalar çocuklarının sorunlarını çözmek için onları yüreklendirmek yerine, sorunları çözme sorumluluğunu üstlenme tuzağına düşmektedirler. Oysa, tüm çocukların bazı sorunlarla karşılaşmaları kaçınılmazdır. Anne babaların yapması gereken onlara hazır çözümler sunmak değil, çözüm yolları önermektir.
Çocukları ile ilgili herhangi bir sorun karşısında anne babalar konuşmayı bırakmalı ve dinlemeye başlamalıdırlar. Bunun sonucunda çocuklar dinlenildiklerinin farkına varacaklarından dolayı sorunlarını daha rahat paylaşabileceklerdir.
Burada değinilmesi gereken noktalardan biri de anne babanın çocuğunu yönlendirmesidir. Çocuk ilgilerle dünyaya gelmez. O, bu ilgilerini bazı deneyimler sonucu geliştirir. Bunların geliştirilmesinde çocuğun zihinsel, bedensel ve fizyolojik özellikleri önemli rol oynar. Ancak en az bunlar kadar da etkili olan bir husus vardır ki bu da model aldığı kişidir. Yani anne babasıdır. Kitap okuyan, sinema ve tiyatro ilgisi olan bir anne babanın çocukları da bunlara ilgi duyan çocuklar olacaklardır.
Kitap, çocuğun zihinsel, duygusal ve sosyal gelişiminde önemli bir uyarandır. Aileler çocuklarına bu konuda gereken önemi ve ilgiyi göstermelidirler. Çocuklar küçük yaşlarda özdeşim kuracakları modellere ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla okudukları kitaplardaki kahramanlar onlar üzerinde derin izler bırakır, işte bu noktada aileler çocuklarının kişiliğini bozmayacak kitaplara yönlendirmeliler. En önemlisi de çocuklarıyla birlikte kitap okuyarak onlara bu alışkanlığı kazandırmalıdırlar.
Çocuk aynı zamanda tiyatroda da etkili bir öğrenme ortamına sahip olmaktadır. Çünkü tiyatro çocuğa yaşama sanatını öğretir. Çocuk tiyatroda gözlem yoluyla öğrenirken, oyun kahramanının davranışlarıyla kendini özdeşleştirerek farklı davranış kalıpları öğrenir. Anne babalar çocukların yaşına ve kapasitesine uygun tiyatrolar yoluyla onlara kendilerini ifade etme yollarını öğretmelidirler.
Yine resim çizerek de çocuk, karşılaştığı olaylar hakkındaki duygu, düşünce ve görüş biçimlerini dile getirmektedir. Çocuk, çizme,boyama ve resim yapma gibi faaliyetlerle çeşitli öğeleri birleştirerek anlamlı bir bütün oluşturur ve böylece deneyim kazanır. Anne babalar çocuklarını bu konuda teşvik etmeli onların el becerisi kazanmaları için onları yönlendirmelidirler.
İfade etmeye çalıştıklarımızdan da anlaşılacağı üzere çocuğun sosyalleşmesinde ailenin rolü çok büyüktür. Bundan dolayı anne babalar çocuklarının sağlıklı bir kişiliğe sahip olmaları ve topluma faydalı birer fert haline gelmeleri için üzerlerine düşen sorumluluklarını yerine getirmelidirler.

ÇOCUĞUN DİŞ SAĞLIĞI HAKKINDA BİLMEK İSTEDİKLERİNİZ

Prof. Dr. Şaziye Aras Ankara Üniv. Diş Hekimliği Fak.

Çocuğunuzun süt ve sürekli dişleri ne zaman oluşurlar?
Süt ve sürekli dişler çocuklar doğmadan önce çeneler içinde gelişmeye başlarlar.
Doğum sırasında süt dişlerin ağızda görülen kısımları gelişimlerini tamamlamış durumdadır. 6 yaşından sonra sürmeye başlayacak olan sürekli dişler de gelişimlerinin büyük kısmını bebekli ve erken çocukluk dönemlerinde tamamlarlar. Bunları söylerken sağlıklı ve dirençli dişlerin temelinin hamilelik ve erken çocukluk dönemlerinde atıldığını vurgulamak istiyoruz.
Sağlıklı bir diş gelişimi için neler gereklidir?
Dişlerin güzel görünmeleri ve çürüğe karşı dirençli olabilmeleri için iyi bir şekilde kireçlenebilmeleri gerekir. Bu da sağlıklı bir hamilelik ve çocukluk dönemi ve dengeli bir beslenmeyle mümkündür. Özellikle yeterli kalsiyum, fosfor ve D vitamini almayan hamile anne ve çocukların dişleri iyi kireçlenemeyecektir. Yine dişlerin gelişimi sırasında geçirilen ağır, ateşli hastalıklar çocuğun tüm metabolizması gibi dişlerine de etki etmektedir.
Sağlam dişlere sahip olabilmek için gelişimleri sırasında hangi besinleri almalıyız?
Hamilelik döneminde ve çocukluk çağlarında sağlam dişlere sahip olabilmek için kalsiyum ve fosfor içeren (süt, yoğurt, peynir), D vitamini (güneş ışığı, vitamin damlaları), C vitamini (portakal, limon, tüm çiğ sebze ve meyveler), A,B vitamini ve proteinden zengin (et, süt, yumurta) bir beslenme ana koşuldur. Gerekli bir diğer madde de FLUOR’dur. Süt ve sürekli dişlerin gelişimleri sırasında hamilelere ve bebeğe doktor kontrolünde verilecek flüor hapları veya diş yüzeyine sürülerek uygulan maddeler dişlerin daha sağlam olmasına yardımcı olacaktır.
Antibiyotikler diş gelişimine zarar verebilir mi?
Bunu tüm antibiyotikler için söyleyemiyoruz. Ancak TETRASİKLİN’ler kireçlenmekte olan dişlerin yapısına girerek, dişlerde açık sarıdan kahverengiye kadar değişen ve ömür boyu kalıcı renk değişikliklerine neden olmaktadırlar. Bu nedenle hamilelere ve çocuklara zorunlu olmadıkça Tetrasiklin grubu antibiyotiklerin verilmemesi gerekmektedir.