Makale

Niçin Yaygın Din Eğitimi?

Niçin Yaygın Din Eğitimi?

Mehmet BULUT
Doktora Öğrencisi

Dinin temelini müteâl varlık olan "Allah bilgisi" oluşturduğundan dinî bilgi insanın müteâl varlıkla münasebetini tanzim eden bir bilgi türüdür. Bu nedenle, dinin olduğu yerde, keyfiyeti nasıl olursa olsun, onun eğitimi de olmuştur. Tabii olan da budur. Çünkü, bireyin olduğu kadar, toplumun da sosyal kontrolünü sağlayan vasıtaların en önemlisi dindir. Dinin vazettiği inanç sisteminin, dünya görüşünün fert ve topluma ulaştırılması eğitim vasıtasıyla mümkün olmaktadır. Din gerçeğinin inkâr edilememesindendir ki, onun eğitimine, fertlerin dinden gelen değer yargılarını öğrenmelerine ve bunları kendilerini izleyen kuşaklara aktarabilmelerine imkân sağlanması inanç ve vicdan hürriyetinin bir gereği olarak kabul edilmiştir.
Dinin esasını fert ve topluma doğru bir şekilde öğreterek dinin amacına uygun yönlendirmeyi temin etmek; böylece ferdin ve toplumun huzur ve istikrarına katkıda bulunmak, toplum düzeninde dinin müsbet etkisini ortaya çıkarmak bakımından, din öğretimini de içine alan din eğitimi ve bu bağlamda yaygın din eğitimi fevkalade önem taşımaktadır.
Toplumun bütün kurum ve birimlerini ilgilendiren genel eğitim, örgün ve yaygın olmak üzere ikiye ayrıldığı gibi din eğitimini de örgün ve yaygın din eğitimi şeklinde iki kısımda ele alıp inceleyebiliriz. Kısa ifade ile "okul dışı eğitim" diyebileceğimiz yaygın eğitim, fertleri ve toplumu arzu edilen hedeflere ulaştırmasında önemli bir vasıta olarak fonksiyonel bir eğitim alanıdır.
Din eğitiminin önemli faaliyetlerinden biri olan "yaygın din eğitimi"ne gelince; bu eğitimi, halka dini bilgi veren, hayatı yorumlama becerisini kazandıran, ortak dini ve milli değerleri aşılayan; dinin kardeşlik, fedekârlık, hoşgörü gibi meziyetlerini kazandıran, dini ibadetlerin usulüne uygun yerine getirilmesine yardımcı olan bir eğitim olarak tanımlayabiliriz.
Yaygın din eğitiminin mahiyetine kısaca temas ettikten sonra şimdi "Niçin Yaygın Din Eğitimi" sorusuna cevap bulmaya çalışalım.
Bir defa yaygın din eğitimi, çok değişik zaman ve mekanlarda, her yaş ve cinsiyetten ve farklı tahsil düzeyinde müminlere sunulabilen bir eğitimdir. Genel ve oldukça kapsamlı bir eğitim türüdür.
İkincisi, Hz. Peygamberin "Beşikten mezara kadar..." ifadesiyle formüle ettiği tahsil buyruğu istisnasız herkesi eğitim ve öğretim etkinliği içerisine çekmektedir. Bu durum İslam eğitiminin "umumîlik" esasına dayandığını ortaya koymaktadır. Yani İslam, bütün insanların doğumdan ölüme kadar eğitim ve öğretim faaliyetlerinin içinde olmalarını istemektedir. Buna göre İslam eğitiminin karakteristik özelliği yaygın din eğitimini öne çıkarmaktadır.
Üçüncü olarak, insandaki din duygusunun bilinçleştirilmesinde, bu duygunun insanın davranışlarında etkili hale getirilmesinde, böylece "din duygusu" gibi güçlü ve manevi bir otoriteyi toplumun huzur ve saadeti yönünde daha verimli kılınmasında yaygın din eğitimi faaliyetlerinin özel bir yeri vardır.
Sonra yaygın din eğitimi, insanlara sadece pratik dini malumat vermekle kalmaz, bu bilgilerin tatbikinin yollarını da gösterir, dinin yaşanması, müminlere dindarlık kazandırılması da amaçlanır. Sözgelimi camide verilen bir vaaz ve okunan bir hutbe ile cemaata dini malumat verilirken onlardan "müslü- manca" yaşamaları da istenir. Esasen kendi hür iradesiyle o mekana gelmiş mü’min bu telkine teşnedir, böyle anlatılmasına ihtiyaç duyar ve anlatılanları huşu içinde dinler.
Ayrıca dinin milli kültürün en önemli unsurlarından birisi olması, millet birliğinin sağlanmasında bir nevi sigorta görevi yapması da yaygın din eğitiminin önemini artırmaktadır. Çünkü Din, bir milleti meydana getiren unsurlar arasında önemli bir yer tutar ve diğer unsurları da etkiler. Vatan duygusunun oluşmasında, milli tarihin akışında sosyal ahlakın şekillenmesinde, milli terbiyenin yönlenmesinde dinin rolü ve önemi inkar edilebilir mi? Bu durum, inkar edilemeyeceği gibi yaygın din eğitiminin önemi de inkar edilemez.
Yaygın din eğitiminin en önemli mekanları cami ve mescitlerdir. İslâm dininin mabetleri olan camilere gelenler, hiçbir baskı ve zorlamaya maruz kalmadan, tamamen kendi hür iradeleriyle gelmişlerdir. Amaçları kulluk borçlarını ödemek, Yaratıcısına daha yakın olmak ve onun rızasını kazanmak ümidiyle dini ibadetlerini yerine getirmek ve din konusunda malumat sahibi olmaktır. Böyle yapmakla, manevi görev ve sorumluluklarını yerine getirmenin kişiye verdiği huzurla birlikte, hem günlük hayatın sıkıntı, güçlük ve zorluklarından arınmış, hem de çevresindeki insanların haklarına riayetle toplumda sevgi ve hoşgörü ortamını hazırlayacak davranışları kazanmış olur. İşte din görevlileri, yaygın din eğitimi yoluyla bu niyetteki insanlara rehberlik etmektedirler.
Yazımızı, ülkemizde yaygın din eğitimi faaliyetlerinin resmi düzenleyicisi durumundaki Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu yönüyle taşıdığı değere ve yüklendiği sorumluluğa bir iki cümleyle temas ederek bitirelim. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Müslüman Türk halkı nezdinde taşıdığı değerlerden en önemlisi, halka götürdüğü irşad ve eğitim faaliyetleri noktasındır. Çünkü ülkemizde özellikle camilerde din görevlileri aracılığıyla verilen din hizmetleri ve din eğitimini yürütmekle sorumlu teşkilat, Diyanet İşleri Baş- kanlığıdır. Ülkemizde halkın dini kültür düzeyinin artması, fertlerin dini selabetinin yoğunluk kazanması, oranında başarı kazanmış olacaktır. Bu açıdan Teşkilatın ve her biri irşad ordusunun neferi olan din görevlilerinin mesuliyeti ağırdır.