Makale

başyazı - DİN HİZMETLERİNDE MEDYANIN YERİ

başyazı

DİN HİZMETLERİNDE MEDYANIN YERİ

Mehmet Nuri YILMAZ
Diyanet İşleri Başkanı

Belirli zaman dilimlerinde periyodik olarak neşredilen yayın organlarına "Basın" denildiği malûmdur. 20. Yüzyılda bunlara radyo ve televizyonun da eklenmesiyle "Medya" denilen geniş bir kitle iletişim camiası oluşmuştur.
Bilginin araştırılmasında, toplumlararası ilişkilerde ve sosyo-kültürel değerlerin taşınması konusunda basın-yayının çok önemli bir yeri vardır. Haberleşme (İletişim), öteden beri kişiler ve toplumlararası ilişkilerde önemli bir yer tutmuştur. Telekomünikasyon araçlarının hızla artması ve yeni teknolojilerin gelişmesiyle birlikte son yirmi yıl içinde hızlı bir değişim yaşanmış ve asrımız uzay çağıyla birlikte yeni bir iletişim çağına girmiştir. Günümüzde bilginin üretilmesi ve araştırılması yanında, bilginin duyurulması ve yorumlanması öne çıkmaktadır. Bu durum, bilgi ve değer konusunun yeniden tartışılmasını da gündeme getirecektir.
Kültürel müesseselerin temelinde “Din" unsuru bulunmaktadır. Bu gerçek, medya için de geçerlidir. Son on-onbeş yıl içinde yaşanan hızlı değişim sonunda varılan nokta bunu ispat etmektedir. Marksizmin, dini sadece bir üstyapı kurumu olarak gören anlayışı , artık fiilen de çürütülmüş ve iflas etmiş bulunmaktadır. Medeniyet tarihi araştırmaları, ondokuzuncu asrın bazı ön yargılı sosyoloji araştırmalarının yerini almıştır. Arnold Tonybee’den Will Durant’a, Samuel Huntigton’a kadar çağımızın önde gelen tarihçileri, dinin önemini ve medeniyetlerin teşekkülündeki etkin fonksiyonunu kabul etmişlerdir. Dinin sosyal hayattan dışlanması ve etkilerinin yok edilmesi, hiçbir devirde mümkün olamamıştır. Bu yöndeki bütün gayret ve çalışmalar hatta baskı ve zorlamalar; akametle sonuçlanmıştır. Dini yok sayan hiçbir sistem ayakta duramaz ve varlığını devam ettiremez. İşte bu gerçeğin artık iyice anlaşılmasından dolayıdır ki, özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde çok hızlı bir şekilde dine yöneliş gözlenmektedir.
İslam münevverlerinin ve din görevlilerinin çağımızdaki bu hızlı değişimi iyi tespit ederek uygun bir davet ve tebliğ yöntemi uygulamaları durumunda, 21. asrın İslam’a yöneliş ve ihtida konusunda daha büyük bir atılıma sahne olacağını-rahatlıkla-söyleyebiliriz. Ancak İslam dünyasının bu hızlı değişime gereğince hazırlandığını, bu konuda uzun vadeli hizmet planlarının bulunduğunu, maalesef iddia edemiyoruz. Günübirlik işlerle yoğun olarak meşgul bulunan İslam ülkelerinin, tebliğ ve irşad hizmetleri konusunda asrın teknolojik ve sosyolojik gelişmeleriyle desteklenmiş stratejileri mevcut değildir. Bu önemli bir eksikliktir. İlim adamlarının ve müslüman aydınların bu konudaki boşluğu doldurma yönünde kafa yormaları ve vakit geçirmeden icab eden atı- lımları yapmaları gerekir.
İslam Dini açısından "Farz-ı Kifaye" olan irşad ve tebliğ vazifesinin ifası; çağımızın iletişim araçlarından en iyi bir şekilde istifade ile daha ileri boyutlara taşınabilir. Bu husus; müslüman aydınların ve din görevlilerinin her zaman gözönünde bulundurmaları ve asla hatırdan çıkarmamaları gereken bir noktadır. Çünkü kalabalıklaşan ve dağınık bir şekilde yaşamak durumunda olan insanlara, artık eski klasik metotlarla ulaşmak ve İslam’ın mesajlarını ulaştırmak mümkün değildir. Bu nedenle yazılı, işitsel ve görsel yayın organlarından, özellikle radyo, televizyon ve bilgisayarlardan istifade etmek suretiyle geniş halk kitlelerine yönelik irşad ve tebliğ programları düzenlenmesi, kaçınılmaz bir zaruret halini almıştır.
Gayr-i ahlaki yayınların insanlarımızı, özellikle gençlerimizi menfi yönden etkilediği günümüzde; iyilikleri tavsiye etme, güzele ve doğruya teşvik etme, kötülüklerden vazgeçirme, zararlı akımların tesirinden koruma, toplumda faziletlerin ve insani değerlerin yaygın olarak yerleşmesi ve yükselen değerler olarak korunması konularında, bütün mü’minlere, bilhassa basın-yayın hizmetleriyle vazifeli bulunanlara çok büyük görevler düşmektedir. Bu; aynı zamanda dini, milli ve insani bir görevdir. Çünkü Cenab-ı Hak bu konuda buyuruyor ki;
“(Resûlüm) Sen, Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel şekilde mücadele et! Rabbin kendi yolundan sapanları en iyi bilendir ve O, hidayete erenleri de çok iyi bilir.” (Nahl: 125)
İşte bu görevin önemini idrakten dolayıdır ki, Başkanlığımız; 1951 yılında Döner Sermaye İşletmesi’ni kurmuş, bugüne kadar 300’ün üzerinde yayın neşrederek halkımızın istifadesine sunmuştur. Bu konuda duyulan ihtiyacı karşılamak maksadıyla, Diyanet Aylık Dergi, Diyanet Çocuk Dergisi ve Üç Aylık ilmi Dergi’nin yanında sesli ve görüntülü pek çok eser hazırlanmıştır ve hazırlanmaktadır. Hazırladığımız pek çok sesli ve görüntülü paket program yayınlanmak üzere arzu eden radyo ve televizyon kuruluşlarına ücretsiz olarak verilmektedir. Diğer alanlarda olduğu gibi yayın sahasında da, daha büyük atılımlar yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmamalıdır. Bu maksatla Dini Yayınlar Dairemizin bünyesinde "Sesli ve Görüntülü Yayınlar Şubesi Müdürlüğü kurulmuş bulunmaktadır. Ayrıca genel ve bölgesel yayın yapan radyo ve televizyon kuruluşlarımızın arzu etmesi durumunda, il ve ilçe müftülüklerimiz onlarla dini yayınların düzenlenmesi konusunda yardım ve işbirliğine hazırdırlar.
Bu vesile ile bütün mü’minleri, ahlak ve fazilet yarışında kendilerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmeye davet ediyorum.