Makale

CAMİ SOSYAL BİR KURUMDUR

CAMİ SOSYAL BİR KURUMDUR
Doç Dr. Mehmet Şeker

Cami kelimesinin manasında sosyallik vardır. Zira kelime manası cemaati; içinde toplayan yer demek olduğuna göre cami, Müslüman toplumun belli bir gaye ve maksat için bir araya geldikleri yerdir. Bu manada mekan olarak camiler sosyal fonksiyonları olan müesseselerin başında gelir. Zira, ibadet maksadı ile çeşitli zamanlarda ve çeşitli vesilelerle, Müslümanları bir araya getiren cami, Müslüman toplumların vazgeçilmez müesseselerinden biri olmuştur.

Bilindiği gibi namaz, Allah’a kulluk borcunun edası olarak ifa edilen ve Allah ile kul arasında bir diyalog olarak nitelendirebileceğimiz farz bir ibadettir. Ama, cemaatle kılındığı zaman, toplulukla yapılan bir diyalog hüviyeti arz eder. Her sınıf insan; âmir, memur; fakir, zengin; âlim, cahil; büyük, küçük; kadın, erkek; hür, köle; kuvvetli, zayıf yan yana, omuz omuza saf bağlayarak cemaat olurlar. Böylece Allah huzurunda ve Allah katında herkesin eşit olduğu belirlenir. Namaz sayesinde; camiye gelen insanlar, hem birbirleri ile eşit olduklarını ve eşit yaratıldıklarını idrâk ederler, hem de günlük hayatlarında, birbirlerine karşı eşit davranmaları gerektiğini hissederler. İşte camilerin önemli sosyal fonksiyonlarından biri budur.

Bundan dolayı, Müslümanlar, zaman zaman bu psikolojik ve sosyolojik hâdiseyi yaşamaya mecbur edilmişlerdir. Günün beş vaktinde cemaatle namaz kılmaları emredilen Müslümanlar, Cuma günlerinde daha büyük bir cemaat oluşturarak, işi gücü o anda bırakıp bir arada ibadet için toplanmaya emrolunmuşlardır (Cuma Suresi, Âyet, 9). Burada, hafta boyunca yetecek manevî gıdayı alabilecekleri gibi, aynı zamanda, bir haftanın gerek ferdi, gerekse toplumu ilgilendiren olayların bir değerlendirmesinin yapıldığı hutbeyi dinlemek suretiyle de hayatına çeki düzen vermeyi öğrenir. Topluma karşı görevlerini tekrar hatırlamaya vesile olan öğütleri dinleyerek toplumsal bir varlık olan insan, kendi üzerine düşen görevi yapmaya böylece yönlendirilmiş olur.

Vakit namazlarına göre, daha geniş bir cemaatin toplanmasına imkân veren Cu-malardan ayrı olarak, daha kalabalık cemaatlerin bir araya gelmelerine vesile olan Bayram namazları da, senede iki defa da olsa, camilerin aynı inanca sahip kimselerin toplandıkları önemli sosyal hizmet veren müesseseler olduklarını ortaya koymaktadır.

İslam dünyasının hemen en küçük yerleşme alanlarında rastlanan cami ve mescitler, âdeta Müslümanlığın sembolü haline gelmiş müesseselerdir. Bu müesse-seler, sadece namaz kılınan ibadet mahalleri değil, aynı zamanda, insanların çeşitli ihtiyaçlarını da giderdikleri önemli birer sosyal merkezlerdir. Zira camiler, ilim ve irfan ocağı olarak tarihin en eski devirlerinden beri hizmet verdikleri gibi, günümüzde de birer kültür ocakları halinde, ibadet yeri olma fonksiyonundan ayrı bir hizmeti daha yerine getirmektedirler.

Müslüman, toplumu ile içice yaşayan bir kişi olmalıdır. Onun için Müslüman’ın cemaatten ayrı, kendi başına bir hayat sürdürmesi mümkün olamaz. Camiye, cemaate devam eden Müslümanlar arasında da, en azından tanışma ve bilişme olur. Bunu da, dayanışma ve kaynaşma takip eder. Kulluğunu idrak etmenin yanında, diğer kullarla münasebetlerinde de ilahi emir ve yasaklara muhatap olduğunu bilen Müslümanlar, kardeşlik duygularıyla birbirlerine yakınlık duyarlar, birbirlerini sever ve sayarlar. Birbirlerine karşı güven ve emniyet içinde olurlar. Devamlı camide görmeye alıştığı bir Müslüman arkadaşını göremeyince onun için meraklanıp, arkasını arayan, hâlini hatırını sorma ihtiyacını duyan bir Müslüman, gerçek bir kardeşlik örneği vermiş olur. Bu anlayışın hakim olduğu bir inancın sahibi olan Müslümanların devam ettiği camiler, sosyal dayanışmanın gerçekleşmesine yardımcı olan müesseselerin en önemlilerinden biri olarak İslâm dünyasının her köşesinde yer almış bulunmakta-dırlar

Kimsesizlerin sığındıkları huzur mekanları oldukları gibi, yabancıların da kendilerini yabancı hissetmeyecekleri bir ibadethane olan camiler, aynı zamanda yardıma muhtaç olanların ya gizlice, ya da açıkça görülüp gözetildikleri sosyal müesseselerdendirler.

İslâm-Türk medeniyetinde sadece mimarî yapılar olarak görülen camilerin, aynı zamanda insanların yerleşme yerlerinde, etraflarının çevrelendiği birer toplanma merkezleri, mahallenin, köyün veya bölgenin ihtiyaçlarının da ortadan kaldırılması için görüş ve fikirlerin konuşulduğu müesseseler oldukları görülmektedir. Bu yönleri ile de camiler gerçek birer sosyal mü-essesedirler.

Eski insanlar, namazlarını vaktinde ve bilhassa cemaatle kılmaya dikkat ve itina gös-terirlerdi. Cami, kalabalıkların en kolay ve en samimi bağlarla sosyalleşe bildikleri ve kendi aralarında bir aşinalık alış verişi edip, manevi bir köprü kurdukları bir mahaldi. Öyle ki, in-sanoğlu kendi kendini madde aleminin günlük sıkıntısından; iş gibi, yemek içmek ve uyumak gibi, robotvârî mekanik esaretinden bir nevî bağımsızlık bölgesinin huzur ve güvenliğine atmak sûretiyle, hürriyetine ve kendi başını dinlemeye kavuşarak camiye sığınırdı.

Camileri, daha geniş hizmetler ifa eden sosyal müesseseler hâline getirmek, Müslümanla-ra düşen görevlerin başında gelir. Sadece ibadet maksadıyla değil, camileri insanların her çeşit problemleri ve meseleleri ile ilgilenilen bir ocak, bir yuva haline getirmek ancak, Müslümanların bu müesseseleri benimseyip, bunlara sahip çıkmaları ile mümkün olur.